• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Adıyaman 29 °C
  • Ankara 22 °C

Kıyafet Serbestliğine Evet Yozlaşmaya Hayır

Abdullah YEKTA

Kıyafet serbestliğine evet, ahlaksızlığa ve yozlaşmaya hayır diyoruz. Kullandığımız eşya ve giydiğimiz elbiseler, bazen bizim davranışlarımız üzerinde etkili olurlar. Çoğu zaman da sıkıcı olurlar. Cumhuriyet döneminde öğrencilerin dahi şapka takma zorunluluğu, yine günümüzde anlamsız bir şekilde dayatılan okul formaları hep sıkıcı olmuşlardır. Milli Eğitim Bakanlığı geçtiğimiz günlerde, toplum olarak özlediğimiz, bir karara imza attı. Sevindirici bir karar. Fakat başta eğitim camiası olmak üzere kimileri endişe duymaktadır.  Muhafazakâr bir toplum olduğumuz için yeniliklere hep temkinli yaklaşırız. Bu serbestlikle beraber dini endişelerimiz de olmaktadır. Bu endişelerimiz her konuda kendini gösterir, acaba ne olacak deriz. İmkânları doğru bir şekilde değerlendirip istifade edeceğimiz yerde korku ile takip ederiz.

            Doğrusu kıyafet serbestliğini özlemiştik. Tanzimat’tan günümüze kadar her darbe yapan bu ülkeye istediği elbiseyi giydirmeye kalkıştı. Bir zamanlar bu topraklarda fes mecburi kılındığında insanlar din adına karşı çıkmışlardı. Daha sonraları fes kaldırılıp yerine şapka zorunlu kılınınca, bu sefer dindarlarımız (!) fesi dini bir kıyafet olarak görüp şapkaya karşı çıktılar. Cami imamlarımız namaz kıldırırken, halen Osmanlılarda kalma şekliyle fes giymektedirler. Fes batılılaştırma simgesi olarak mecburi kılınmıştı. Günümüzde ise Müslüman kıyafeti, hem de camide imamların olmazsa olmaz bir kıyafetidir.  İlk çıktığında fes de şapka da mel’un (lanetli bir şey) olarak nitelendirilmişti.

            Takım elbise ve kravat/bayanlarda kısa etek ve başı açık olmak modernliğin simgesi olarak gösterilmeye çalışıldı. Bütün bunlar yapıldı ama ne hikmetse modernleşemedik. Belki de toplum olarak ne istediğimizi bilemiyorduk veya batı tarzı giyim kuşamı bize dayatanlar bu toplumdan ne istediklerini bilmiyorlardı. Hâlbuki insanın giyim kuşamı/kıyafeti kişinin şahsiyetini, kimliğini ve ahlakını gösterir. Devlet resmi daireler ve eğitim kurumları için bir kıyafet belirlerken öncelikle insan hakları, ahlak ve toplumun dini inançlarını göz önünde tutmalıydı. Bu düşünülmedi. Düşünmelerini de beklemiyorduk. Bu gün eğitim bakanının kılık-kıyafet serbestliğiyle ilgili yayınladığı genelge toplumda farklı mecralara çekilmektedir. Zengin –fakir sınıf farkları ortaya çıkacak; dinci –laik belli olacak. Ve benzeri olumsuzluklar hep gündeme getirilmektedir. Dindar kesim bu serbestliğin dine aykırı bir kıyafet tarzını tetikleyeceğini düşünmektedir. Bu kanaatler kesin bir şekilde ortaya çıkmamışlar ama durum bunun de ötesinde değildir.

            Bu konuda toplum üzerinde bir baskı, bir tahrik ve aşırı bir yönlendirme olmasa insanımız kendisine yakışan, dinine ve insani değerlere uygun bir kıyafeti kendisine seçecektir. Fazla endişe etmeye gerek yoktur. Bu konuda biz eğitimcilere düşen topluma uygun olanı tavsiye etmektir. Yoksa kimsenin kıyafetini belirleme hakkına sahip değiliz. Din eğitimini veren, imam- hatiplik yapan hocalarımız ve yine bu konuda görüşlerine başvurulan ilgili kimseler ancak iyi olanı tavsiye edebilirler. Bunun ötesinde kimsenin yapabileceği bir şey yoktur. 

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr