• BIST 90.787
  • Altın 254,429
  • Dolar 5,8790
  • Euro 6,5887
  • İstanbul 24 °C
  • Adıyaman 22 °C
  • Ankara 18 °C

İnsanlığın Gelmiş Olduğu Son Nokta Hissizlik

Yasir Polat

Bir virüs düşünün, atmış kilometre hızla belirli bir coğrafyaya yayıldığını…
Isırdığı andan itibaren saniyeler içinde bulaşan ve tüm vücudu saran bir virüs, tüm coğrafyaya hatta ülkelere sirayet eden bu hastalıklar yumağını değil durdurmak, karşı koymaMAK gibi bir duruşun meftunlarıyız.
Virüs adını vermiş olmam karizmatik durduğu için ya da yabancı kavramlar peşinde olduğum için değil, insanı ve değerlerini yok sayıp, yakıp yok edip, manasını icra ediyor olmasındandır. Tarumar etmiş olduğu değerlerin yerine “hissizlik” binasını sağlam temeller üzerine inşa edişi, manasının hakkını verdiği anlamına gelir. İnsanlığın bu azılı kavrama ve oluşturuyor olduğu yeni imarlara karşı sempati duyması, hastalığın ne denli ileri olduğunun göstergesidir. Bazı dizi, film ve zamane kitaplarının insan canına kıymayı harikulade bir betimleme ve tasvir etme sanatları ile birleştirilmesi sonucu insan canına kıymayı, zulmetmeyi, hakkını gasp edip değerlerini aşağılamayı birer akım haline getirmiştir.
Son zamanlarda hayvanlar ile ilgili ön plana çıkan detaylı haberlerin ne kadar insancıl olduğu görülse de, alt yapısı insanı aşağıya çekip insan dışında kalan her şeye değer atfetmektir.
(ki tüm zamanların en büyük kıyımları yanı başımızda yaşanırken, bir hayvan kadar gündem olmayışları bariz bir örnektir. Bundan farklı bir mana çıkarmayın, elbette ki hayvanda değerlidir)
Bahsi geçmiş iken, tüm zamanların en büyük kıyımları, televizyon kanallarında 2 dakikayı aşmayan görsel söylemleri sonucunda, zihinlerimizde de, ne yazık ki, neredeyse hiç yer etmeden silinip gitmekte. Küçücük bedenlerin kıyıya vurması, taşlar ile kafalarının ezilip paramparça edilmesi, ellerine silah tutuşturulmasının savunulacak bir fikir olarak tüm fikirlerin üstüne çıkartılma davası…Ve daha nicesi… (Örnekler tükenmeyecek kadar çoğaltılabilir.)
“Bana değmeyen yılan ne kadar yaşarsa yaşasın” ya da cebime, malıma, koltuğuma bir şey olmasın diye her şeyi mübah gören zihniyet ve dahası hatta en tehlikelisi benim menfaatim, düşüncem ya da siyasi-ideolojik fikrim dışında kalan herkesin ve her şeyin hiçbir anlam ifade etmemesi…(Neye maruz kalırsa kalsın!)
Ve bu tür hastalıkların oluşturmuş olduğu koca bir duygusuzluk, hissizlik!
Hangi inanca sahip olursak olalım, hisler ve duygular bütünüdür insan adlı yaratık. İçimize, doğamıza günbegün sokulan hastalıkların tek bir gayesi var. İstedikleri yerde istedikleri gibi cirit atmak! Ki doğal olarak geri kalan dünya hissizleştiği için, onların karşısında beşeri bir güç olmayacağı gibi tekellerine köle olan topluluklar doğacak. Varlığımız yapboz gibi parçaları olan değerlerimizin yok olması, tarihin tozlu sayfalarında bile yer etmemesi… Ne kadar acı!

Değerlerinizi koruyun, büyüklerinizi sayıp küçüklerinize de onları saymaları gerektiğini öğretin. Dini ve kültürel birikimleri yobazlık ve geri kafalılık olduğunu düşünmeyin! Aksine, varlığın en değerli parçaları olduğunu unutmayın. Hayvanları sevin, zulmetmeyin ama insanları daha çok sevin. Bir yerde birinin canı yanıyor veya yakılıyorsa, rengine, dinine, diline bakmadan elinden tutup yanında durun. Maddeden çok manaya, maldan çok duygulara değer verin.
Tüm İnsanlığı gerçek manada İnsan olmaya davet ediyorum. İcabet edin!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr