• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

Köyümüz Kâhta

Abdullah YEKTA

Bugün size Türkiyenin umutsuz bir vakıa haline gelen Türkiye siyasetinden bahsetmeyeceğim. Dağda, eline silahı alıp insan öldürme makinesi teröristlerden de bahsetmeyeceğim. Rusya’ya gidip Türkiye aleyhine konuşan bir türlü Türkiyeli olamayan siyasi liderlerden de bahsetmeyeceğim. Bugün size İman, İslam ve gündemi işgal eden bidat ve hurafelerden de söz etmeyeceğim. Bugün size büyük bir köy haline gelen Kâhta’dan bahsedeceğim. Bizim sokağımızdan, caddemizden ve çarşı-pazarımızdan konuşalım.

Doğru ve zamanında yapılmayan hizmet, hizmet değildir. İşi ehline değil de nadan(bilmeyen)a yaptırmak zaten iş değildir, zülümdür. Balığı karada, kuşu suda yüzdürmek gibi büyük bir zülümdür. İşleri doğru ve zamanında değil de, iş işten geçtikten sonra yapmak, geç gelen adalet gibi beş para etmez, tiksinti bir şeydir. Hocayı park bekçisi, çobanı cami imamı yapmak gibi bir şey sanırım.

Kusurlu ve bozuk mal sahibine aittir, derler. Gerçi kimse kusurlu mala sahip çıkmıyor, yine ortada kalıyor. Aynen Kâhta’nın bozuk yapılan yolları gibi.  Doğunun bazı ilçelerinde olabilir mi, bilmiyorum fakat başka yerlerde örneğini bulamazsınız. Şehirlerarası karayolu statüsüne tabii olan yolu işgal edip işyeri yapan mı ararsın? Belli bir süre yol olan, kamu binalarının ve okulların önünde geçen caddeleri kapatıp, burası bizim arsamızdır, diyen mi ararsın? Kâhta’nın en büyük caddesinde, yolun ortasına meşrubat dolabını kuran, gece gündüz yolu işgal eden mi ararsın? Ne ararsan onu bulursun. Kâhta’nın kaldırımlarından yürümeyi artık unuttuk, yürümek için yol bulamıyoruz. Bırakın yayaları, 30-40 metre genişlikte ki caddelerde, arabalar geçmek için çoğu zaman yol bulamıyor.

Eski devlet hastanesinden İMKB lisesine kadar bir yollara bakın. Özellikle TPAO İlköğretim Okulu yakınlarında yola bakın. Arabayla geçerken tahterevalli gibi mutlaka sallanırsınız.  Ölçün her 10 metrede taşla düşenmiş caddede kaç tane kıvrım ve çukur yol bulacaksınız. Yine eski devlet hastanesinden Horik yoluna bakın. Gerçekten yolların halı içler acısı. Kâhta’ya, ilk zamanlar, taş döşendiğinde çok sevinmiştik, fakat bu bozuk manzaraları gördükten sonra umutlarımızı tek tek yitiriyoruz. Ama şu gerçeği de inkâr etmemek gerek. Kendisinde böbrek taşı olan, böbreklerinde kum olan bu yollarda araba kullanırsa kum ve taşları düşürmeye yarar.

Şurası güzel, yeşil bir alan dersin; bir hafta sonra oranın da bir şekilde değişik bahanelerle işgal edildiğini, ya bir çadır veya çardak kurulduğunu görürsünüz. Kâhta’nın merkezî yerlerinde “beş dakika şurada oturayım da dinleneyim” diyebileceğimiz bir park yerimiz, maalesef yok. Gelişmiş ülkelerde, gelişmişlik, nüfusa göre park sayısı ile ölçülür. Kâhta belediyesi hep muhalefet partilerinde kazanılırdı ve Kâhta’ya bir türlü hizmet gelmezdi. Bu iki dönemdir Kâhta belediyesi AK Partiden kazanıyor ama yine de doğru bir hizmet göremiyoruz. Bu yaz, bazı sokak ve caddeler asfaltlandı, bunu gördük. Yapılan güzel şeyler için her zaman teşekkür ederiz ama bu yapılanlar, yapılamayan şeylerin yanında deveden kulak mesabesindedir. Bir haftadan bu yana zabıtanın çarşı esnafını denetlemesi ve kaldırımlarda bir düzenin sağlanmasını tebrik ediyoruz. Açıkça bu uygulamanın devam etmesini diliyoruz. Bir günde her şey düzelmez. Bu işler yavaş yavaş olur.

Kâhta’ya yapılacak hizmetlerin kısa vadeli, günü kurtaran hizmetler olmasını istemiyoruz. Kalıcı hizmetler olmasını istiyoruz. Kâhta’nın üç yanı sularla kaplı olduğu halde, biz halen yaz günleri susuzluk yaşıyorsak orada birileri sınıfta kalmış demektir. %80’lerin üzerinde iktidar partisine oy çıksın ve biz halen bu sıkıntıları yaşayalım. Bunu hiçbir mantık izah edemez. Seçimden seçime gelip buralarda, millete bol keseden vatlarda bulunan milletvekilleri ve onların sağlı sollu kollukları seçim dönemlerinden gayrı gelsinler, bu perişan durumumuzu yerinde görsünler. Bize bol vatlarda bulunan değil, iş yapan gerek.

Bütün bu manzaralar karşısında bir validen, kaymakamdan veya emniyet birimlerinden medet beklemiyoruz. Burada halk kendi haklarını istemezse ve peşine düşmezse, kimse halka hakkını vermez. Hak geç de verilse, hizmet geç de gelse haklı hak yolunda yılmamalı, usanmamalı hak istemeye devam etmelidir.  Evimin önü çamur oluyorsa, şehrin caddeleri yürünemiyorsa, şehirde oturulacak bir park ve bir yeşil alan yoksa benim değil, görevini yapmayanların yüzü kızarmalı.

 

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr