• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Adıyaman 18 °C
  • Ankara 7 °C

Kaygan Zemin (Referandum)

Abdullah YEKTA

Bütün etnik ve dini ayrımcılıklar batıldır; batıl olan da merduttur. Kişinin sosyal hayatta Mü’min oluşunun ispatı hiçbir ırkı, milleti, kabileyi ve grubu öbüründen üstün tutmadan eşit olduklarına inanmaktır. Arap’ın Kürd’e, Kürd’ün Türk’e, acemin Araba eşit olduğuna inanmıyorsak şayet Kelime-i Şahadeti getirmek gerekir.

Bütün bunlara iman ettiğimizi söylüyorsak ve hala bir Kürdün veya bir Türkün Allah katında bir Çingene’den üstün olduğuna inanıyorsak buyurun Kelime-i Şahadete, derim. Zenci olan Bilal’ı, Rumlu olan Süheybi ve İranlı olan Selman’ı Kureyşli bir Arap ile aynı tutmayan, bunları kardeş görmeyeni Peygamber(sav.) imana davet etmişti.

Müslüman, içinde yaşadığı çevreye duyarsız ve alakasız kalamaz. Yaşadığı çevrenin etkisinden kaldığı gibi aynı zamanda çevresini de etkileyen biridir. Kuzey Irak Kürdistan bölgesinde bir referandum yapıldı. Bu referandum sonuçları itibariyle birçok tartışmaya sebep oldu ve olmaya da devam edecektir. Başta Türkiye ile Kuzey Irak Kürt yönetimi arasında bir güven bunalımı doğmuştur. Her platformda Barzani ve yönetimine destek veren Türkiye’nin umutları kırılmış ve iki taraf arasında özellikle Tayyip Erdoğan ile Barzani arasında var olan bütün ilişkiler kopmuş gözükmektedir. Bu güven bunalımı bundan sonra aşılabilir mi, bilemiyorum ama ilişkiler hiçbir zaman eskisi olmayacağı aşikar. Türkiye’nin ve komşu ülkelerinin bölgesel Kürt yönetimine güveni kalmadığı gibi o bölgede yaşayan insanların da kendi yönetimlerine olan güveni azalmıştır. Barzani, bu ısrarlı bağımsızlık referandumunu iç politikaya yönelik yapmıştır fakat bunun ters tepeceğine inanılmaktadır.

Bu referandumdan sonra ezilenler yine Kürtler olacaktır.  Büyük devletlerin özellikle İsrail, ABD ve Rusya’nın çıkar ve kirli ilişkileri yüzünden ezilen Kürt halkı olacaktır. Bölgesel Kürt Yönetimi; Irak, İran, Batılı güçlerin maşası durumunda olan PKK ve Türkiye’nin karşı çıkmasına rağmen bir referandum gerçekleştirmiştir. Ak Parti’nin Türkiye’nin başına geldiği günden bu yana Türkiye ile iyi ilişkiler sürdüren bölgesel Kürt yönetimi, ekonomik açıdan neredeyse Türkiye’ye bağımlı hale gelmişti. Ekonomik olarak sıkıştığı günlerde memurlarının maaşını ödemekten aciz kalan Kürt bölgesine yine Türkiye yardımda bulunmuştu. Irak merkezi yönetiminin düşmanca tavırlarına karşı zor durumda kalınacaktır.   

Yine Kürt yönetimi en çok Türkiye ile ticarî anlaşmalar yapmıştı. Türkiye ile Kürt yönetimi arasındaki bu anlaşmaların ödemeleri Halk Bankası üzerinden gerçekleştiriyordu. 17 Aralık operasyonlarında Halk bankasının kara listeye alınmasının sebebi de Kürt yönetimi ile yapılan bu anlaşma ödemelerinin bu banka üzerinden yürütülüyor olmasıydı. Türkiye batılı müttefiklerinin karşı çıkmasına rağmen Kuzey Irak Kürt yönetimini desteklemekten de geri kalmamıştı.  

Kimi zaman uluslar arası ilişkilerin namusu olmuyor. En büyük şeytan Amerika diyen İran’ın gizliden en fazla yine bu ülke ile ilişkilerinin olduğu Irak işgalinden sonra ortaya çıkmıştı. Ermenistan ile Azerbaycan arasında savaşın sürdüğü yıllarda Ermenistan’ın en çok lojistik destek gördüğü ülke kardeş Türkiye olmuştu.

 Ortadoğu cadı kazanı, kimin eli kimin cebinde belli olmaz. Dünkü dost bugünün düşmanı, bugünün düşmanı yarının dost olabilir. Kuzey Irak Kürt yönetiminin düne kadar en çok sırtını verdiği ülke Türkiye idi. Türkiye’nin de en karlı ticarî anlaşmaları bura ile olmuştu. Fakat bugün en çok İsrail ile flört yaptığı ortaya çıkmıştır. Uluslar arası ilişkilerde farklı koalisyonların olabileceğini hiçbir zaman unutmamak gerekir. Fakat şu bir gerçek ki büyük devletler, örgütleri ve küçük devletleri peçete kağıdı gibi kullanırlar. İşi bitince çöpe atarlar. Bugün Kürtler de hakeza böyle kullanılmaya çalışılmaktadır.

Kuzey Irak Kürt yönetiminin referandumu Türkiye’nin egemenliği için hoş bir durum olmayabilir; fakat bunu kendi lehine çevirebilmeliydi. Suriye krizinin ilk çıkışında Türkiye, Suriye’deki Kürtleri PYD ve PKK’ye mecbur etmeyebilirdi. Bugün farklı bir sonuçla Suriye politikasını sürdürüyor olabilirdi. Türkiye, Kürt yönetiminin elinden tutar ve bin yıllık Kürt-Türk kardeşliğini sürdürebilirdi. Bütün Kürtleri PKK’nın kucağına itmenin bir anlamı yoktur.

Türkiye bu referanduma karşı çıkmakla bölge insanının moralini bozmuştur fakat burada daha faydacı bir politika takip edemeyen Türkiye kadar Kuzey Irak Kürt yönetimi de suçlu ve hatalı davranmıştır. Türkiye’yi kaybetmemek için Türkiye’nin tezlerine yanaşabilirdi. Fakat Kürt yönetimi bunun yerine İsrail ve ABD’ye sırtını vermiştir. İsrail ve ABD’ye ne kadar güvenilir, bu tartışmalı bir durumdur.  Yukarıda belirttiğimiz gibi süper güçler işlerine yaradığımız müddetçe bizden yana gibi dururlar, fakat işleri bitince de peçete kâğıdı gibi çöpe atarlar.

Selam ve dua ile.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr