• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 11 °C

Irkçılık Ve İnsanın Onuru

Abdullah YEKTA

Irkçılık; insan nesline bir suikasttır, hakarettir,  insanın onuruyla oynamaktır. Irkçılık şeytan işi bir pisliktir.  Yahudi âdetidir.  İnsanlığa karşı iki yüzlülüktür. İnsanları birbirine düşman kılmaktır.  İnsanlığı öldürmektir. İnsan, sadece kılıç darbesi ile kurşunla ölmez. Irkçı ayrımcılık kurşundan daha beter öldürür. İnsan yediği kurşun darbesini veya tokatı unutur ama sınıfı, dili, dini ve ırkı söz konusu edilerek yapılan ayrımcılığı unutamaz.

Allah Teâlâ, “Bir nefsi öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir” diyor. İnsan sadece öldürücü bir silahla öldürülmez. İnsanın bir kusuru, ırkı, dili, mezhebi ve ait olduğu sosyal sınıfı söz konusu edilerek yapılan kınama, aynı zamanda insanı öldürmektir. Bu şekilde yapılan ayrımcılık, insanı öldürmektir. İnsanı toplumdan ve sosyal statüsünden ayırmak ve yine sosyal statüden mahrum bırakmak, onu öldürmektir. Bu insan, nefes alıp vermektedir ama toplum tarafından kınanmış, hor görülmüş bir hayat yaşıyorsa, bu ölümden beterdir.

İlk insanı yaratan Allah’tır. Bütün insanları Âdem’in sureti üzere yaratmıştır. Daha sonra farklı dil ve renklerde temayüz etmemiz Allah’ın ayetlerindendir. Bir farklılıktır, zenginliktir. Farklı renk ve dillerde yaratılmamız, kolayca tanışmamız için bir vesiledir. Allah Teâlâ  “Tanışabilmeniz için, sizi kabileler ve kavimlere (farklı dil ve renkler) ayırdık” diyor. Ayetin sonunda da “Şüphesiz ki en üstün olanınız, takvalı(takva sahibi) olanınızdır” diyor.  Kişinin kendi dilini, rengini vesaire özelliklerini belirterek üstünlüğünü öne sürmesi şeytani bir ahlaktır.  Çünkü bu şekilde, ilk kez şeytan üstünlüğünü öne sürmüştü ve bundan dolayı de lanetlenmişti.  İsrailoğulları, Yahudileşirken kendilerinin en üstün bir ırk olduklarını, bütün insanların onlara hizmet etmek üzere yaratılmış olduğunu, Tanrı Yahova’nın sadece kendi menfaatlerini gözetleyen bir tanrı olduğunu iddia etmişlerdi.  Bu anlayışla oluşturulan Yahudi ırkını Allah, birçok imtihandan geçirdikten sonra yola gelmediklerinden dolayı lanetlemiştir.

Çağdaş ve modern(!) insan bu konuda, şeytanın ve lanetlenmiş Yahudi’nin yolunda hızla ilerlemeye devam etmektedir. 19.yüzyıl, emperyalizmin zaferiydi.  Bu çağda emperyalizm, neredeyse bütün ırkları birbirinden ayrıştırdı. Tek tük ayrışmayan da oldu. Bunlardan birisi de Fehmi Huveydî’nin dediği gibi bu ‘Ümmetin Yetimleri’ olan Kürtlerdi. O zaman saf, temiz ve dürüstlükleriyle emperyalizmin oyununa gelmemişlerdi. Sömürülmeye imkân vermemişlerdi. Kürtler arasında ırkçılığı yaymak üzere görevlendirilmiş olan Ziya Gökalp, Siyonist hocasına (Muiz Kuhen) yazmış olduğu bir mektupta  “Kürtler arasında kavmiyet ve ırk bilincini uyandırmak çok zordur” diyor. Hocası da bundan sonra Türk ırkçılığı üzerine çalışmalar yapmasını tavsiye eder.

İnsandır bu, Ahsen-i Takvim (evrenin en üstünü) de olabilir eşkıya da. Dünkü o saf ve temiz olan yetimin yerine Ortadoğu’yu birbirine karıştırmak için kullanılan bir maşa -bir piyon- yaratılmak isteniyor. Yetim olarak da yaşamak istemiyoruz, eşkıya olarak da. Ama şu bir gerçek ki bugün Kürt ve Kürdistan sömürge bile olamamaktadır. Böyle bir nesnelliği dahi yoktur. Bölgeyi etkilemeye çalışanlar, taşeron örgütler vasıtasıyla emellerine ulaşmaktadırlar.

Dünya, ırkçı devletten ulus devlete 19. yüzyılın başında geçmeye çalıştı fakat geri kalmış bölge ırkçıları daha yeni durumun farkına varmaktadırlar. Dolaysıyla Allah’ın lanetlediği ırkçılığı bir süre bırakmaları da mümkün olmayacak.  Bugün Türkiye’de yaşayan kimi Kürt ve Türk ırkçısı halen bu lanetlenmiş ırkçılığı devam ettirmektedirler.  Bütün dünya kavmiyetçilikten uzaklaşıp ülkeler arasında var olan sınırları kaldırmaya çalışırken bizim ırkçılarımız halen ülkeyi bölmekle uğraşmaktadırlar. Dinin lanetlediği ırkçılığı, yine dinden referanslar alarak meşru kılmaya çalışmaktadırlar. Yapılan ırkçılığı millet kelimesinden türeme  ‘milliyetçilik’ ifadesi ile şirin göstermeye çalışılmaktadır. Oysaki ‘millet’ kavramı, Kur’an’da Hanif dini, ya da İbrahim’in dini olarak geçmektedir. Tabii ki bu Şeytan işi bir boyamadır. Batılı hak kisvesiyle pazara sürmektir.

Irkçılık anlamında Türk milliyetçiliği ve Kürt milliyetçiliği veya ulusalcılık ifadeleri sanki insan için bir onurmuş gibi kullanılıyor. Kendisini kaybetmiş olan insan ancak bu kadar sapıtır. Hatta imamlar camilerde ilgili ayet ve hadisleri söyleyemez oldular. Son zamanlarda camilerde, imamlara sataşan ırkçıların haberlerini duymaktayız.

Bütün bu olanlar, bir süreçtir. İnsanın, insan olabilmesi için geçireceği süreçtir. Önemli olan fazla zaman kaybına uğramadan bu kötü hastalıktan kurtulmaktır. Bütün insanların renkleri ve dilleri farklı da olsa ve nihayetinde kardeş olduklarını anlamalarıdır. Farklı dil ve renklerde de olsalar hoşgörü içerisinde toplumsal bir mozaiği oluşturup peygamberlerin rehberliğinde, ilahî hidayete kavuşmaktır. Allah hepimize hidayeti nasip etsin.         

Selam ve dua ile.         

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr