• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Adıyaman 29 °C
  • Ankara 22 °C

Kaybettiğimiz Bir Nesil

Emine İDE

 Çocuklarımıza verebileceğimiz en önemli şey nedir diye sorduğumuz olmuştur kendimize. Sormamışsak bile hepimiz bu niyeti taşırız, çocuklarımız mutlu olsun, iyi olsun başarılı olsun …iyiliklerden yanadır temennimiz. Çocukları için birçok yokluk, sıkıntıya katlanmış; onların mutluluğu için kendimizden geçmişizdir. Küçük yaşlardan başlayan bu koruyuculuk aslında hiç bitmez.  Bundan hepimiz hemfikirizdir de yanlış giden bir şey mi var, eksik olan bir şey ya da farkında olmadan yaptığımız hatalar silsilesi… Ki bugünün uyuşturucu  bağımlısı bir kitlenin varlığına içimiz parçalanarak şahit oluyoruz. Tüm yasaklar, engellemelere rağmen mutlaka ulaşılan bu zehirli balın tutsağı olmuş gençler ve hatta çocukların hali ne olacak diye kara kara düşünmekten kendimizi alamıyoruz? Bu  nasıl bir rahatlama ihtiyacıdır, nasıl bir kendinden kaçıştır, nasıl bir mutlu olma aldanışıdır ki bu kadar yaygınlaşabiliyor.  Kâhta’da da son birkaç yıldır esrar, eroin, bali kullanımında çok hızlı bir artış olduğu birçoğumuz tarafında bilinmektedir.

Bir sonuç varsa onu başlatan bir etki de mutlaka olmuştur. Ben şuna inanıyorum:  Onlar kadar anne baba olarak kardeş, arkadaş ve komşu olarak biz de suçluyuz; sorumluyuz.  O yüzden vicdanımız bizi rahatsız ediyor, o yüzde bu nesle içimiz ağlıyor…

Bedeli ağır oldu evet. Onların  dinimizin  güzel terbiyesi ile yetiştirilmemesi, onlara karşılıksız doyasıya bir sevgi şefkat veremeyişimiz, onların var olan enerjilerini inkâr edip bastırmak yerine olumlu olan şeylere kanalize edemeyişimiz, onlara  hata yaptıklarında kötü etiketlerle,  onlara kendilerini değersiz hissettiren söylemlerle kendimizden tümden uzaklaştırmamız, çocuklarımızı hep küçük görüp onların gelişim ihtiyaçlarının farkında olmayışımız (oysa yararsız şeyleri öğrenmeye yeterince merakımız ve zamanımız vardır), ailenin her bireyine saygılı bir yaklaşımla, iletişim içinde olmayıp onları değerli bir  birey yerine koymayışımız …

Daha birçok neden, kişisel etken sayılabilir elbet.  Doyum arayışlarına sebep olan her ne ise sayabiliriz işte. Bugün içimiz yanıyor, korkuyoruz. Her geçen gün daha da yayılan bu uyuşturucu bataklığına engel olmak için hepimizin sakin bir kafayla yüreğini ortaya koyarak düşünmesi lazım değil mi?

Çocuklarımıza daha küçükken dua etme alışkanlığı kazandırmamız faydalı olacaktır, diye düşünüyorum. Sonsuz merhamet sahibi, yardım edici, her şeyini paylaşabileceği bir arkadaştan daha yakın bir Rabbi, sahibi olduğu bilinci oluşturulmalı. Bütün yoğunluklarımıza rağmen sadece onlarla geçirebileceğimiz bir zaman planı yapmalı, beraber yapabileceğimiz ortak eylemlerde bulunmalıyız. Çocuklarımızla konuşma,  sohbet etme ortamı,  onlarla oyun oynama rahatlığını sağlamalıyız. Onları koşulsuz değerli gördüğümüzü hissettirmeliyiz. Çocuklarımıza, gençlerimize sarılmalı, sevgi sözcükleri ile sevgi dillerine uygun yollarla sevdiğimizi göstermeli, içimizi zaten biliyorlar gafleti içinde olmamalıyız. Bugün onlardan esirgediğimiz her şey (zaman, ilgi, sevgi…vb) için yarın onlarla daha da uğraşmak için kullanmak zorunda olacağımızı unutmamalıyız.

Engel olma yolunda sağlayacağımız sağlam bir temel, bataklıkta olanı kurtarmak için sarf edeceğimiz enerjinin yanında inanın çok küçük görünecektir. Bu hastalanmamak, mikrop kapmamak için sık sık el yıkama gibidir. Önemli olan hastalığı iyileştirmekten ziyade hastalığa giden yolları tıkayarak korunabilme alışkanlığına sahip olmak değil midir? 

Saygı duyulan, birey yerine konulan, konuşulan, sıkıntılarına ortak olunan, kendini güvenli bir ortamın parçası olarak hisseden ve de en önemli olanı da sevildiğine inanan kişinin doyum ihtiyacının çoğu karşılanmış olacaktır. Onları kötü alışkanlık ve davranışlara sevk edecek arkadaş ortamından uzak tutmalı, yüzme, tekvando betmintın vs. sportif faaliyetlere yöneltmeli, Kuran öğrenmelerini sağlamaları, babaları ile camiye, güzel sohbet veren ortamlara götürülmeli sevgi şefkat ile yumuşak davranılmalı cezalandırılmada da ödüllendirilmede de  aşırıya gidilmemeli, davranış eleştirilmeli ve davranış düzeltilmelidir, bireyin kişiliğine değil, davranışına odaklanmalı. Sen salaksın, aptal, geri zekâlı gibi onlarda özgüven kaybı oluşturacak ifadeler kullanılmamalı. Sen bunu yaptın, yapıyorsun yaptığın takdirde şu sonuçlara katlanma zorunda kalacaksın,  biz de senin bu yapmakta olduğun eylemden dolayı istemediğimiz sonuçları yaşamak durumunda kalacağımız için bunu yapmanı istemiyoruz ,onun yerine şu ya da bu şekilde davranma ,bunu yapman sana  bu sonuçları verecektir vs gibi bireyin kişiliğini hedef almayan yaklaşımlarla özgüvensizlik ve kendilerinden nefret etme psikolojisi oluşturmadan, kazandırıcı  bir iletişim içinde olmalıyız.

 Çocuklarımıza verebileceğimiz en güzel yatırımın, kendileri  ve toplumu ile barışık, sorunlarının üstüne güvenle giden, geçici mutlulukların arkasına sığınmayacak kadar güçlü bireyler yetiştirmektir diye düşünüyorum.

Allah hepimize yardımcı olsun. Çocuklarımızı, gençlerimizi bu kötü alışkanlıkların kölesi etmesin. Onları şuurlu, vatanına, topluma hayırlı bir insan etsin.  Şunu da unutmayalım ki burası tümüyle tatmin olacağımız mutluluk yeri değil, gerçek bitmeyen mutluluk sizi cennette bekliyor. O sonsuz mutluluk yolunda yürüyenlerden olma temennisi ile…
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr