• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 11 °C

Kararlılık: Soylu Bir Tavır

Bilal AKGÜL

Kimi zaman karıştırılan ve menfi olması ile payelendirilen kavramlardan biridir kararlılık. Kararlılık, kimileri için otoriterliğin bir göstergesi olarak gösterilmeye çalışılırken, kimileri de inadım inat şeklinde okuyabilmekte ve çoğu kere kendi pencerelerinden bunun mantıklı bir açıklamasını da yapabilmektedirler.

Bunun en somut yansımalarından biri mevcut Cumhurbaşkanımız ile ilgili yapılan değerlendirmelerde başı çeken eleştirilerden biri ‘inadım inat’ yakıştırmasıdır. Bunlara göre Sayın Erdoğan, bir konuda karar verdiğinde kimseyi dinlemez, tek başına da kalsa aldığı kararın arkasında durur, sonuna kadar da mücadelesini verir. Sanırım bu duruşu, kimilerinin ‘diktatör’ tezviratına başvurmasının da temel gerekçesi.

Oysa kararlılık, başarılı olan devlet adamlarından tutun, bilim adamlarına kadar her kesimden insanın temel özelliğidir. İyi bir istişareden, araştırmadan sonra ortaya çıkan tablonun arkasında durmak, çıkan problemler ve zorluklarla mücadele etmek, başarılı olmanın temel ilkelerinden biridir.

Kuranı Kerim’de konuyla ilgili şu ayeti de kararlılık bağlamında değerlendirmek mümkündür: “ Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.”(Ali İmran 159)

Aynı şekilde Peygamber Efendimizin davasında kararlı bir duruşa sahip olması bizim için önemli bir örneklik teşkil etmektedir.

Efendimizi çok mutmain etmese bile istişare neticesinde alınan kararın arkasında durması, bir karar alındığında bu kararın gereklerini yerine getirmesi, gerektiğinde bedel ödemesi, görebildiğimiz kadarıyla Efendimizin temel özelliklerinden biridir. Uhud Savaşı ile ilgili karar alma süreci bunun somut örneklerinden biri olarak gösterilebilir.

“İbadetin en efdali az da olsa devamlı olanıdır” hadisine bu minvalde yaklaşmak mümkündür. İbadette kararlılığı vurgulayan dinimiz, hayatın kurallarını dikkate alarak alınan kararlarda kararlığı önemsemiştir.

Özellikle yeni olana karşı insanların ilgisiz ve kayıtsız olduğu bir gerçektir. Hele hele toplumun özgüvenden yoksun olduğu konu ve durumlarla ilgili yapılan çalışmalar, ortaya konan projelere karşı menfi söylemlere daha fazla rastlamak mümkündür.

Kendine güvenlerini kaybetmiş insanların belirgin özelliği, ya bulundukları mevziyi kutsallaştıran bir yaklaşıma sahip olmaları, başka yaklaşım ve görüşlere kapalı olmaları; ya da bir mevziye sahip olmayı maceraperestlik olarak görmeleridir. Her halükarda da kararlılığın karşısında durmayı bir meziyet görmeleridir.

Bu yaklaşıma sahip olanların baktığı yerden baktığınızda Nuh (a.s) inatçı ve dediğim dedik biridir. Yüzyıllarca yaptığı mücadeleye kaç kişi destek vermiş ki. Tabi kastımız sadece ortaya çıkan sonuçla ilgili değil. Aynı zamanda mücadele yöntemi ile de ilgili…

Yolda olmak ve yolun gereklerini yerine getirmek bir kararlılık ve tavrı gerektirir. Asıl olan gayret ve çaba olduğuna ve her kişinin gücü nispetinde yaptıkları konusunda hesaba çekileceğine göre, burada yine bildiği ve gücünün yettiği konularda bir kararlılığın elzem olduğu göze çarpmaktadır. 

Sadece tevhid mücadelesi verenler için değil, bilim alanında çığır açanların kararlılığına da bu tür insanların baktığı yerden baktığınızda çok da müspet bir bakış ortaya çıkmamaktadır. Muhtemelen bunlara da mecnun yakıştırmasında bulunulacaktır. Günümüzde çok farklı yakıştırmalarda bulunduğu gibi...

Allah’ın rahmet ve bereketi, yapılan işte, alınan kararda gösterilen kararlılıkla doğru orantılıdır. Her ne iş yapıyorsak yapalım, işimizde istikrarlı davranmadığımız ve bir sürekliliğe sahip olmadığımız zaman o işte istediğimiz bir neticeye ulaşmamız mümkün değildir.

Dini, meşrebi, amacı ne olursa olsun, tarih, işinde azmeden, kararlı bir duruş sergileyen insanların başarısını kaydeder. Her rüzgârdan etkilenen, her sorunda pes eden, her duygunun esiri olanın başarılı olması tamamen tesadüflere bağlıdır.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr