• BIST 107.921
  • Altın 153,999
  • Dolar 3,8353
  • Euro 4,5054
  • İstanbul 10 °C
  • Adıyaman 2 °C
  • Ankara 3 °C

Kırk Göz Kanlı Akmasın

Ahmet İNAN

                 Kâhta’da temmuz ağustos aylarının ayrı bir önemi vardır. Zira dünyanın kavrulduğu bu aylarda Nemrut Dağı zirvesinde serin bir meltem eşliğinde kan kırmızısı bir kızıllıkta güneş eşsiz bir güzellikte nazlı nazlı doğar ve kendisini izleyenlere unutulmaz bir görsel şölen sunar. Kimisi bu şölene hayran kalır kimisi de bunun için mi bunca yolu teptik diye serzenişte bulunur ve değmezmiş der. Ben kendim bir gezim sırasında Nemrut Dağı gibi tarihi ve mistik bir dağın zirvesinde güneşin en güzel doğuşu karşısında büyülendim adeta. Bir de gezginlerden meraklı biri ruhumuzu serinleten bir fon müzük çalmasın mı! Anlatılır gibi değil. Ben adeta büyülendim doğrusu. Kâhta yöresindeki tarihi ve turistik mekânlar ile doğal güzelliklere yeterince ne ilgi gösteriliyor ne de saygı. Hâlbuki aslında sadece Nemrut Dağı, Kırk Göz pınarı ve Cendere Köprüsü bile Kâhta’ya yeter de artar bile.

             Günün birinde meraklı bir gezgin Nemrut Dağına gitmeye karar vermiş. Düşmüş yollara ve nihayet Nemrut Dağına yakın bir köyde belki de merakını biraz gidermek için yaşlı bir köylüye: “Dayı az ilerde dağın zirvesinde yüzyıllar önce yapılmış devasa heykeller varmış, doğru mu?” demiş. Yaşlı amca: “Oğlum orda taş yığınından başka bir şey yok.” deyince gezgin şaşırmış kalmış. Adamcağız ne desin! Aslında yurdum insanı olarak bizim de tarih, kültür, sanat ve tabiat güzelliklerine olan ilgi ve saygımız bu sözünü ettiğim sevgili yaşlı amcanın ilgisinden pek de farksız değil aslında. Okuryazar birçok insanımız dahi o muazzam zirveyi taş yığınından ibaret sayıyor.

             Şehirleşmeyle birlikte insanlarımız aynı paralelde medenileşemiyor maalesef. Bir kır gezisi için sülüklü göl ve meşhur Kırk Göz pınarlarına gittik. İnsanlar şifa bulmak için sülüklü göle de gidiyordu. Sapasağlam giden kan revan içinde dönüyordu. Yanlış anlamayın dayak yediklerinden değil. Sülük insanın neresinden ısırsa o yerden saatlerce kan akıyor. Hatta o kanı durdurmak bile çok zordur. Söylemek istediğim bu değil tabii ki. Dikkatinizi çekmek istediğim, yüce Allah’ın bahşettiği eşsiz tabiat güzelliklerine göstermediğimiz saygıdır. Çoğu insanın bacağından sülük ısırmış ve kan durmadan akıyordu. O kanı temizlemek için insanların nasıl bir yol izleyeceklerini çok merak ettim. O kanı durdurmak için çeşitli yollara başvurulabilir. Bitkisel çözümden tutun da tıbbi müdahalelere kadar. Ama içimden de korktuğum “bizce” bir yol vardı. İnşallah bu insanlar kanı durdurmak için o yola başvurmazlar diye de sıkıca dua ediyordum. Zamane insanları kimseye de bir şey diyemezsin ki! Sülüklerin ısırdığı insanlar tek tek gelip kanlı bacaklarıyla kırk gözün fışkırdığı yerde tertemiz suya girdiler. Bu iğrenç bir durumdu.

               Korktuğum başıma geldi. Allahım senin verdiğin bu kadar güzel bir pınara bu yapılır mı? Dünya insanlarının büyük çoğunluğunun temiz su bile içemediği zamanımızda nasıl olur da insanlar gümbür gümbür akan tertemiz suya kanlı ayaklarıyla girerler. Bunu bir türlü içime sindiremedim. Neyse ki bir dostuma sevgili kardeşim bir şişeye su doldurup da öylece ayaklarını temizlesen ve böylece tertemiz bir suyu kirletmesen dedim. Dostum biraz şaşırsa da teklifimi memnuniyetle karşıladı. Diğer insanlara bir şey diyemedik ve gümbür gümbür akan tertemiz kırk göz pınarı kana bulanıyordu.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr