• BIST 104.977
  • Altın 146,309
  • Dolar 3,5122
  • Euro 4,1828
  • İstanbul 26 °C
  • Adıyaman 28 °C
  • Ankara 25 °C

İnsanın yalnızlığı

Ayhan ŞİMŞEK

İnsan aslında yalnız bir varlıktır. Bu yalnızlık tek başınalıktan öte, varoluşsal bir sorundur. Ve kendinin farkında olan her insan bu “yalnız”lığının bilincinde olarak, bir arayış içindedir. İnsanla ilgili bütün hikâyelerde, mitolojilerde, bütün beşeri dinlerde bu yalnızlık, tarih boyunca muhtelif şekillerde ve dillerde ifade edilmiştir. Bu öyle bir yalnızlıktır ki, insana eziyet veren tek gerçekliktir denilse abartı olmaz!

Pekiyi de bu yalnızlık niçindir? Erich Fromm, “yalnızlık, aşktan ve yabancılıktan doğar” diyor. Bu doğrudur. Bir mabuda, bir sevgiliye aşık olan kimse, diğer bütün yaratılmışlarla yabancılaşır ve ondan başka hiçbir şey onu tatmin etmez. O olmadığı zaman ister istemez yalnız kalır arayışta olan insan. Çevresindeki fertlere, eşyalara ve diğer şeylere yabancı olan kimse, onlarla bütünlük kuramaz, onlarla anlaşma sağlayamaz, yalnız kalır ve yalnızlık duyar.

 

İnsan, insan olma merhalesine yaklaştığı oranda daha fazla yalnızlık hisseder. Daha derin olan, daha üstün olan ve daha seçkin bir ruha sahip bulunan kişilerin, halk yığınının duymakta olduğu günübirlik heveslerinden ve genel zevklerinden sıkıntı duymakta olduğunu görürüz. Veya ruhları yüceldiği ve aşkın düşüncelere kapıldıkları oranla, toplumla ve zamanla aralarına mesafelerin girdiğini ve zaman içinde yalnız kaldıklarını görürüz.

Peygamberlerin, büyük liderlerin ve dahilerin biyografilerini okuduğumuzda onların belirgin sıfatlarından birinin kendi dönemlerindeki yalnızlıkları olduğunu görürüz. Kendi dönemlerinde meçhuldürler, gariptirler ve yurtlarında yabancıdırlar. İnsanı kendi toplumunda yalnızlaştıran sebeplerden biri, halkın tamamının tanıdıklarına, onun yabancı olması, halkın içip tat aldığı su kaynağının kenarında onun susuz kalışı, herkesin iyice yiyip doyduğu sofra başında onun aç kalışıdır. Ruh, tekâmüle ulaştığı ve Kur’an’da Hz.Adem’in kıssası diye bahsedilen aşkın insana erdiği sürece daha bir yalnız kalır insan.

Kim yalnız değildir? Herkes ile aynı düzeyde olan, zamanın rengini almış bulunan, herkesin rengini kendi rengi edinen, herkesle anlaşabilir olan ve her şekil ve boyutuyla varlıklara denk olan kimse, kendini yalnız, tek ve meçhul görmez. Çünkü herkesle birdir, o topluluk içindedir, toplulukla yer, giyinir, zevk alır ve toplulukla aynı davranır. Boşluk hissi, bu toplumun, bu zamanın ve günübirlik basitliklerin doyuramadığı ruhlarla ilgili bir şeydir. Kaçma hissi, yalnızlık hissi ve bu kaçışın aksülameli olan aşk hissi, onu taptığı ve anlaştığı taraflara doğru çeker. Yöneldiği yer kendisine layık olan ve kişiliği ile uygunluk arz eden yerdir. Bu ruhta yalnızlık ve aşk hissi, bu ruhun gelişmişliği oranında da güçlü şiddetli ve daha ıstırap verici olur. İnsanın derdi, müteal insanın derdi, yalnızlık ve aştır. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr