• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Adıyaman 29 °C
  • Ankara 22 °C

Kesin Bilginin Tedavi Edemediği Hastalık: Hased

Bilal AKGÜL

 Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer belli bir süre için Rabbi’nin verilmiş sözü olmasaydı, aralarında hemen hükmedilirdi. Onlardan sonra Kitab'a varis kılınanlar da ondan kuşku duymaktadırlar.”(Şura,14)

Hased ve azgınlık, Kuran’ın ifadesi ile kesin bilgiye rağmen yanlışta devam etmenin nedenleri arasında gösterilmiştir. Vahyin bilgisine vakıf olmasına rağmen kişinin yanlışta ısrar etmesinin nedeni ne olabilir?

Seyyid Kutub, ayetle ilgili şunları ifade ediyor:” Şu halde onlar cahil oldukları için görüş ayrılığına düşmediler. Kendilerini, peygamberlerini ve inanç sistemlerini birbirine bağlayan tek ve değişmez temel ilkeden habersiz oldukları için ayrılmadılar. Tam tersine, kendilerine yeterli ve aydınlatıcı bilgi geldikten sonra ayrıldılar, parçalandılar.

Birbirlerini tepelemek, içlerindeki kıskançlık duygusunu tatmin etmek, hem kendilerine, hem de gerçeğe haksızlık etmekti asıl gerekçe. Azgın ihtirasların, sınır tanımaz arzuların etkisi ile parçalandılar.

Doğru inançtan, dengeli ve tutarlı hareket metodundan kaynaklanan bir gerekçeye dayanmaksızın görüş ve inanç ayrılığına düştüler. Eğer inanç sistemlerini her şeyin üstünde tutsalardı, eğer hareket metodlarına uysalardı, parçalanmazlardı, bölünmezlerdi.”

 

Ayetin devamında ‘belli bir süre verilmiş olmasaydı’ ifadesi, aslında bulunulan halin karşılığı ile ilgili net bir bakış sunmaktadır:İçine girdikleri haksızlık ve zulümden dolayı hemen cezalandırılmaları…Verilmiş söz, hükmün yerine getirilmesini erteliyor.

Kanaatimce, oluşan önyargı, olayları ve durumları değerlendirmede bazen göz önündeki kesin bilginin görmezden gelinmesine neden olabilmektedir. Peygamberi tanımalarına, kaynaklarında geçen hali ile bilgi sahibi olmalarına rağmen reddin, karşı mücadelenin nedenlerini hatırlayın…

Rağıb eI-Isfahani hasedi: “Hak edenin elindeki nimetin elinden alınmasını arzu etmek” tanımıyla açıklar. Genelde başkasının elindekinin elinden alınması üzere anlaşılan kavram, Ramazan Yazçiçek’in vurgusu ile elindekini başkasının istifadesinden mahrum etmek anlamında da kullanılabilmektedir. O’na göre hased, takvanın oluşumuna engel ahlaki bir sorundur.

Taassup dediğimiz şeyin oluşumunda ya da grup asabiyesi diyebileceğimiz ümmet olmaktan uzaklaştıran hastalıkların kaynağı olarak da hasedi gö(ste)rmek mümkündür. Bugün kullandığımız, doğruluğundan emin olduğumuz bazı kavramların pratik yansımalarının olmamasının, davranış haline gelmemesinin ya da kavramın anlam çerçevesinden farklı uygulanmasının önemli nedenlerinden birisinin hased olduğunu söyleyebiliriz.

Gerek değer bakımından gerekse ortaya somut bir alternatif koyma açısından farklı, kendi içinde önemli bir boşluk doldurma potansiyeline sahip çalışmalara tabiri caizse kem gözle bakılmasının nedenlerinden biri olarak da hasedi göstermek mümkündür.

Burada sorunun çözümünde alternatif kavramlardan biri olarak karşımıza ‘isar’ kavramı çıkmaktadır. Modern anlayışın tüketen, nesneleştiren, bireyselleştiren özelliğine alternatif olabilecek, terazinin takva tarafını güçlendirebilecek, doğrudan ve dolaylı etkilerini bertaraf edecek bir kavram olarak isarı görmek mümkündür. Kardeşini kendine tercih etmek… İkramda bulunmak…

Bir de, hasedin olumsuz yansıması, bu özelliğe sahip olan kişi ile sınırlı olmaz. Kavram, ıslahı değil, ifsadı gündemleştirir, takvayı değil nefsi ön plana çıkarır.

Çoğu kere davranışların İslami literatürdeki karşılığının bilinmemesi ya da yanlış bilinmesi eğitimde-iletişimde tamiri zor sonuçlar doğurabilmekte, kişilerin duygularının esiri durumuna düşmesine neden olabilmektedir. Bundan dolayı neslin ıslahında vahyin kavramlarına vakıf olunmasını önemli bir aşama-yöntem olarak görüyoruz.

Ramazan Yazçiçek’le bitirelim:“Hasedin ilacı tevekküldür, tevekkülün imkânı ise tefekkürdür. Tefekküre gelince o, tevhidin özüdür.”
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr