• BIST 95.421
  • Altın 266,060
  • Dolar 5,7800
  • Euro 6,5815
  • İstanbul 29 °C
  • Adıyaman 38 °C
  • Ankara 33 °C

İNSANIN ÖZGÜRLÜĞÜ ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Y.YAVUZYILMAZ

                İnsanlık tarihinin en kadim sorunlarından biri de insanın özgürlüğü sorunudur. Bu sorun, düşünce tarihinin en önemli sorunlarından biri olmuştur. Özgürlük sorunu sadece düşünce tarihinin temel sorunlarından bir olmakla kalmamış aynı zamanda dinlerinde temel sorun alanlarından biri olmuştur. Nitekim üzerinde yüzyıllardır tartışma yapılan “kader” konusu da özgürlük sorunuyla ilgilidir. Ana sorun, insanın eylemlerinde özgür olup olmadığı sorunudur.

                Özgürlük tartışmalarında temel sorun, insanı özgürlükten uzaklaştıran faktörlerin neler olduğu sorunudur. Bu sorunlar bilinirse ve engellenebilirse insanın özgürleşmesinin de önü açılabilecektir.

                Çok sayıda düşünür insanın gerçeğe ulaşmasını engelleyen faktörlerin ne olduğu üzerine farklı düşünceler üretmişlerdir. Ancak şunu açıkça belirtmek gerekir ki, özgürlüğün ne olduğu konusu üzerinde farklı anlayışlar vardır. Bu anlayışların en farklı olanları İslam dünyası ve Batı toplumlarındaki özgürlük anlayışlarıdır.

                İslam dünyasında özgürlük, asıl gerçeklik olan Allah’a ulaşmak ve bu yolda önüne çıkabilecek engellerden arınmakla gerçekleştirilebilecek bir anlayışla temellendirilir. Batı dünyasında ise bizzat Allah’a inanç özgürlük yitimidir. Bu anlamda egemen anlayış “Ne Tanrı, ne efendi” olarak formüle edilmiştir. Batı dünyasına egemen olan aydınlanma felsefesi, rasyonalizm, pozitivizm, materyalizm, egsiztansiyalizm düşüncelerine göre özgürlük insanın daha üst bir ilkeye bağlanmaksızın kendi aklıyla varlığı anlamlandırmasıdır. Aydınlanma düşüncesinin temellerinden olan rasyonalizme göre insanı gerçeğe ulaştıracak tek yol akıldır. Aklın ötesinde, dışında, üstünde insana rehberlik edecek hiçbir kaynak yoktur. Dolayısıyla vahiy doğru bilgi kaynağı olamaz. Batı dünyasının gerçek bir bilgi kaynağı olarak kabul etmediği vahiy, İslam inancında hakikatin tek kaynağıdır. Vahiy insanı kölelikten kurtararak özgürleştirecek bilginin ta kendisidir.

                Batı dünyasında insanı gerçeklerden uzaklaştıran faktörler üzerinde ayrıntılı olarak duran ilk düşünür, Descartes’la beraber bilimsel düşüncenin temellerini atan F. Bacon’dır. Bacon salt akıl yürütmeye dayanan Aristo felsefesine karşı deneyciliği savunan bir yönteme sahiptir.

                Rivayet o ki, bir grup papaz atın üzerinde seyahat ederken, atın ağzındaki diş sayısı konusunda tartışmaya girmişlerdir. Uzun tartışmalardan sonra Aristoteles’in bu konudaki düşüncesine bakmaya karar vermişler ve tartışmayı sonlandırmışlardır. Oysa Bacon’un önerisi basittir: Attan inin ve dişlerini sayın. Bu Aristoteles’in akılcılığına karşı deneyciliğin zaferidir. Böylece Ortaçağ boyunca hakim olan zihniyet kökten bir değişim geçirir. Aristoteles’in hakimiyetinin kırılmasıyla birlikte büyük bir paradigma dönüşümü yaşanır ve Rönesans Dönemi başlar. Bacon bir yandan Aristoteles’in egemenliğini yıkmıştır. Kuşkusuz Aristoteles’in yöntemini konu alan temel eseri “Organon” yerine “Novum Organum”(Yeni Oeganon) adlı eseri yazması rastlantı değil, bilinçli bir tercihtir.

                F.Bacon, insan zihninin doğruya ulaşmasını engelleyen faktörlere idol veya put adını veriri. Ona göre bu putlar şunlardır:

1. Soy (Tribus) Putları: Bunlar insan soyunun ortak özelliklerinden kaynaklanan önyargılardır.

2. Mağara (Species) Putları: Soyunun genel özelliklerine ek olarak, her insanın kendi mizaç özelliklerinin, aldığı eğitimin ve toplumsal etkilerin sonucu olarak belli bir zihinsel tutum ve alışkanlığı oluşur ve dünyaya, olgulara bu zihinsel tutum ve alışkanlıkları bağlamında bakar.

3. Çarşı-Pazar (Fori) Putları: Sözcüklerin kullanımı ile ilişkili putlaştırmalardır.

4. Tiyatro (Theatre) Putları: Birtakım felsefe sistemlerinin ya da kuramların zihnimize yavaş yavaş yerleşerek ve düşünme tarzımızı belirleyerek orada etkili olmaya başlamalarıdır.

                İnsan zihninin doğruya ulaşabilmesi için putlardan arındırılması gerekir. İnsan olmaktan, toplumsal yaşantıdan, dilden ve felsefe sistemlerinin etkisinden kurtulması özgürleşmenin ön koşuludur.

Benzer şekilde Ali Şeriati, "İnsanın Dört Zindanı" adlı çalışmasında insanı özgürlükten uzaklaştıran faktörleri söyle sıralar:

1-Tabiat zindanı

2-Tarih zindanı

3-Toplum zindanı.

4- Benlik zindanı.

Şeriati'ye göre ilk üç zindan bilim ile aşılabilir. En zor zindan benlik zindanıdır. Onu bilimle aşmak mümkün değildir. O ancak din ile aşılabilir.

Hiç kuşku yok ki, insanın özgür olabilmesi, özgürlüğün önündeki engelleri ortadan kaldırmasıyla mümkündür. Şeriati’nin de isabetle belirttiği gibi benlik zindanı  aşılması en zor olan zindandır. Çünkü, benlik zindanı heva ve hevesle, yani iç dünyamızla ilgili bir zindandır. Diğer zindanlar olan tabiat, tarih ve toplum zindanı dış zindanlar olduğundan mücadele edilmesi çok daha kolaydır. Benlik zindanını etkisinden kurtulmak için heva ve hevesin etki alanından kurtulmak gerekir. Nitekim Aziz Kur’an heva ve hevesini Tanrı edinenleri kınamıştır.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr