• BIST 106.702
  • Altın 146,549
  • Dolar 3,4864
  • Euro 4,1701
  • İstanbul 28 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 34 °C

Kobani İle İlgili Tutumlar: Gerçekler ve Hayaller

Abdurrahman ÖZKAN

 1.Gerçek: Suriye'de üç, Irak'ta on yıldır devam eden bir savaş ortamı vardır. Bu savaşın tarafları (ve tabi taraftarları), tarafların binlerce öleni vardır. Hayatta kalanların artan acıları, kinleri ve nefretleri vardır. Şimdi her iki ülkedeki en büyük gerçek, ölen binlerce insan ve geride kalanların acılarıdır.

Savaşın sebepleri hiçbir zaman sonuçları kadar gerçek olmamıştır. Savaşın başlamasında Türkiye'nin doğrudan bir etkisi olmamıştır. Ancak, savaşın gerek savaşan taraflar karşısında gerek sonuçları karşısında az çok öngörülen çokça olumsuz etkileri olmaktadır. Bunlardan en önemlileri, Türkiye'nin önemli sayıda bir savaş mağduru insanın yükünü taşıması ve savaşın kaderinde muhalifler lehine bir etkide  bulunduğu eleştirisi veya kimilerine göre bulunması gerektiğine dair bir tartışmanın içine girmesidir. Sadece mültecilere gösterilen tepkiler ve muhaliflerle ilişkilerin nasıl olması gerektiğine dair tartışmaların yaratığı bir toplumsal bölünme vardır.

2.Gerçek: Siyasilerin çok sevdiği "bu iki ülkenin insanları bizim akrabalarımızdır" sözünün geçerliliği vardır şüphesiz, kardeşlerimizdir. Irak ve Suriye sınırına yakın il ve ilçelerde oturuyor olup, bu ülkelerden ailelerle akrabalaık bağları olan çokça Türkiye vatandaşı vardır. Ne var ki bu aileleri, hadi diyelim akrabaları ayıran bir sınır vardır. Bu sınır bayramda seyranda bazı kolaylıklarla beraber açılsa da, her iki taraftan insanların savaş ortamında giriş çıkışı kolay olmamaktadır. Bilakis daha da zor olabilmektedir. Çünkü sadece savaş mağduru aileler değil, savaşta aktif rol alan insanların sınırı geçme ihtimali bazı riskleri beraberinde getirmektedir. Hatay ve Reyhanlı'daki saldırı ve patlamalar gösterdi ki sadece Esed ve karşıtları değil, Esed yanlısı kişiler de sınırı geçebilmektedirler.

Hayal: "Akrabalarımızdır" denilerek, savaş ortamındaki Irak ve Suriye Kürtlerine yönelik bir fiili koruma söylemi geliştiremez ve harekatı düzenleyemez. Suriye, Rusya, İran ve Koalisyon güçlerine rağmen bunu yapamaz. Halkların akrabalık gerçeği, Irak ve Suriye'deki savaşın sadece bu ülkelerin halkının savaşı olmadığı gerçeğini görmemizi engellememelidir.

3.Gerçek: Her iki ülkede çatışan taraflar kadar, savaşın devam etmesinde Batılı güçlerin önemli bir rolü vardır. Bu rolü, bu ülkelerdeki rejimleri çıkarları için silahlandırarak oynuyorlar. Büyük bir aile gibi iç içe geçmiş Ortadoğunun Sykes-Picot Antlaşmasıyla parçalanması, bu güçlerin istediği gibi istediği oyunu oynamalarını kolaylaştırmıştır. Bu ülkelerde savaşan tarafların hepsi kaybederken, Batılı ülkeler, Rusya dahil, silah satışından ve ucuz petrol alımı, bu petrolün işletme ve işlenmesinden kazançlı taraf oluyorlar.

Hayal: Aynı ülkeler, insan kaybetmemek için mümkün mertebe hava saldırılarıyla yetinip askerlerini karaya indirmiyor, sıcak çatışmaya girmekten kaçınıyorlar. Savaşın kaderinde belirleyici olan bu güçler, savaşın sürmesine, bu ülkelerde insan gücünün, ekonomik ve kültürel varlıkların yok olup parçalanmasına dair bir kaygılarının olmadığı açıktır. Esed'in ya da İŞİD'in ele geçirdiği, hedef gösterdiği yerlerde nasıl katliam yaptıklarının örnekleri bilinse de yeni katliamların yapılacağı aşikar olsa da bu güçlerin müdahale etmediği, müdahaleye gerek görmediğini gördük. Musul, Tel Afer, Şengal'dan sonra Kobani için de aynı tavır devam ediyor. Ne yazık ki İŞİD ya da Esed'i durduracak yegane güç olarak da bu güçlerden (şimdi Koalisyon Güçleri olarak ) medet umuluyor.

4.Gerçek: Hem Irak ve Bölgesel Kürt Yönetimi, hem de Suriye ve Rojawa (Batı) kürtlerini temsilen PYD, Türkiye'nin, kendine göre haklı gerekçeleri olsa da, askeri unsurlarının hiçbir surette kendi topraklarına girmesine hiçbir zaman gönülleri razı olmadılar. (11 Ekimde John Kerry'in verdiği bir mülakatta, Irak ve Suriye'de hiçbir unsurun Türk askeri istemediğini söylemesi bu gerçeğin bir başka yüzünü bize gösteriyor.)  Bugün de ne sebeple olursa olsun Türk askerini kendi topraklarında istememektedirler. Aynı tavrı HDP'nin de dillendirmesi ilginç değil ama Türkiye'nin yapacakları konusunda beklentileri ilginçtir. Bunlara aşağıda değineceğiz.

Hayal: Her iki ülkenin söz konusu ettiğimiz siyasi unsurları Türk askerinin sınırı geçmesini istemediğine göre, uluslararası antlaşmalara ve güçlere rağmen Türkiye'nin Kobani kuşatmasına askeriyle müdahil olması mümkün değildir. Birçok insanımızda güzel bir hayal olarak, Türkiye'nin İŞİD'i kovup geri dönmesi mümkün değildir. Bu konuda en gerçekçi beyanatı Dışişleri Bakanı verdi.

 İŞİD'le Türkiye askerinin tutuşması durumunda, silah tüccarlarına, Türkiye'nin burnunu sürtmek istyen güçlere gün doğacaktır. İŞİD'e tahmin edemeyeceğimiz oranda bir insan ve silah takviyesi olacaktır.

5.Gerçek: Türkiye PKK saldırılarıyla tam otuz yıldır karşı karşıya. Çözüm süreciyle demokratikleşme paketleri yürürlüğe koyup terör olaylarının dayanaklarını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Ancak süreç içinde demokratikleşme adımlarının beklenildiği hızda atılmadığını gerekçe gösteren PKK, Türkiye sınırlarının dışına çıkmayı bir süreden sonra durdurdu. Çözüm süreci devam etse de zaman zaman memnuniyetsizliğini dile getiren PKK, hala önemli oranda silahlarıyla Türkiye sınırları içinde bulunmakta, zaman zaman küçük çapta silahlı eylem, yol, kimlik kontrolleri yapmakta ve şehirlerde çeşitli etkinliklerde varlığını  hissettirmektedir. Yaşadığımız gerçek budur. Bu gerçeği devlet de, belki çatışmasızlık durumunun sürmesi için, belirli oranda normal karşılıyormuş izlenimi vermektedir. Ancak bu gerçeğin bir başka anlamı da, PKK, demokratikleşmenin istenilen hız ve çapta olmaması durumunda tekrar eylemlere başlayacağı söylemidir. Yeniden kaos ortamının oluşmasının sebebi ise devletin olacağının sık sık belirtilmesidir. Bu gerçeği daha açık belirtirsek, gardını almış iki dövüşçü, bazı beklentilerle birbirine saldırmadan karşılıklı olarak bekliyor.

Hayal: PKK Türkiye için bir tehdit olmaktan çıkmamışken, Suriye uzantısı PYD'nin İŞİD karşısında güç durumda olmasından dolayı, PKK'nın sınırı geçip PYD'ye silah ve savaşçı ulaştırmasına kolaylık sağlaması, koridor açması ya da Türkiye'nin PYD'ye silah sevkiyatı yapması bu gerçeklerle çarpışır. Bu çarpışmadan da ileride çok tartışma ortaya çıkacaktır. Hele PKK'nın ileride Türkiye'yi rahatsız edecek bir Rojawa söylemi veya çatışmaların başlaması durumunda, Türkiye'nin yaptığı tüm insani yardımlar da tartışma konusu olacaktır. PKK'nın varlığı bir sorun olarak dururken, HDP'nin sivillerin kabulü ve insani yardımdan öte, PYD lehine devletten  askeri bir destek vermesini beklemesi tüm bu gerçekleri görmezden gelmektir.

Eğer çözüm sürecinde, PKK ve HDP ile devlet daha sorunsuz bir güven ortamı yaratabilselerdi, örneğin PKK büyük oranda silahlarıyla sınır dışına çıkmış olsaydı, bugün sadece insani yardım ve sivillerin ağırlanması değil belki bir oranda Rojawanın kendini savunmasında daha fazla destek verebilirdi. En azından bunu beklemekte haklı görülebilirdi. Ne yazık ki bu güven ortamı ve sıcak diyalog sağlanmış değildir henüz.

Elbette HDP'nin beklentileri sadece kötü sonuçları akla getirmemeli. Türkiye'nin Kobani'ye ve diğer yardıma ihtiyacı olan Suriye ve Irak Kürtlerine bu kötü günlerde yardım etmesi sonucunda çözüm sürecinde daha sıcak bir diyalogun kurulmasına etki edebileceğini düşünebiliriz. Ancak devletler gerçeklere göre hareket ederler ve olasılıkları da gerçeklere göre yorarlar. Olasılıklar üzerinden gelecek hesapları yapmazlar. Yaşadığımız gerçek, özetle; Irak ve Suriye'deki savaşın başlatılmasında Türkiye'nin rolü ne kadar olduysa, savaşın bitirilmesinde de en fazla o kadar rol oynanmasına izin verilecektir. Dolayısıyla bu anlamda tek başına bir girişimde bulunması gerçeklere aykırıdır, böyle bir beklenti hayalden öte geçmez. Ancak Türkiye'den savaşın kaderine, hem de Rojawa Kürtlerinin lehine bir etkide bulunması takdirde üzerine düşeni yapmış saymak, Kürtler dahil yüz binlerce sivil insanın kabulü ve ihtiyaçlarının karşılanması gibi büyük bir özveriyi görmezden gelmek olur. Daha çok böyle meseleye bakıldığı için Kobaniye destek eylemlerinin dozu kaçmıştır.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr