• BIST 106.702
  • Altın 146,549
  • Dolar 3,4864
  • Euro 4,1701
  • İstanbul 28 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 34 °C

Karakter Gelişiminde Sekine Hali

Bilal AKGÜL

Hızın neredeyse hayatın belirleyicisi olduğu bir zamanda hayatı yavaşlatmanın, yavaşlatmayı tavsiye etmenin kimilerince dudak bükülecek bir tavsiye olarak görüleceğinin farkındayım. Karakter gelişiminin belirleyici faktörlerinden olması nedeniyle sükûnet, kanaatimce eğitimcilerin gündemleştirmesi gereken başat kavramlardan biridir. Çocukluk Sırrı adlı yazımızda kısmen bahsettiğimiz ‘sekine hali’ni bu yazımızda biraz daha açmaya çalışacağız.

 

Gelişim halinde olan çocuğun ruhunun sükûneti, gelişiminin sigortasıdır desek yeridir. Çocuk doğmadan önce annenin sükûn içinde olması, ruh halinin belli dengede olması, doğumdan sonraki çevrenin atmosferi, biyolojik ritmi bozabilecek duygu dünyasının zarara uğramaması, karakter gelişiminde önemli rol oynayacaktır.

 

Çocuk, anne karnında iken annenin yaşadıkları, doğduğu anda anneden ayrılması, çevrenin anormal hızda bir ritme sahip olması, çocukta korku ve paniğe yol açar. Bu ruh hali ise çocuğun ritmini bozabilir. Ruh dünyasındaki bu huzursuzluk çocuğun gelişimini olumsuz etkileyecek bir ‘hız’ın oluşmasında tetikleyici rol oynayan faktörlerden biridir.

 

Karakter gelişiminde aile ortamındaki sükûnet hali bundan dolayı önemlidir. ” Çocuk için sesten, gürültüden, televizyon bağırtısından, müzik çağırtısından soyutlanmış, sükûnet içinde bir ortam gereklidir”. Aile ortamının karakter inşasında sahip olduğu rolün önemini göz önünde bulundurduğumuzda bu sorunların çocuk üzerinde ne tür tahribatlara yol açabileceği ile ilgili fikir vereceği kanaatindeyim.

 

Hayatı hissederek yaşamak, açık bir algının, olayları görebilecek kadar zamanının olması; ancak sekine hali ile olabilir.

 

İbadetlerin edasında ‘huşu’nun tavsiye edilmesi, duyumsayarak ibadet etmenin bilginlerimizce vurgulanması bu minvalde değerlendirilebilir.

 

İslam medeniyetinde sadece ibadetlerde değil, ”yürümede, konuşmada, gülmede bile yavaşlık tavsiye edilmiştir. Hızlı ve güçlü gülmeye ‘kahkaha’ denilmiş ve kahkaha atarak gülmek yerine yavaş bir gülme olan ‘tebessüm’ tavsiye edilmiştir ”. Peygamber Efendimiz tarif edilirken belirleyici özelliklerinden biri olarak mütebessim olmasının vurgulanması dikkate değerdir.

 

Medeniyetimiz,  yemek yemede de yavaşlığı tavsiye etmiştir. Ancak, yavaş yenilen yemeğin tadı hissedilir, farklı fiziksel problemlerin doğmasını engelleyebilir. Sadece yemek yemede değil su içerken bile ‘yudum yudum’ içilmesinin tavsiye edilmesi İslam medeniyetinin günlük hayatın her alanında sekine haline önem verdiğinin somut örnekleri arasında gösterilebilir.

 

 Bir insanın çevresindeki yaşamı duy(ums)amaması, ruhunda hissedememesi, insani vasıflarında ciddi bir problemin olduğuna işaret eder. Haliyle bir anne babanın çocuklarına bırakabileceği en büyük hazine onları yavaşlatmaktır. Ruhlarının sükûna ulaşmasının ortamını oluşturmaktır.

 

Çocuğun hızlanmasının nedenleri arasında televizyonu, ortamdaki gürültüyü, anne-babanın çocuğa uyguladığı baskıyı, aile içi şiddeti, internetin karmaşık ve kaotik dünyasını, sevgisizliği ve ilgisizliği saymak mümkündür. Biyolojik ritmi bozulan çocuk dengesini, bozulan ruh halini hissetmemek için farklı (çoğu kez ruh sağlığını bozucu) şeylerle meşgul olarak, hızlanarak, duyumsamamayı yetenek haline getirerek korumaya çalışacaktır.

 

Aile içinde öğrenme konusunda oluşan baskı ortamının öğrencinin öğrenme isteği üzerinde olumsuz etkide bulunacağı izahtan varestedir. Zorlama ile çocuk öğrenmeye güdülendiğinde, bir süre sonra öğrenmeye karşı heyecanını kaybedecek, sekine halinin bozulmasını tetikleyecektir.

Duyumsamadan yapılan öğrenme, çoğu defa gerçekleşen öğrenmenin dahi farkında olmayan öğrencide, öğrenme güçlüğünün oluşumuna katkıda bulunacaktır.

Her çocuğun temiz bir fıtratla doğduğu ön kabulünden hareketle, bu fıtratın tahribe uğramaması, kendini gerçekleştirebilmesinde çocuğun sekine halinin, yavaşlamasının önemli bir etkisi olacağı kanaatindeyim.

 

Bilal Akgül

 
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr