• BIST 106.846
  • Altın 144,081
  • Dolar 3,5290
  • Euro 4,1310
  • İstanbul 29 °C
  • Adıyaman 37 °C
  • Ankara 29 °C

Kuranı Ne Kadar Yaşıyoruz?

Medet Babat

Bir çoğumuzun ben kuranı okuyorum diye cevap verdiği kuranı ne kadar yaşıyoruz sorusuna kaçımız ben Allahın kitabını anlayarak okuyorum şeklinde cevaplayabiliyoruz?...

Allah kelamı okunsun diye mi gönderdi ki biz düz kalıp okuma biçimleriyle o kutsal kitabı sadece okuma seviyesine indirgiyoruz. Elbette ki hayır! Sahabenin hayatına baktığımızda bir ayeti hayatlarına uyarlamadan bir diğerine geçmesi bazen yıllar alıyordu. Bu da gösteriyor ki efendimizin (a.s)  sahabesi kuranı okumakla kalmıyor bizzat yaşıyorlardı. Onlar Allahın kelamını seslendiren sanatçılar değil bizzat kuranın aşıklarıydılar. Aynı pencereden günümüze baktığımızda günde onlarca defa okuduğumuz surelerin, ayetlerin, hadislerin anlamlarını bile bilmeden bir ömür tüketiyoruz. Kurana tabir-i caizse seslerimizin güzelliğiyle sanatçılık yapıyoruz. Kuranı yaşamak için değil başucumuzda Müslümanlığa bir göster-geç gibi kullanıyoruz. Oysa kuran gür bir sesle çağırıyor bizi: oku! Diyor, anla! Diyor, düşün diyor!...            

Aslında İslam düşmanı olan oryantalistlerin oyunlarından ziyade İslam’a en büyük zararı yine biz Müslümanlar verdik. Camilerimize halka halk’a gelen çocuklara kendi ellerimizle bilebile sopayla kuranı öğretmeye çalıştık. İmam hatip okullarımıza gelen genç fidanlara sadece güzel oku dedik manasını gayesini vermedik. Din adamları olmaya çalışan ilahiyat öğrencilerine ezberle dedik, notla tehtid ettik, bu işi dayandırdık. Şimdi sorarım size değerli kardeşlerim bu şekilde yetişmiş bir kuran neslinden kuranı ne kadar yaşamaları ve yaşatmaları beklenir?            

Yalnızca okunmak için geldiyse bu kitap neden Allah elçi gönderdi, neden Resulallah kuranı okutmakla yetinmedi, neden Alimler kuranın içinden geldiği günden bu yana bitip tükenmeyen mucizeleri çıkartmaktan vazgeçmediler, neden bu kadar tefsir, bu kadar yorum? Biz her soruya Allah onu kıyamet’e dek koruyacaktır diye cevaplıyoruz ama Allah onu bizimle koruyacak bizim ellerimizle muhafaza edecek. Biz hikmeti göz ardı edip her şeyi Allahtan beklediğimiz sürece içimize fitne tohumları ekilecek, içimizden firavunlar, nemrutlar yetişecek ve en acısıda bunlar tam da biz Müslümanlar arasında neşet edecek. Biz Müslümanlar hamd alemlerin rabbine aittir dediğimizde hamd ne demek, alemlerden kasıt nedir, rab kimdir niye ona hamd ediyoruz diye düşünmüyorsak, aklın en büyük nimet olduğunu kabul edip bunu doğru bir istikamette kullanmıyorsak, nasıl kalkıp başkalarına İslami tebliğde bulunacağız. Kendi kendimize ömrümüzde kaç defa biz %kaç? Müslümanız diyoruz.

İslam uğruna akan bu kanların, yıkılan yuvaların, damlayan gözyaşlarının hangi Müslümanlar için olduğunu söyleyebilir misiniz? Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz diyen peygamberin(a.s) sesi hala kulaklarımızda, emir hala taptaze neslimizden hala umut var. Kuranı sadece okutmakla kalmayalım, kuranı yaşayalım. İçinde bulunduğumuz duruma alkış tutan oryantalist zihniyetine cevaben öyle bir nesil yetiştirelim ki ikinci bahar geldi desinler, gözleri büyüsün, tırnaklarını ısırsınlar sinirlerinden, tüm alem işte Müslümanlar desinler. Uhuvvet içerisinde  rablerinin kelamını yaşayan, duruşlarıyla toplumun önderleri, göz bebekleri Müslümanlar sonbaharın dökülen yapraklarından sonra tekrar bahar gelmiş diye sitem etsinler…

Ben Müslümanların üzerindeki kara bulutlara karşı sema’ya el açıp bir kurtarıcı veya bir mehdi(a.s) bekleyen bir ümmet olma anlayışından ziyade kurtarıcıyı beklemektense kurtarıcı olmaya çalışan bir ümmet olma anlayışını daha makul görüyorum. Yeni arayışlara girmenin boş olduğunu düşünüyorum Allah(c.c) bu gün dininizi kemale erdirdim buyuruyor. Bir ayet dahi gelmeyecek artık. Eğer toplumun yozlaşmasına, asimile olmasına biz Müslümanlar sebep olduysak bu kaos’tan Müslümanları yine biz Müslümanlar çıkartabiliriz. Tabi ki tüm bunlar da kuran ve sünnete sıkıca sarılıp sıratı müstakimde emniyetli bir şekilde ilerlemeye bağlıdır. Hayatımızın kullanma kılavuzu olarak kuranı belirleyip her santimetrekaresine onu yerleştirmeliyiz. Ki o zaman felaha kavuşan hem dünya hem ahret saadetine eren, işte benim ümmetim diyen peygamberin(a.s) yoluna girmiş oluruz. Rabbim ayağımızı kaydırmasın, bizi düşmanın fitnelerinden korusun, sıratı müstakimde emin adımlarla ilerleyen kullarından eylesin…

 

Amin…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr