• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 18 °C

İstikametin İstikameti

Bilal AKGÜL

İstikametin şaşması bazen göz göre göre olmayabiliyor.

Bu minvalde siyasi tercihleri insanların nasıl bir anlayışa talip olduğu, hangi dünya görüşünün hayata hâkim olmasını talep ettiği ile ilgili bir kanı oluşturmaz mı?

Tabi ki emanet oy denilen tercih şeklini de aynı kategoride değerlendirmek mümkündür. Emaneti her daim bulunduğumuz kulvarı güçlendirecek şekilde tevdi etmek tutarlılığın bir göstergesidir.

Hem sevmediğini hem de desteklediğini ifade edeceksin, yok öyle bir şey… Gâvura kızıp oruç bozmak…

Yok, eğer siyasi tercihlerin anlayışlarla, dünya görüşleri ile hiçbir ilgisi yok diyorsanız kanaatimce yaklaşımınız seküler-laik bir çizgiyi çağrıştırır ki konumuz olmadığı için geçiyorum.

Seçimler-tercihler, istikametin istikametini bilme veyahut kontrol etme açısından önemli verilere sahiptir.

Her partinin bir anlayışa, bir dünya görüşüne, hayatı dizayn etme planına sahip olduğu ön kabulünden hareket ettiğimizde, seçimlerin, sadece bir tercihle sınırlı olmadığı, aynı zamanda kişilerin ve toplumların hayatını nasıl bir ‘tarz’da şekillendirmek istediği konusunda da tercihini yapmış, reyini kullanmış olmaz mı?

Hayır, yani dinle partiyi özdeşleştirmekten, tercih-seçim ile dünya görüşünü özdeşleştirmek değil kastım. Bununla birlikte isteyerek veya farkında olmadan bu tercihlerin kişilerin ve toplumların günlük hayatına bir şekil verdiği de vaki değil mi?

Peki, tercihlerinde günübirlik çıkarı veya duygusal argümanları merkeze koyanlara ne demeli? Zamanında açılmayan bir telefondan dolayı reyini talip olduğu dünya görüşünün zıddı bir yere kullanana… Ya da gâvura kızdığı için orucunu bozan kişi tam olarak nasıl bir dünya tasavvuru arzu ediyor?

Zor soru.

Eski bir zamanda yanından geçtiğim bir siyasetçiyle hasbelkader selamlaşmadığım (yüksek bir ihtimalle görmediğim) için uzun bir süre beni dünya görüşümün zıddı olan bir çevreyle irtibatlandırmış, mesafeli durma gereği duymuştu.

Siyasiye, siyaset ahlakını yerlerde süründürdüğü bu yaklaşımına, mevcut ‘istikamet kirliliği’nden dolayı hak vermek hiç de dürüstçe değildir.

Ya da bu yaklaşım sığlığının yarattığı genelleyici yaklaşımın siyaset atmosferinde yaratacağı kaotik renk kimin ıslahına, kimin taleplerinin karşılık bulmasına katkıda bulunacaktır.

Duruşunuzla tercihleriniz arasında bir paralellik yoksa düşündüklerinizle eylemleriniz arasında bir tutarlılık yoksa toplum nezdinde bir itibardan, bir çekicilikten bahsetmek mümkün olmayacaktır.

 

Nitekim Batıl bunun bilinci ile kendini pazarlamada, cilalı sözler, nefsi okşayıcı cümlelerle, tabirimi mazur görün, dünya görüşümüze ipotek koymada hiç zorlanmıyor.

Öyle ki hem tercihimizi yönlendirmekte hem de hiçte tasvip etmediğimiz bir dünya görüşünün gönüllü savunucusu durumuna bizi düşürebilmektedir.

Bir zamanlar Mehmet Akif’in, dillendirilen cilalı sözler neticesinde İttihat ve Terakkiyi savunduğu; ama bunlar başa geldiği zaman, hem bu yönetimden çektiği sıkıntılar, hem de tercihinin yarattığı vicdan azabı tarihi belgelerde kayıtlıdır.

Savrulmalarımızı kayıt altına almayacak bir eleştirinin, bir özeleştirinin kâmilleşmemize herhangi bir katkısı olmayacaktır. Evet, istikamet; ama savrulmalara karşı sebat etme, uyanık kalma istikametin istikametinin şaşmamasının da olmazsa olmazıdır.

Hakkı güçlendirmek niyetiyle batıla yardımda bulunmanın hükmü bilginlerimizin izahına muhtaçtır. Ya da batılın güçlenmesine katkıda bulunanların onların işlediklerindeki payı… 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr