• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Adıyaman 29 °C
  • Ankara 22 °C

Kanigenik’te Çocukluk  – 2

İsmet YILMAZ

Bir önceki yazımızda birçoğumuzun çocukluğunun geçtiği Kanigenik semtinin güzel anılarını dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışmıştık. Hem yazımızın güzel tepkiler alması hem de anlatacaklarımızın daha olması bu konuda ikinci bir yazı yazmamıza zemin hazırladı.

Her birimizin kalbinde çok fazla yer edinen çocukluk anıları gözümüzün önünde acısıyla tatlısıyla zaman zaman canlanır. Kanigenik’te çocukluk, kimseyi incitmeden çok küçük yaşlarda hayatla tanışmaktı. Televizyonda izlediği hayatların kıyısından geçmezse de inadına gülmekti.  Her ne kadar yalnız bir çocukluğun hayatını anlatsak da aslında o yaşlarda ne kadar çocuk varsa o kadar da farklı hikayeler yaşandı.
Az önce belirttiğimiz gibi burada büyüyen arkadaşlarımızın geneli erken yaşta hayata atılmak zorunda kalmıştır. Daha dört beş yaşındayken ailesiyle birlikte başkasının işinde sabahtan akşama kadar işçi olarak çalışanlar olduğu gibi gurbet ellerde hayata gözlerini açan ve hâlâ gurbet ellere gidip çalışan çalışkan arkadaşlarımız vardı. Çocukların mışıl mışıl uyuduğu saatlerde kalkar aile büyükleriyle birlikte gecenin zifirî karanlığında kendimizi tütün, mercimek, pamuk tarlalarında bulduğumuzda güneş doğana kadar soğuktan üşür; doğduktan sonra da sıcaktan terlerdik.

Yaz tatili,  birçok aile için birkaç kuruş para kazanmak hevesiyle yollara düşmek demekti. Tatilin başında bazı arkadaşlarımız kaysı toplamak için Malatya’ya; tatilin ortasında fındık için Giresun’a; okulun açılacağı günlerde pamuk için Adana’ya giderdi. Bazıları da bu yerler dışında nohut yolmak için Muş’u; mercimek yolmak için Yozgat’ı; patates toplamak için Niğde’yi mesken tutardı. Başlarda kamyon kasalarında taşınan Kanigenikli hayatlar daha sonraları transitlerle taşınsa da birçok kardeşimizi bu yollarda kaybettik. Çalıştığımız yerlerde iyi insanlara denk geldiğimizde kendimizi çok şanslı hisseder günlerin nasıl geçtiğinin farkında olmadan türkülerle halaylarla işimizi bitirirdik. Ancak gaddar bir iş sahibine rast geldiğimizde orada çalıştığımız günler geçmek bilmezdi. Ama yine de onlara “ağam, beyim…” demeyi ihmal etmezdik!

Kanigenik’te yaşayan ailelerin bir kısmı da il dışına çıkmaz Kahta’da bir şekilde geçimini sağlardı. Her bir arkadaşımızın farklı bir işi olurdu. Babasıyla birlikte at arabacılık yapan, tavlada sebze satan, ayakkabı boyacılığı yapan, lokantada bulaşıkçılık yapan, babasının açtığı dükkâna bakan, terzi-berber-çaycı-tamirci gibi yerlerde çıraklık yapan veya babasının mesleğini devam ettirenler de vardı. Baraj gelene kadar çay tarafındaki bağ ve bahçelerde çalışan nice aileyi ve çocuklarını da unutmamak lazım.

Farklı kesimlerden gelen ailelerin yaşadığı Kanigenik semtinin alt caddelerinde genellikle Canbegli komşularımız otururdu. Düğünlerde davul zurna çalan komşularımız ise genellikle mahallenin Hısi Gır tarafında otururlardı. Bu komşularımız çocuklarına küçük yaşlardan itibaren davul zurna çalmayı öğretirdi. Yine mahallenin çeşitli sokak ve caddelerinde Roman  komşularımız otururdu. Kimse kimseyi kırmaz herkes birbirine saygı duyar ve en önemlisi de herkes birbirini severdi.  Her kesimden gelen arkadaşlarımızla mezarlığın olduğu tepeye çıkar peşinden koştuğumuz hayatlar gibi araba lastiklerini yokuş aşağıya sürer  peşinden koşardık.Ya da önceden sözleşmiş gibi her pazar futbol sahasında toplanır sabahtan akşama kadar top oynardık. Elbette gençlerimizin kurduğu Özlemspor’a da gereken desteği verirdik.

Tatilde boş gün bulan bazıları da üç beş kuruş kazanmak için sabahın köründe imalathanelere gidip, tepsisini simit veya halka tatlı ile doldurup Kâhta’nın bütün caddelerini dolaşırdı. Bazen yapılan işler yetersiz kalınca çok fakir olan bazı arkadaşlarımız oradan buradan demir, bakır, alüminyum toplayıp eskicilere yok pahasına satar ya Petek Pastanesinden bir külah dondurma alırdı ya da oyuncak bir silah alıp arkadaşlarımıza hava atardı.

Ortaokul çağlarına gelince okula devam eden arkadaşlarımızın hepsi çok güzel yerlere geldiler. Okula devam etmeyen genellikle İstanbul’a giden arkadaşlarımız da çok şükür güzel işler kurdular ve işlerinde başarılı oldular. Kanigenik’te büyüyen çocuklar olarak günümüzde ne zaman bir araya gelsek ne kadar maddi açıdan geçmişe göre çok iyi olsak da geçmiş günleri özlediğimizi fark edip ifade ederiz. Çünkü bugün ne kadar mutlu olsak da daha düne kadar yaşayan Yılmaz Abi’nin at arabasına atlayıp onun türkülerinin eşliğinde Kahta’yı gezmek bir başkaydı. O günlerde caddelerde büyük kazanlarda kaynatılan buğdaydan yapılan bulgur pilavının tadını günümüzde hangi fabrikadan çıkan pilav verebilir. Düğünlerde evlerde yapılan yemeklerin tadını hangi toplu yemek firması yakalayabiliyor? Askere giden komşusunun çocuğunun cebine harçlık koyan kaç aile kaldı?

kanigenik-3.jpg

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr