• BIST 106.239
  • Altın 160,657
  • Dolar 3,8781
  • Euro 4,5726
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 18 °C
  • Ankara 11 °C

İslami Hareket ve Özeleştiri

İslami Hareket ve Özeleştiri
Ülkemizin içinde bulunduğu gündem çok farklı yönleri ile tartışıla gelmektedir. 17 Aralık operasyonlarına bir milat olarak bakanların yanında bunu bir darbe girişimi olarak görenler de bulunmaktadır. Bizim de taşıdığımız bu kanaati (darbe olduğu) dillendirirken, bir şeyi unutuyoruz gibime geliyor: Özeleştiri.
İslam tarihinde birçok acı, fitne, kardeşi kardeşe kırdırma oyununu tecrübe etmemize rağmen, benzer vakaların tekerrürü neyle izah edilebilir?
Mantıklı olan, gerçekten kendimize sorduğumuz zaman önemli kazanım elde edebileceğimiz soru şudur:
Sorunun muhatabı ben olsaydım nasıl davranırdım?
Mensubu olduğum camianın benzer duruşu olduğunda, cemaat ‘abi’leri ile aramızdaki duygusal bağları, bana verilen emekleri mi dikkate alırdım yoksa ilkesel bir duruş belirler, cemaatin bir araç olduğunu asıl olanın değerlerden neşet eden ilkeler olduğunu mu ifade ederdim?
Sorulan benzer sorulara farklı mensubiyeti olan dostların verdiği savunma psikolojisine dayalı cevaplar, bulunduğu yerin doğruluğunu ispatlama güdüsü içine girilmesi doğrusu esef vericidir.
Öyleyse dün yöntem olarak karşı çıktıkları yöntemleri bu gün camianın önünü açma adına (kimi zaman küfürle bile itham edilebildikleri yöntemleri) savunma durumunda kalmalarını neyle izah etmek gerekir?
Veya oluşan puslu havayı dün yanlış kullandığı iradesini yamamaya, iradesini doğru kullandığını kanıtlamaya mı kullanıyor, yoksa düştüğü çukurun farkına varıp tövbe etmeye mi? Bu konuda sahip olduğum izlenim hiç de iç açıcı değildir.
Öyle ki İslam’ın hâkimiyeti için (siz bunu cemaatin çıkarı olarak da okuyabilirsiniz)  makyavelist fıkıh üretenlerden; medeniyetimizin kediye, köpeğe reva görmediği muamelelere insanların şahit olduğu durumlar yaşandı bu topraklarda.
Yine bulunduğu  siyasi kulvarın meşruiyetini savunma adına mevcut ‘operasyon’unun kimilerince dilden düşürülmemesi, hatta suni kaos ortamı yaratarak günlerce manşetlerinde tutmaları ,özeleştiri kültüründen ne kadar uzak olduğumuzu, cemaat kibri’nin  yarattığı tehlikenin boyutunu göstermektedir..
Bu anlamda, verilen hareket eğitiminin, özellikle özeleştiri kültürünü merkeze alan bir anlayışı vermesi elzemdir. Asıl olan amaç ise, araç sadece amaca ulaştıran vesile ise sormak lazım; İslami bir yöntem olarak her olayın, her sorunun ilkeler bazında değerlendirilmesi, İslami bir perspektifle ele alınması gerekmez mi?
Meseleye yaklaşım tarzı, kullanılan argümanlar, içten içe ‘ben demedim mi?’ yollu hazcı davranışlar aslında ne kadar da özeleştiriden uzak olduğumuzu gösteriyor.
Oysa eleştiri daha çok nefse, özeleştiri ise rahmete kapı aralar .
Parmağına diken battığı zaman bile nefsini yoklama gereği duyan bir anlayış ancak ; İslam’dan tezahür eden bir anlayış olabilir.
Aksi durum ise fitneye kapı aralar.
Özeleştiri, sürekli bir arınma mekanizmasıdır.
Şurayı ıslamamak gerekir ki hayat bir imtihan ise bu imtihanın daimi davranışlarından biri de özeleştiridir .Özeleştiri, kendi nefsini kontrol etmenin, gelişmenin, ıslahın anahtar kavramlarından biridir.
Hareket mensubunun çakışan menfaatlerde nefsinin, grubunun çıkarlarını değil, toplumun menfaatlerini merkeze alan bir yaklaşımın ibrenin şaşmamasının sigortası olduğu söylenebilir.
Hadi HAN

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr