• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 18 °C

İnsanın Tekâmülü

Bilal AKGÜL

      Âdem (as)’in yasak meyveyi yemesi ve akabindeki süreç insanın tekâmülü (kemale ermesi), kâmilleşmesi açısından önemli tecrübeler içermektedir. İnsan, süreç içindeki davranışları ve uygulamaları ile asli hüviyetini koruyabildiğine veya kaybedebildiğine göre, eğitsel açıdan sınanma insanın tekâmülünü nasıl etkilemektedir?

         İnsan fıtratında bir değişiklik olmayacağına göre, fıtri özellikleri Hz. Âdem döneminde ne ise bugün de odur. Evrensel bir fıtrat üzerine biçimlendirilen, değişen araç ve gereçler kullanan insanoğlunun, her dönem için imtihan ve kulluk göreviyle yaratıldığı aşikârdır. O halde imtihanı, insanın tekâmülünde bir imkân olarak görmek de mümkündür.

         Tekâmül halinde olan insanın vasıfları sayılırken nankör olması, aceleci olması, sayılan vasıflarından birkaç tanesidir. Bunun yanında tekâmül yolu, düşüp kalkmaların, deneme yanılmaların, hataların, iniş çıkışların birbirini izlediği esaslı bir süreç, bir yol olarak da ifade edilebilir.

         Âdem (as)’in yasak meyveyi yemesini müfessirler, halife olarak yaratılan insanın yetiştirilmesi, dünya hayatına hazırlanması olarak değerlendirmiş, insandaki saklı güçleri uyarma, kışkırtmaları anlama, cezayı tatma, pişmanlığı duyma, düşmanı (şeytanı) bilme, neticede de ‘güvenli bir ortama sığınma’ için bir alıştırma, bir eğitim çalışması olarak ifade etmişlerdir.

         İnsanın, halife olan insanın, yine hilafet merkezi olan dünyaya, burada karşılaşabileceği durumlarla ilgili tecrübeyle donanmış olarak inmesi önemli görülmüş olacak ki böyle bir eğitime tabi tutulma gereği duyulmuştur. Çünkü Âdem (a.s)’in yasak meyve imtihanında karşılaştığı imtihana benzer birçok tecrübelerle dünyada sık sık karşılaşma olasılığı bu yorucu ve sabır gerektiren mücadeleye hazırlanmasını, öğüt ve sakındırmaların yapılmasını gerekli kılmıştır.

         Bu minvalde şunu ifade edebiliriz ki medeniyetimiz insan iradesine, fıtri olanın katışıksız ifadesine büyük önem vermiştir. Yapılacak eğitim çalışmalarının insanın iradesini güçlendirecek, insanın  ‘insan’ olma vasfını disipline edecek, fıtri olan davranışların uygulamada görülmesine katkıda bulunacak özelliklere sahip olması, çalışmaların temel hedeflerinden biri olarak görülebilir.

Yine yapılacak eğitim çalışmalarının bireyi hayatın akışı içindeki imtihan, sınanma gerçekliğiyle yüzleştirecek, günlük hayatta somut karşılığı olan bir temelde verilmesi, verilen eğitimin birey açısından meşruiyet kazanmasına, bireyin tekâmülüne katkıda bulunmasını sağlayacaktır. İnsanın iradesini güçlendirmesi, arzularına boyun eğmemesi ve kendisine yöneltilen kışkırtmalara kapılmaması, onu yüceltecek uygulamaların önünün açılması anlamına gelecektir. Aksi durumda ise verilen bilginin kişiye hamallık dışında bir etkisi olmayacaktır.

            ‘İnsan fıtraten olumlu olduğu için daima ulvîyat üzerinde bulunur. Ulviyat üzerine meşgul oldukça iyi insanlarla ünsiyet edildikçe (dostluk yaptıkça) takviye görür, günbegün terakki eder. Ruh tekâmül ettikçe iradenin güçlenmesini, bakış açısının arılanmasını, davranışların tekâmülünü güçlendirecek; tehlikelerle dolu bu yolculukta güvenli bir seyre sahip kılacaktır.’

         Şairin dediği gibi

            “Kalp sarayın eyle pak,

            Şayet gele Sultan sana.”

         Yabancı kavramların gölgesinde insanın tekâmülünü arzulamak, kâmil insan tanımı yapmak eksik kalır. Eksik kalır; çünkü bugün özellikle batılı terimlerle yapılan tanımda, kutsal tanımayan, heva ve hevesini tatminde sınır kabul etmeyen bir anlayış, batının insanın tekâmülünün yol haritasını belirlemektedir. Bu da değer merkezli bir hayatı ideal edinenler için sorunlu bir kalkış noktasıdır.

Günü birlik yaşamı kutsallaştıran batı tasavvuru insanın ayırıcı, tabii özelliklerini tahrip eden, yozlaştıran bir anlayışı tekâmül anlayışının merkezine yerleştirerek ‘öz’de insanla ilgili felsefesini ortaya koymuş oluyor. İnsanın diğer varlıklardan farkını ortaya koymak yerine ortak yanlarını çoğaltan bir anlayış…

         Tekâmül, hayat boyu süren bir yolculuktur. Bu yolculukta ruhun cevvaliyetini takviye edecek uygulamalara her daim ihtiyaç olacaktır. Yine bu yolculukta sınanmaların, gelgitlerin hayatın bir parçası, tekâmülün (kemale ermenin) imkânları olduğunu kaydetmek gerekir. Bu imkânları, ‘güvenli ortam’ları merkeze aldığımız müddetçe kâmilleşmede katkısını beklemek mümkündür.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr