• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 11 °C

Kimler Neden Daha Çok Hasta Olur?

Emine İDE

 Ruhen zayıf olan insan, bedenen de zayıftır. bedenen zayıftır derken kişinin kilosunu kastetmiyorum.çünkü çoğu zaman zayıf bir ruh, şişman sayılabilecek ya da dışarıdan güçlü diye tanımlayabileceğimiz bir yapının arkasına sığınmış olabilir.ama bu onu güçlü yapmaz.

           

Evet insana ‘can’lılık özelliği veren ruh zayıfsa beden de zayıftır, güçsüzdür, dayanıksızdır.çabuk hastalanır geç iyileşir.beden , ağrılarını daha çok hisseder.

beden ve ruh ikilisinin birbiri üzerindeki etkisini inkar edemeyiz.peki bedenin iyiliği mi ruhsal yapımıza canlılık verir yoksa,  ruhsal yapımızın enerjik oluşu mu bedene sağlık verir?bence ruhsal yapımızın etkisi önceliklidir.yani önce insanın psikolojisi iyi olmalı sağlıklı ve mutlu olması için.-sağlıklı ve mutluysa insan zaten ruhsal yapısı da iyidir.-diye elbette düşünebiliriz.çünkü bu dönüşüm ortaya çıkan sonuçtur,amacımız da budur.ama bunu sağlayan kaynak güç, bu sağlıklı ve mutlu olmanın temelinde, öncelikli olarak ruhsal yapımızın iyi oluş derecesi belirlemiyor mu?

           

Peki ruhsal olarak insan canlılık  ve enerji gücünü nasıl kazanır?bence   seviyorsa,  sevildiğini hissediyorsa bir insan, kendisine güven duyuluyorsa ve güven içindeyse,kişi varlığına dair olumlu düşünceye sahipse, varlığını var edilmiş olmaya değer buluyorsa;ruhsal yapısına pozitif bir canlılık yüklemiştir.

           

Sevilen ,güven içinde olan insan , sık sık hastalanmaz, bitkin, yorgun düşmez.korkan kıskanan, nefret eden, kin tutan  insanın,ruhu ağırlaşır sanki.bunalan insan, çıkmazlara giren, borcunu ödeyemeyen, sabrı olmayan insan zayıf düşmüştür.bedenen hastalıklara karşı güçlü değildir.

           

Duygusal yıpranmalar yaşayan kadınlar ve erkekler de çabuk  hastalanırlar.örneğin eşinden şiddet görmüş olan bir kadının sadece bedeninin acımış olduğunu söyleyemeyiz.ruhu daha fazla zedelenmiştir.çünkü sevilmeye değer bulunmaya bir ‘ben’ i vardır ve güven duyduğu en yakını tarafından güven kaybına uğramıştır.muhtemelen o yüzdendir eşi tarafından şiddete uğramış bir kadın yada erkek, bir an önce varlığına değer veren bir ortama girmek ister.bu kadın için ailesi olabilir, erkek için arkadaş ortamı…anlaşılmasını ister aslında kişi;varlığı ile yokluğu arasındaki farkın.aynı ortamda bulunuyor olunsa bile,kişi her zamanki halinden farklı davranarak bunun anlaşılmasını ister.çoğu zaman buna ‘ilgi çekmek’ kavramını kullanırız.oysa ruh, azalan sevgi ve güven boşluğunu doldurma çabasındadır.

Bu boşluğu dolduramayan, tatmin olmayan insan hassastır.hastalanmaya müsaittir.duygusal tıranva sonrası kişi, muhtemelen ya gribal enfeksiyon geçirecektir ya da eklemsel bir ağrı yaşayacaktır.sanırım  girip, duygusal tıkanmanın da bir sonucudur. Altından kalkamadığımız ruhsal yükümüz, sadece zihnimizi yormamış aynı zamanda iskelet yapımızın kilit noktalarına da ağrı vererek bu  ruhsal yükü bedenimize hissettirmiştir.

           

Sevgi ve güven duygusuna aç olan çocuklar da hassastır.annae- babası ile yererince zaman geçiremeyen, kaliteli bir birliktelik yaşamayan çocuklar,annesiz ya da babasız çocuklar…  Bir çok bebek bakım evinde, önüne geçilemeyen bebek ölümlerinin, yatılı yurtlardaki çocukların sık sık hastalanıp revir yolunu tutmaların altında yatan sebeb, sevgi ve güven duygusunun   ne denli önemli olduğunu bize söylemiyor mu, göstermiyor mu? Hele bir de ilgi ve sevgiyi hastalandıklarında aldıklarını algılayan çocuklara hiçbir antibiyotik, ilaç yeterli gelmeyecektir.artık sık sık hastalanma ihtiyacı duyacaktır ruh.çünkü o zaman sevildiğini, güvende olduğunu hisediyor.

           

Namaz kılmayan ya da düzensiz kılan Müslüman da hastalanmaya müsaittir.yeterli güven ve değer  duygusuna sahip olmadığı için zayıftır.yapması gerektiğine inandığı ama bu gerekliliği yerine getirmeme suçluluğu, kişiye kendini değersiz,  zayıf hissettirir.

           

İnsanı mikroplar hasta ediyorsa da,o mikropların hangi bedene güç yetireceğini, hangi vücudu yenik düşüreceğini belirleyen kanımca ruhsal gücümüzdür.ruhsal enerjimiz ne kadar iyi olursa bedenimiz de o kadar güçlü olur ve ruhsal-bedensel yapımızın uyumu  oranında sağlıklı bir yaşam sürebiliriz kanısındayım.

           

peki ne yapabiliriz?nasıl ruhsal olarak güçlü olabiliriz? Ki bedenimizin de sağlıklı olmasını,  çocuklarımızda da bu güçlü yapının oluşmasını sağlayabilelim.

           

Severek, sevilerek, güven duyarak, paylaşarak, yardım ederek,varlığımızdan dolayı başka insanların mutlu olduğuna şahit olarak (ki bu insana muhteşem bir doyum verir.)

Kin, nefret, öfke, üzüntü v.s gibi ruhsal enerjimizi dibe düşüren duygu ve düşüncelere kesin bir set çekerek hem günahların hem de hastalıkların kapısını kapatmayı başarmalıyız önce.

           

Çağımız insanı ruhsal olarak zayıf düşmüştür.zorluklara karşı dayanma gücü yok denecek kadar azalmıştır.bu denli artan sağlık sorunlarının kökeninde, dünya yüzeyinde azalmış olan pozitif enerji olamaz mı?

           

Çoğu insan değil başkalarını, kendilerini bile sevmemektedir. Varlığına değer katacak bir faaliyeti olmadığı için varlığını anlamsız bulmaktadır.hatta var olduğu için pişmanlık duymaktadır.ruhsal çöküntü yaşayan, bunalım çağı da diyebileceğimiz  çağımızda elbette  hasta sayısı çok olacaktır.bütün bunların çaresi, ruhsal enerjimizi canlı, güçlü tutmaktan geçer diye düşünüyorum.
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr