• BIST 104.595
  • Altın 229,212
  • Dolar 5,4631
  • Euro 6,1893
  • İstanbul 12 °C
  • Adıyaman 6 °C
  • Ankara 5 °C

İNTERNET AHLAK VE DEVRİM

Y.YAVUZYILMAZ

Özellikle 20. Yüzyılın son çeyreğinde teknoloji alanında başlayan olağanüstü gelişmeler sosyal hayattan siyasal rejimlere kadar çok boyutlu sosyal değişimlere yol açtı.

Eski Yunan düşünürü Heraklit’in dediği gibi varlık sürekli akan ve kendini yenileyen bir nehire benzer. Bütün varlıklar sürekli yanan bir ateş gibi değişim ve dönüşüm içindedir. Bu dönüşüm ve değişim içinde bir ve aynı kalan hiçbir şey yoktur. O bu değişimi anlatmak için “Panterai” yani her şey akar diyordu. Hiç şüphesiz Heraklit’in yaşadığı dönemde oluşan değişim günümüzde gerçekleşen değişimle kıyaslanamaz bile. Özellikle internet söz konusu olduğunda değişimin kapsamı ve sınırları insan düşüncesini zorlamaktadır.

Değişim kaçınılmaz olarak genel kabul görse de, her değişimin iyi olduğu yönünde derin kuşkular var. Bu yüzden dünya ölçeğinde meydana gelen değişimlerin insanoğlunun aleyhine geliştiği yönünde köklü itirazlar var. Yeryüzünde süregelen etnik ve dinsel çatışmalar, yoksulluk, gelir dağılımındaki dengesizlik, hava kirliliği, doğal hayatın tehdit altında olması gibi nedenler değişime kuşku ile bakanları haklı çıkarır nitelikte.

Bilim ve teknolojik gelişmenin ortaya çıkardığı internet ve buna bağlı olarak oluşan sanal alem, hem bilgi tekelini kırma ve bilginin evrenselleşmesi hem de ahlaki ve hukuki altyapı konusunda yoğun tartışmalara neden oluyor.

Bilginin evrenselleşmesi özellikle farklı düşüncelere ve muhalif hareketlere kuşku ile yaklaşan; bunun sonucunda bütün muhalif düşünceleri yasaklayan otoriter rejimleri zorluyor. Artık günümüzde, iletişimin bu kadar geliştiği bir ortamda, gümrük duvarlarını kapatarak bilgi akışını engellemek mümkün değildir. Teknolojinin ilerlemesi ile ortaya çıkan küreselleşme bir yandan evreni küçük bir köye çevirirken, diğer yandan da bilgi akışı üzerindeki bütün tekelleri kırıyor. Bilgi tekelinin kırılmasında ve resmi söylemin dışında kamuoyu oluşturma anlamında bilgisayar teknolojisindeki gelişmelerin belirleyici bir etkisi var.

Her sosyal değişimde olduğu gibi internet alanındaki değişimlerin de olumlu ve olumsuz tarafları var. Aslına bakılırsa bilim ve onun pratik hayata aktarılması olan teknolojik alandaki değişmeler değer bakımından yansızdır. Değer ancak ahlaki bir varlık olan insan içindir. O halde internet alanındaki değişmeler yararlı mıdır? Sorusu anlamsızdır. Anlamlı soru, bu gelişmeyi insanın ne yönde kullanacağı sorusudur.

İnternet ve Ahlak

İnternet ortamında görüşlerini açıklayan ya da yorum yapan insanların gündelik hayatta uydukları ahlak kurallarını kolayca çiğneme eğilimine girmelerinin üzerinde durmak gerekir. Acaba yaptıkları yorumların ve yer yer aşağılayıcı ifadelerin muhataplarıyla yüz yüze olmamasının yarattığı güvenlik duygusu mu insanları bu tür ahlak dışı yorumlara itiyor? Doğrusu insanların kendi başlarına kaldıklarında başkalarını aşağılamaya dönük davranışlar sergilemelerinin kıriminal ve ahlaki nedenleri olmalı. Bu haliyle konu bir taraftan suç bilimini diğer taraftan da ahlakı ilgilendirmektedir. Özellikle gerçek isimler gizlenilerek yapılan yorumlarda hiçbir ahlaki ölçü tanınmamaktadır. Bu yorumları yapan insanların gerçek isimlerini kullanmaktan çekinmeleri hem kendilerine güvenlik duvarı sağlamakta, hem de doğacak hukuki süreçten kurtulmalarına yardımcı olmaktadır. Her ne olursa olsun ortaya çıkan gerçek derin bir ahlak krizine işaret etmektedir.

Sanal Alem ve Devrim

Özellikle Tunus’tan Yemen’e kadar Arap dünyasında köklü değişimlere yol açan devrimlerin gerçekleşmesine neden olan muhalif hareketlerin internet üzerinden örgütlenmeleri, dikkatleri sanal alemdeki örgütlenme üzerinde yoğunlaştırdı. Özellikle Tahrir meydanında toplanarak Mübarek rejimini sarsan ve sonrasında yıkan muhaliflerin büyük ölçüde internet üzerinden örgütlenmiş olmaları, internetin toplumsal hareketlerde oynayacağı rolü göstermek açısından ilginç bir örnektir.

Günümüz toplumlarını derinden etkileyen küreselleşmenin en önemli etkileri iletişim alanında olmuştur. Daha doğrusu iletişim teknolojisindeki değişimler küreselleşmenin etkilerini en ücra yerleşim birimlerine bile iletmiştir. Kişisel bilgisayar kullanımının çoğalması insanların birbiriyle etkileşimini kontrol edilemez hale getirmiştir. “ İnternet, görmüş olduğu birçok fonksiyonun yanı sıra, ulusal ve uluslararası sınırlar içerisinde gruplar ve kültürler arasında etkileşim yaratan bir tür ‘sosyal platform’ işlevi de görmeye başlamıştır. Bu sosyal platform ortamının yaratmış olduğu enteraktif etkileşim, sosyal nitelikli kitle hareketlerinin tabiatını ve şeklini de etkilemiş, bir taraftan sokakları yönlendirirken, diğer taraftan kendisi zaman ve mekan sınırlamasının olmadığı başlı başına bir eylem ve tepki alanı olmuştur.

Klasik kitle hareketlerinin yanı sıra, ulusal sınırları aşan nitelikte ulus üstü mekanlarda yüz yüze gelmeyen aktivistlerin temel aktörlerini icra ettikleri sanal eylemlerin sinerjisini oluşturduğu sosyal hareketler oluşmaya başlamıştır. İnternet kullanımı, sosyal hareketlerle aktivistler arası etkileşimi sağlayacak hızlı ve esnek bir yapı sağlamıştır. Dolayısıyla günümüz sosyal hareketlerinde internet, hem örgütlenme kolaylığı sağlayarak ve hem de bir eylem biçimi olarak kullanılması yolluyla sosyal hareketlerin etki alanının genişlemesine yardımcı olmuştur.”(1) Böylece yerel ölçekte başlayan sosyal hareketler internet yoluyla kolaylıkla uluslararası bir boyuta taşınmıştır. Bu yaygın ve hızlı sınır tanımayan etkileşim hem muhalif hareketleri evrenselleştirmiş, hem de buna hazırlıksız yakalanan devletleri yapısal olarak zorlamaya başlamıştır. Demokratik hukuk devleti olma yolunda dönüşümlerini tamamlayamayan askeri ve yarı askeri rejimler bu gelişmeden en çok etkilenen devletler oldular.

Artık bir devlet içinde meydana gelen hukuksuz davranışları gizlemek imkansız hale gelmiştir. Tunus, Libya Mısır ve son olarak Suriye’de görüleceği gibi, rejim karşıtlarına karşı başvurulan şiddeti dünyaya duyurmak için görüntülü bir cep telefonu yeterli.

Türkiye’de demokratik hukuk devleti olmak yolunda atılan adımları birde bu açıdan değerlendirmekte fayda var. Eskiden iletişim imkanlarının sınırlı olduğu zamanlarda yapılan hukuk dışı davranışları gizlemek daha kolaydı. Oysa günümüzde hiçbir şeyin gizli kalamayacağı inancı insanları daha dikkatli olmaya zorluyor. İletişimin bu kadar geliştiği bir ortamda bir anlamda suç işlemek de giderek zorlaşıyor.

Ancak dikkat edilmesi gereken nokta gazete, televizyon ve internetin kamuoyu oluştururken çift yönlü bir işleve sahip olduğudur. Meydana gelen olayların sunulduğu format gerçeğin tamamen gizlenmesine de yol açabilir. Malcom X’in dediği gibi “ Eğer dikkatli değilseniz, gazeteler sizin zulüm gören insanlardan nefret etmenizi ve zulmü uygulayan insanları sevmenizi sağlar.” Nitekim Batı medyasında vatanlarını savunmak zorunda kalan Filistinliler çoğu kez funtamantalist terörist olarak tanımlanmakta, bu tanımlamanın etkisiyle Batı kamuoyu hem Müslümanlardan hem de Filistinlilerden nefret etmektedir. Elbette bu tür yönlendirme ve ajitatif haber ve yorumlar genellikle dünya medyasının elinde tutan ve kamuoyunu belirli bir yöne yönlendirmek isteyen güçler tarafından yapılmaktadır.

Türkiye özellikle 28 Şubat post modern darbe sürecinde medya eliyle yürütülen bir yönlendirme operasyonuna sahne oldu. Bu dönem hakkında yıllar sonra ortaya çıkan bilgiler nasıl ahlaksız bir dönemden geçtiğimizi açıkça gösteriyor. Bir taraftan operasyonu yürütenlerin gönüllü jandarması gibi çalışan medya mensupları, diğer taraftan operasyon için seçilip eğitilmiş ve kullanılmış aktörler sayesinde binlerce insan mağdur oldu. Darbe sürecinde nasıl bir yönlendirme olduğuna dair en önemli kaynaklardan biri de hiç şüphesiz İskender Pala’nın “İki Darbe Arasında” adlı eseridir. Benzer şekilde Alper Görmüş’ün “Ergenekon Sürecinde Medya” adlı eserinde, medyanın bu tür süreçlerde etkin olarak kullanıldığını gösteriyor. Medyanın olayları çarpıtma ve yönlendirmesine en iyi örneklerden biri de İran Devrim lideri Humeyni hakkında anlatılanlardır. Rivayete göre İmamla röportaj yapmaya giden batılı bir gazeteci ile İmam Hazar Gölünün kenarında röportajı gerçekleştirirler. Bu süreçte İmam Hem Hazar gölünün kenarında ayaklarını suya sokarak yürümekte hem de sorulan sorulara cevap vermektedir. Dünya siyasetinden İran’daki devrime kadar görüşlerini aktaran İmamla ilgili röportaj gazetede yayınlandığında başlık şudur: İmam yüzme bilmiyor! Şunu unutmamak gerekir ki, belli bir gerçekliğe dayanmayan siyasal bir yönlendirmeyi bir süre devam ettirmek mümkündür. Ancak bu yönlendirmeyi, hangi politik araçları kullanırsanız kullanın, uzun süre devam ettirmek mümkün değildir.

İnternet, medyadaki düzeni önemli ölçüde değiştirmiştir. Artık sadece büyük sermaye sahipleri değil, sıradan insanlarda sanal alemde kurdukları paylaşım siteleriyle kamuoyu oluşturabilmektedirler. Şurası muhakkak ki, akıl dışı sınırlamalar getirmek suretiyle bu sürecin önüne geçmek mümkün değildir. Süreci bir taraftan ahlaki ve akılcı önlemler alarak, diğer taraftan da insanların rızasına dayanan bir siyasal model kurarak yönlendirmek mümkündür. Unutmayalım ahlakın temel kavramları olan iyi ve kötü, teknolojinin ürettiği her araç gibi internet içinde nötr kavramlardır. İyi ve kötü sadece insan eylemleri için bir anlam taşır. İnsan teknolojik gelişme sonucunda ortaya çıkan araçları insanlığa yararlı olarak kullanmayı becerebilirse yerküre daha yaşanabilir hale gelebilir. İlahi kitabın dediği gibi insan kendi elleriyle yaptıkları yüzünden kendi sonunu hazırlamaktadır.

Kaynakça:

1-Ertan Beşe, Günümüz Kitle Hareketlerinde Temel Dinamikler, Stratejik Düşünce, Temmuz 2011.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr