• BIST 98.455
  • Altın 219,530
  • Dolar 5,3279
  • Euro 6,0542
  • İstanbul 11 °C
  • Adıyaman 3 °C
  • Ankara 2 °C

Kan, Gözyaşı ve Yılbaşı

Abdullah YEKTA

Zulüm, kan, gözyaşı bizim yılbaşımız. İnsanlık kaybolmuş, gaybubet günlerini yaşıyor. İnsanlığı aydınlatacak ışık kaybolmuş, aydınlık yerine karanlık hâkim her alana; duygulara, düşüncelere, yüreklere ve her alana karanlık hâkim. Adaletin ışığı zifiri karanlık olmuş. Vicdanlar kararmış, gözler kara tablodan başka bir şey görmüyor. Kalpler duygusuz olmuş, hiçbir şey hissetmiyor.
İstanbul, Bağdat, Şam, Kudüs, Mekke, Medine ve Kahire’nin birbirilerinden haberi yok. Işıkları sönmüş, anlayışları körelmiş, vicdanlar kurumuş, barut kokusundan mazlumların akan kanları hissedilmiyor, yırtıcı vahşi insanların çıkardığı gürültüden annelerin, genç kızların çığlıkları, çocukların ağlaması duyulmuyor. Müslüman kalpler arasına çöken enkazlar, birer dağ gibi bütün iletişim kanallarını tıkatmış; Müslüman, Müslüman kardeşinin feryadını duymuyor, anlamıyor.
Kerbela’da on metre ötedeki Fırat’ın karşısında susuz kalan Hüseyin ve yarenleri gibi, Kabil karşısında yalnız kalan Habil gibi mazlumlar aç, susuz ve şefkatten mahrum kalmışlar. Bedenler şahsiyet yoksunu, ruhsuz ve kalpsiz olmuşlar. Acıyacak vicdan, hissedecek ruh ve titreyecek kalp kalmamıştır.
Kabil’in öldürüp de üstünü örttüğü Habil gibi, Müslümanların, Kerbela’da, mesajını ve haykırışını duymadığı Hüseyin gibi, Rebeze’de yalnız başına ölen ve defnedecek kimsesi olmayan Ebuzer gibi insanlık ıssız, mazlumlar yalnız başlarına kalmış, üzerlerine çöken uğursuz kara bulutlardan kimse ne onların sesini duyuyor ve nede kendilerini görüyor.
Bağdat, Şam, Kudüs, Kahire, San’a… başkentlerimiz ölüm, kan ve gözyaşına boğulmuştur. Etrafımızda sahte maskelerle çirkin yüzlerini örten leş kargaları ve sırtlanlar sahte gülücükler dağıtıyorlar. Coğrafyamızın kan, gözyaşı ve yoksulluk manzaralarına her gün atılan bombalarla yenileri eklenirken bir taraftan da bu yoksulluk ve viraneler diyarına alış veriş merkezleri ve kapitalizmin bütün tüketim unsurları evlerimizin içine kadar yerleşmiş, maddi zenginliklerimiz sömürüldüğü gibi bedenlerimiz ve ruhumuzda sömürülmektedir.
Bütün bunları maalesef hissetmiyor ve duymuyoruz. Batı paganizmi (putperestliği) tüketim ve eğlence kültürü olarak tekrar evlerimize, okullarımıza ve mabetlerimize geri dönmüştür. Babil’de, Mekke’de ve Taif’te kırılan putların şekilleri evlerimize ve zihinlerimize yerleşmiştir. Zihinlerimiz Babil ve Roma puthaneleri gibi putlarla, idollerle dolmuştur.
Yılbaşı Noel gecemiz, Aziz Valetino anısına kutladığımız sevgililer günümüz, Clara Zetkin’in önerileri doğrultusunda kutlanan Dünya Kadınlar Günümüz var. Anlayacağımız paganizmin kutsal gördüğü ve kutsadığı bütün gün ve gecelerimiz var.
Şam, Bağdat, Kudüs ve San‘a harabelerinde barut ve kan kokuları, İstanbul, Paris ve Londra’da eğlencenin olduğu yılbaşı gecelerimiz kutlu olsun! Anne baba yoksulluk içinde kıvranırken evladı bar pavyon ve eğlence merkezlerinde Noel baba gecesini nasıl geçireceğini düşünür olmuştur. Evet, zülüm, kan ve gözyaşı bizim yılbaşımız. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr