• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 7 °C

Kişisel Gelişimin En Etkin Yolu: Tevbe

Emine İDE

  Kelime anlamı dönmek olan tevbenin, inancımızdaki anlamı, Allah’ın bizim için yanlış diye tanımladığı bir durumu terk edip Allah’a yönelmek olarak tanımlayabileceğimiz gibi kişinin, yanlış fiili yapmış olmaktan doğan pişmanlığını Rabbine arz etmesi olarak da düşünebiliriz. İnsan olmanın varlık tanımında önemli bir yeri olan tevbe, insanın kemale doğru yol almasında kişiyi yenileyen, ruhsal dirilişi sağlayan en önemli faktördür aynı zamanda.

 İnsan olmanın bir özelliği olan yanılma, hata yapabilme, unutma, aldanabilme gibi zaaflar ve zayıflıklarımızın  olduğunu bilmek, kendimizi doğru tanımamıza yardımcı olduğu gibi kusur ve eksikliklerden münezzeh olan yaratıcımız ile de samimi bir kulluk ilişkisi içinde olmamızı sağlar. Karanlığı aydınlıkla, sıcağı soğukla, uykuyu uyanıklıkla, sevinci hüzünle algılayıp tanımlanabildiğimiz gibi; kendisini ne bir uyku ne bir uyuklama tutmayan, her daim her şeyi görüp gözetmekte olan, güçlü ve mükemmel yaratıcımızı tanımamıza yardımcı bir algı oluşturan tevbe, insana sonsuz merhamete muhtaç olduğunu da hatırlatır. Mükemmel olanın Allah olduğunu insana hatırlatan tövbe kavramı, insana da acziyetini hissettirdiğinden kulluk bilincine sahip olmamızı sağlar. Tevbe etmek insanı rahatlatan bir terapi özelliğini de taşır ve de insanı rahatlattığı gibi kusurları hoş gören, affedebilen, rahat bir insan olabilme karakterini de insana kazandırır.

Bilinen  bir gerçektir ki İblis’i Allah’a kulluktan men ettiren duygu, kendisinin aciz; Allah’a muhtaç olduğunu kabul etmemesi, Allah’ı ise ortak kabul etmeyen büyüklükte ve sınırsız bir güce sahip olduğunu idrak etmemesi sonucu kulluk özüne ters davranarak şeytan oluşudur. Bu nedenle kişinin, Rabbini büyük bilmesi, kendisinin ona muhtaç olduğu duygusuna sahip olması, kulluğunu gerçek anlamda gerçekleştirebilmesinin ön koşuludur. İnsanın varlık mayasında olan tapınma ihtiyacı da insana, kendisinin muhtaç olduğu güçlü bir varlık algısını gerektirdiği gerçeğidir.

Hata yapabilmenin bizim yapımızın bir özelliği olduğunu bilmemiz, bizi gereksiz streslere boğan mükemmeliyetçilik tutsağına düşmekten koruyup ve de kendimizi hatalarımızla da kabullenmemize yardımcı olduğu gibi günah olduğuna inandığımız bir durumu yaşadıktan sonra büsbütün kötü olmadığımız, kötü olanın o fiili işlemek olduğu bilincini bizde oluşturur. Bu önemli bir farkındalıktır.  Bugün eğitim yasalarının özellikle üzerinde durduğu hususlardan biri de bu noktadır: Kişi değil, davranış eleştirilmelidir; değiştirilmek istenen davranış tanımlanmalı ve yapılması istenilen durum zihinde canlandırılmalıdır gerçeği. Tevbe kavramının temelini de bu eğitsel ölçü oluşturur.

 Allah ‘Yine onlar, çirkin (günah) bir iş yaptıkları, yahut kendilerine zulmettikler zaman, Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler ki- Allah’tan başka günahları kim bağışlar-ve bile bile istediklerinde ısrar etmeyenlerdir.” (Al-i İmran 133, 135.)  Bir başka ayette,  ‘yaptığını hatırlar hatırlamaz tövbe eder, ardından iyilik yapar.’buyurur. Pişmanlık duyulan durum biliniyor ve üzerine kocaman bir X işareti konuluyor. Davranış değişikliğinin önemli ilk adımı budur. Rahatsızlığı hissetmek rahatsızlığa neden olan durumu bilip tanımlamak…

 İnsan niçin pişmanlık duyduğunu hatırlamıyorsa, beyin onu tanımlayamıyorsa, ardından istenilen durumun resmini çizemiyor sesini tanımlayamıyorsa onu değiştirme imkanına da sahip değildir. Bu nedenle önce değiştirmek istediğimiz davranışı tanımlamalı ve istediğimiz durumu önce zihnimizde canlandırıp var etmeliyiz. Kişisel gelişimin önemli basamaklarından olan bu değişim adım adım insanı Rabbinin istediği kulluk kıvamına getirecektir.

 Mekke döneminde birçok sahabenin önceleri içki içen, putlara tapan İslami öğretilerle hiç bağdaşmayacak davranışları alışkanlık halinde iken, tevbe suyu ile yıkanıp, bir çocuğun davranış kazanması gibi birçok  yeni davranış ve düşünceyi karakter haline getirdiklerini biliyoruz hatta bunu nasıl yapabilmişler diye hayret ettiğimiz de oluyor. Biz de Allaha inandığımız halde acaba neden onlar gibi bir gelişme ya da düzelme yapamıyoruz diye sorguladığımız elbette olmuştur. Bunun sebebi belki de tevbe kavramının  bilincinde olmayışımız ve de zihnimizde modelleyip şablon haline getirmemize yardımcı olacak,  istendik davranışları sergileyen canlı bir modele sahip olmayışımız olabilir. Çünkü modelleme zihin için en kolay yöntemdir.

Bir diğer husus her yanlıştan sonra hemen pişman olup tevbe etmek yerine, tevbeyi ertelememiz, biriken günahlarımız için toplu pişmanlık duymamız olabilir. Bizim için en kötüsü de yanlışların, günahların bizde alışkanlık haline gelmesi, bizim bu günahlardan zevk almamız, buna alışmamızın sonucu olarak, bu yanlış ve günah durumunun normal davranışlar olarak algılayıp, tövbe etme ihtiyacı duymamaktır diye düşünüyorum. Bu aslında Allahın sonsuz merhametinden mahrum kalmanın belirtisidir.  Allahın sevdiği şeyleri  sevmemiz ve de istemediği durumlara karşı da kalbimizde isteksizliği bulunması Allah’ın bize vereceği en büyük rahmet işaretidir aynı zamanda.

 Her şeyi doğru yaptığını düşünen hiçbir konuda pişmanlık yaşamayan insanın kişisel gelişimi de durmuştur ve de onun kendine ekleyebileceği bir ruhsal zenginliği de kalmamıştır. Benlik ve davranış ayırımının farkına vardıran bu kavram, varlık arz eden benliği değiştirmenin değil, yapılan yanlış fiilin terk edilmesi bilincini oluşturduğu için insanın kendinden nefret etmesine ve aşırı suçluluk duygusu yaşamasına engel olur. Tevbenin dinamiğinde de duada olduğu gibi umut vardır.Zira, Rabbimiz buyuruyor ki: “De ki ey kendi aleyhlerine olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım, Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir”  der (Zümer,53).

 Batı kaynaklı fikirler doğrultusunda yazılan birçok kişisel gelişim kitapları, insan yapısını doğru tanımlayamadığı için bir noktadan sonra kişinin büyük hayal kırıklığı yaşamasına ve de kendisine olduğu gibi, yaşadığı çevreye karşı da büyük bir güvensizlik duygusuna iter. İnsanın inkar edilemez olan zayıflıklarını inkar edip insana her şeyi yapabilirim, düşüncesi gerçekçi ve de tatmin edici bir durum olmaktan uzaktır.  Oysa, insanın zayıflıkları olabileceğinin bilincinde olarak,  sınırsız bir güce dayanmanın güveni ile her daim daha iyisinin peşinde olması,  içinde barınan zayıflığa yenik düştüğünde, düştüğü yerde kalmayıp tevbe ederek daha iyiye doğru yol alması insan için daha gerçekçi ve geliştirici olmaz mı?

 İnsanın inkar edilemez iyi ve kötü tarafı…. Şeytani ve melekuti his… id ego ve süper ego olarak tanımlanan yönlere karşılık bulan bu öğretiler, bize bu varlık gerçeğini hatırlatır. Önemli olan hatasız olmak değil önemli olan hatayı algılayıp pişman olmak, Allah’a yönelmektir. İnsan için önemli olan tevbe edebilmesidir. Hata yapabilme özellikleri olmayan melekleri ve başka varlıkları yaratan Allah’ın, hata yapabilen ve de tekrar düzelebilen ölçüde insanı yaratması, bize günah işledikten hemen sonra hemen tevbeyle Rabbimize yönelmenin varlık amacımıza ne kadar uygun olduğunu hatırlatmaz mı?  Yüce Rabbimizin bizden özellikle istediği durum budur, zira o tevbe edenleri sever.

‘Allah, tevbe edenleri ve temizlenenleri sever’ (bakara,222). Hz. Eyyub için: ’o ne güzel bir kuldur, gerçekten her zaman tövbe eden, Allaha yönelen, yakarıp yalvaran bir kimseydi.’der (Sad,44). Allah kullarını tövbe etmeye davet eder: ’Ey müminler! Hepiniz topyekûn tevbe edin. (Nur,31) der. Peygamber Efendimizin, günahları olmamasına rağmen günde defalarca tövbe ettiğini biliyoruz.

Tevbe kapısı açık olmasaydı sana nasıl dönebilirdik Rabbim. Nasıl umutsuzluk sonrası umuda sarılabilirdik. Çirkinliklerimizi nasıl örtebilirdik, tekrar ayağa nasıl kalkabilirdik. Sen Rahmansın Allah’ım sen Rahimsin, sen Settarsın, sen Tevvabsın, tevbeleri kabul edensin, senden asla umutsuz olamayız. Seni tanıyan umutsuz olamaz ki Allah’ım…  Bugün hala  yaşıyor olduğum ve de beni tertemiz edecek bir tevbe etme imkanına sahip olduğum için Rabbim sana şükürler olsun. Ey tevbeleri kabul eden Rabbim  lütfen rahmetinle tevbemi kabul eyle… 
  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr