• BIST 106.702
  • Altın 146,549
  • Dolar 3,4864
  • Euro 4,1701
  • İstanbul 28 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 34 °C

Liyakat Ve Mülakat

Adem Ballı

Liyakat:Layık olma,yaraşma,yaraşırlık,uygunluk,yeterlilik ve yetenek gibi anlamlara gelmektedir. 

İnsanlık tarihiyle yaşıt bir meseledir liyakat meselesi.Yer yüzünde var olan bütün yapısal sorunların kökeninde liyakat meselesi vardır.Koca imparatorluklar devletler bu meselenin önemsenmemesinden kaynaklı yıkıldığını görüyoruz.  

Hayatın her alanında bu konuyla ilgili söylenecek şeyler vardır.Çünkü liyakat her işte aranan bir kriterdir.Biz daha çok bugün yaşadığımız sistem içerisinde bu anlamdaki problemleri sebep sonuç ilişkisi çerçevesinde ele alacağız. 

Öncelikle konuyla ilgili İslamın yaklaşımını belirtmekte fayda vardır. İslam  liyakat meselesine iki yönlü bakar. Allah-insan--İnsan –insan… 

Allah-insan perspektifinden baktığımız zaman can mal evlat akıl vs bunlar Allahtan bize emanettir. Ve Allah emanete sadakati ister. Emanete sadakat ise onu yerli yerince (ehilce) kullanmaktır. 

Hangi pozisyonda olursa olsun ister ev reisi ister şirket patronu ister devlet başkanı olsun bu makamların vesair durumların ekseni ise insan-insan ilişkisi ekseninde değerlendirilir. Sorumluluk makamında olan kimselerin sorumlulukları dağıtırken önceleyecekleri en önemli husus ehliyettir. 

Bu hususta Kuran-ı Azimüşşanın Nisa Suresi 58. ayette ortaya koyduğu ölçü muhakkaktır “Allah size emanet edilen şeyleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verecek olursanız adaletle hüküm vermenizi emrediyor. Allah size ne de güzel öğüt veriyor; zira Allah akıl sır ermez bir biçimde her şeyi işiten ve her şeyi görendir." 

Bu ayetin nüzul sebebi şu şekilde rivayet edilir. Mekke’nin fethi günü HZ Peygamber (a.s)  Kabe'ye gelmiş ve kapının açılmasını istemiştir. Cahiliyye döneminde kutsal bilinen ve hizmetinde olmak için insanların yarıştığı Kabe’nin anahtarı Osman bin Talha adlı birindedir. Bu, yıllardan beri babadan oğula geçerek devam eden bir görevdir. Henüz Müslüman olmamış olan Osman Bin Talha anahtarı getirerek kendi elleriyle Hz Peygambere (a.s)  teslim eder. O anda bu şerefli görevin kendilerine geçmesini bekleyen bir çok Müslüman da vardır. Ve bunların arasın da Hz Peygamberin (a.s) en yakınları da vardır. Fakat Hz Peygamber (a.s) Kabe'yi açtırıp içindeki putları temizletip şükür için iki rekat namaz kıldıktan sonra henüz Allah’a (Celle Celaluhu) teslimiyetini dahi açıklamamış olan eski sahibine anahtarı uzatır. Bu orada bulunan bir çoklarını hayal kırıklılığına uğratsa da başta Osman Bin Talha olmak üzere bir çok Kureyşlinin Hz Peygamberin görev dağılımında  “yakın” olmayı değil; ”ehliyeti” ve liyakatı”esas aldığını görmelerini sağladı. 

Görüldüğü üzere Hz. Peygamberin ve Kur’an-ı Kerimin bu konudaki tutumu net. Asla taviz yok. İnsanı en iyi bilen rabbidir. Ve rabbimiz bu konuda ölçüyü koymuştur. 

İnsan hırsları istekleri  olan bir varlıktır. Bu yüzdendir ki makam, mevki, mal vs. söz konusu olduğunda zafiyete düşer. Ve liyakati değil nefsaniyeti temele koyar. 

Gerek Osmanlın son dönemleri gerek Cumhuriyetin kurulmasından bugüne gelen süreçte, siyasi mücadelelerin de etkisiyle devlet sisteminde güç sahibi olabilmek adına her kesim, devlet erkini kendi nüfuzuna geçirmek  için liyakat esasından uzak uygulamaların içine girmişlerdir. 

Örnek vermek gerekirse; askeri erkin genelenin Kemalist ve laik yapıda olması bir tesadüf değildir. 

Koalisyon dönemlerinin adalet bakanları olan Seyfi Oktay ve Mehmet Moğultay'ın adalet mekanizmasında kendi elemanlarını yerleştirdiklerine dair itiraf gibi beyanları herkesçe bilinmektedir. 

Ak Parti’nin ilk dönemlerinden hatırladığımız kadarıyla merkezi sistem ile devlete personel alımı öncelenmiştir. Ve kanaatimce olması gerekende budur. Şu şerhi koymakta fayda var; her iktidarın uyum içinde ve iyi çalışabileceği üst (ve elbette liyakatli) ekibini kurması hakkıdır.  

2007 den sonra devlete personel alımının sistemli bir şekilde merkezi alımdan mülakat sistemine  geçtiğini görmekteyiz. 

Kuşkusuz buda bir yoldur. Ama üzerinde durulması geren bir yoldur. Adaleti ne kadar sağlar? Liyakati ne kadar esasa koyar? 

En son öğretmen alımlarının da mülakatla yapılacağına dair düzenlemenin geçmesinden sonra konu iyice gündem oldu ve konuşuldu. 

Niçin mülakat? Anladığım kadarıyla devletin içine sızmaya çalışan içerden işgal düşüncesi taşıyan yapıların elemanlarını ayıklamak için bu sistem getirildi. 

Fakat bunun çözüm olmadığını düşünüyorum. Bu sistemin beraberinde bir çok haksızlığı getireceği aşikar... Nitekim sistem gerekli ayıklamayı yapacak düzeyde değil. Üç beş dakikalık konuşma ile bunun olamayacağı bellidir. 

Yukarıda da belirttik insan zaaf sahibidir. Bu sistemin açıklarından (ki oldukça fazla açığı var) vekil, vali, kaymakam, müdür kim fırsatını bulduysa faydalanacaktır. 

Düşünün ki bir gencimiz bir sene boyunca verdiği emek, iki üç saatlik bir sınav ile test edilmekte ve son olarak en fazla beş dk. sürecek  olan bir görüşmeye tabi tutulmakta… 

Buradan doğacak haksızlığı hiç kimse telafi edemez… 

Acizane tavsiyem merkezi sınav siteminin gene uygulanmasıdır. Ve devlet kendisine faydalı olacak olan personeli seçmek istiyorsa aday memurluk süreçlerini ciddi bir şekilde uygulamalıdır. 

Bir diğer husus kamuda çalışan taşeron elemanların işe giriş sistemleridir. Bu sistemin daha adil hale getirilmesi eminim ki bir çok kalbi kazandıracaktır. 

Bizler adil bir sistemin müntesipleriyiz. Başkalarının adaletsiz davranması,  davranmış olması bize adaletsiz davranma hakkını vermez. Biz Müslümanlar olarak inandığımız değerleri bulunduğumuz her yere sirayet etmek zorundayız.  

Selam ve dua ile... 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr