• BIST 107.921
  • Altın 153,999
  • Dolar 3,8353
  • Euro 4,5054
  • İstanbul 10 °C
  • Adıyaman 2 °C
  • Ankara 3 °C

Masal Ve Hikâyelerle Mânâ İklimi Edinme

Ahmet İNAN

 Teknolojik gelişmelerle birlikte mekanik bir hâl alan hayatımız nerdeyse madde eksenli akıp gidiyor. Gönül dünyalarımızı mekanik düşünceler sarmış durumda. Teknik gelişmeler ve bilişim araçları hayatımızı kolaylaştırdığı için beraberinde getirdiği zararlar ve bizden aldığı değerlerin kaybı ise maalesef sağladığı kolaylığın gölgesinde kalıyor.

İşe, okula, çarşı pazara, en kısa mesafedeki bir yere dahi arabasız gitmez oluyor insanlarımız. Toplum ruhundan öyle uzaklaşıyoruz ki insanlarla iletişimimiz çoğu zaman arabanın o sinir bozucu korna sesiyle verdiğimiz selamdır ve selam verdiğimiz kişinin selamımızı alıp almadığına dahi bakmadan geçip gideriz. Selamın bir de merhabası yok mu, peki merhabalarımıza ne oldu?

Çocuklarımızı da kendimiz gibi büyütüyoruz maalesef. Belki de daha kötü. İşimize gece gündüzümüzü ayırır, söz konusu çocuklarımız olunca onları televizyonlarda yayımlanan çizgi filmlere emanet ederiz. En değerli misafirlerimiz gelse dahi çocuk yarmazlık yaptığında ya da ağlamaya başladığında anne baba pişkince bir çizgi film açar -ki bu hiç şüphesiz liste başı seyredilen Peppee ve Caillou’dur, Allah’tan yine en iyileri onlardır - o andan itibaren çocuk uysallık örneği göstererek gözlerini televizyondan alamaz.  O saate kadar yaramaz olan çocuk bir melek olur çıkar. Siz de doğal olarak sıkı bir çizgi film izleyicisi oluverirsiniz, o ayrı mesele. Baba, çocuğunun neyle uğraştığını umursamaz; anne ise yirmi dört saat Pepee ve Caillou’nun oynamasını ister. Çünkü çocuk rahatsızlık vermeden ne kadar televizyona gömülse o kadar uysaldır onlar için.

İnsanın ihmal edilmeyecek derecede önemli olan mânâ dünyası ne yazık ki önemsenmiyor. Çocuk daha küçük yaşlardan itibaren tertemiz fıtrat üzere, bu mânâ iklimine ihtiyaç duyarak hayata başlar aslında. Bu yaşlardan itibaren inanç, anne baba, aile, namus, samimiyet, dürüstlük gibi değerlerimiz en saf ve en samimi duygularla öğretilmelidir.

 Bu değerlerimize ne zaman sahip çıkacağız? Bunun şuurunda olabilecek miyiz? Üzerimizdeki ölü toprağını atıp hayatımızı asıl eksenine almalıyız. Çocuklar, cinsel ve şiddet içerikli televizyon programlarından ve bilgisayar bağımlılığından uzak tutulmayacak mı? Daha küçük yaşlarda çocuklarımız toplum içinde yalnızlık hastalığına kapılıyor. İnsanlarla nasıl muamele edeceğini bilemiyor. Zamanla madde dünyasının pençesine düşen çocuğun dünyasını televizyondaki şiddet ve cinsel içerikli görüntüler, bilgisayar oyunları, internet ve sanal sosyalleşme bir örümcek ağı gibi sarıyor. Sonra da mânâ ikliminden, değerlerinden uzaklaşan çocuk duygusuz, ruhsuz, kaba saba bir birey olarak geri dönüyor. Sonra o geçlerin hunharca işlediği cinayet haberlerine şahit oluyoruz gazete ve televizyonlardan ve buna bir anlam veremiyoruz. “Hayat ne garip” değil mi?

 Bu gençler zamanlarını televizyon, bilgisayar oyunları, internet karşısında ve bahis kuponları doldurarak geçirirken Fatih onların yaşında İstanbul’u fethetmiş bir çağı kapatıp bir çağı başlatmıştı.

Çocuklarımıza Fatih’in ruhunu giydirmek, onları maddenin acımasız, ruhsuz dünyasından kurtarıp mânâ iklimine taşımak daha küçük yaşlardayken masal ve hikâyelerle mümkündür. Zira çocuk masal ve hikâyelere dünyasının bütün kapılarını açar. Bunun onların eğitimi üzerindeki çok önemli etkisi inkâr edilemez. Büyüklerin dahi masal ve hikâyelere ihtiyacı yok mu? Yine de her şey Allah’ın elinde ama insan da görevini yapacaktır.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr