• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 11 °C
  • Ankara 0 °C

Mehmet Sadi Barutçu İle Tesbih Üzerine Keyifli Bir

Mehmet Sadi Barutçu İle Tesbih Üzerine Keyifli Bir
Bölgede el yapımı tesbih zanaatının önemli ismi Me

         

              Tesbih, Arapça “Sübha kökünden gelmekte olup, “Sübhânâllah diyerek Hak teâlâ hazretlerini teziye ve takdis etme, Namazdan sonra veya vird çekmek veya sayıyı saymak için hazırlanmış taneler dizisi olarak tarif edilmektedir. Bir başka açıklamada ise, “Sübhânâllah kelimesini söyleyerek Allah’a saygı gösterme ve ululama  şeklindedir. 
            Tesbih, Allah'ı takdîs ve tenzîh etmek, O'nun her türlü kusur ve noksan sıfatlardan yoksun olduğunu dile getirmek, bu maksatla "Allah'ım seni takdîs ve tenzîh ediyorum" anlamına gelen "Sübhanallah" kelimesini söylemektir.
            Tespihin İslam dünyasında ne zamandan beri kullanıldığı kesin olarak belli değildir. Hz. Muhammed'in tespih taşıdığına dair bir kayıt yoktur. Arşivlerde tespih ile ilgili bilgilere ancak 16. yüzyılın sonlarına doğru rastlanmaktadır. 
            Ne var ki, Hz. Muhammed zamanında namaz ve dua sırasında hurma çekirdeği veya çakıl taşı kullanıldığı bazı hadislerden anlaşılmaktadır. İslam'da Peygamber'in namaz kılarken sünneti olan 'Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahüekber' kelimelerini 33'er defa tekrarlamanın hangi tarihte başlayıp, yayıldığı da bilinmiyor. 
            Yüce Yaratıcı'ya 99 ayrı isim veren İslami anlayış, onu anarken, her isim için bir işaret olmak üzere ipe dizdiği bu 99 taneli şeye de 'tespih' adını vermiştir. Çeşitli malzemelerden yapılan tespihteki tane sayısı 33, 99, 500 veya 1000 olabilir. 
            500 ve 1000'lik tesbihler daha ziyade tekkeler ve dergahlarda zikir için kullanılırlardı. Tekke şeyhleri, hastaları veya bir muradı olanları, iyileşmeleri veya muratlarının olması için bu tespihlerin içinden geçirirlerdi. 
            Günümüz biliminin tesbih çekme alışkanlığına bakış açısı biraz değişik. Bilim insanları, beynimizin, çalışma yaşamının güçlükleriyle, sorunlar, endişeler ve korkularla sürekli baskı altında tutulduğunu, bunun sonucunda sinir hücrelerinin aşırı yorulup yıprandığını ve beynimizi rahatlatmak, onu özgür bırakmak, dikkatimizi başka tarafa yöneltmek için tespih çekmenin çok etkili ve faydalı olduğunu söylüyorlar. 
            Tespih, İslamî alışkanlıklardan biri.  Allah'ın sıfatlarını tesbih ederken sayı saymak için kullanılan ve 33 veya katları kadar boncuk tanesinin ipe dizilmesiyle meydana gelen halkaya denir. Pek çok dinde kullanılır. Din dışında stres atmak için çevrilir. Tespihin 11,33 ve 99 taneli olanları Müslümanlar; 108 taneli olanı budistler tarafından kullanılır. Tespihin ucundaki parçaya imame denir.
            İslamiyetin ilk yıllarında Müslümanlar tespih yerine el içinde parmaklarını sayarlarmış. Ancak Hz. Muhammed hiç kullanmamıştır. Hz. Ebu Bekir döneminde ilk defa kullanılmış. Bu sebepten dolayı Vehhabiler tespihi İslami olmadığı için kullanmıyorlar.
            Tesbih yapımında Zümrüt, Yakut, Lapis, Firuze, Lületaşı, Akik, kuars,Ametist,Yeşim, Yıldız taşı, Necef, Kan taşı, Şah maksut gibi kıymetli ve yarı kıymetli taşlar… .Sedef,İnci, Mercan, Fildişi, Deve dişi,Mors dişi,Deve Kemiği,Fil kemiği, Bağa, Keçi-Manda-Geyik-Ceylan-Bufalo-Sergerdan(Gergedan boynuzu) gibi hayvansal ürünlerden tesbihler yapılmıştı, organik maddelerden yapılan Kehribar, Oltu,Siyah kehribar ayrıca Abanoz,Zeytin çekirdeği,        Gül, Peleseng(gemi ağacı), Vengi(Sandal Ağacı),Demirhindi, Sakız Ağacı, Kuka, Narçıl, Andız,gül ağacı, Yılan ağacı,Öd ağacı gibi bitki kökenli tesbihlerin yanı sıra kristal, Beykoz boncuğu gibi cam tesbihlerin de yapıldığı görülür, tesbihlerin 33’lük bölümlerini ayıran ayrı parçalara Nişane, iki ucu birleştiren ve genellikle çok süslü yapılan parçaya da imame denir.
            Altın, gümüş ve ibrişim püsküllü imamelerin ucuna takılan değerli taşlar dizili veya altın, gümüş tel örgülü saçaklar tesbihe ayrı bir güzellık verir… En iyi tesbihler Osmanlılar devrinde İstanbul’da yapılmış, İstanbul’da yüzlerce tesbih atölyesi açılmıştır.
            Tesbihlerin çok ufak tanelilerine zenne yani kadın tesbihi denir….Bir de genellikle ceviz ve Ihlamur ağacından yapılan iri taneli en büyüğü 999’luk zikir tesbihleri mevcuttur ..Bunlar tekke işi olup zikir ayinleri sırasında çekilir.
            Bu bilgilerden sonra Kahta’da takriben iki seneyi aşkın bir süredir el yapımı tesbih yapan Mehmet Sadi BARUTÇU ile tesbih yapımı üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
            Atölyesine girdiğimiz an itibariyle büyülü bir dünyanın kapıları aralanmış gibi hissettik, her malzemenin bir kokusu, bir dokusu var, apayrı bir ruh ,bir mana ikliminde dolaştık.
            Yüzyıllardır farklı ustaların ellerinde hayat bulan tesbih birbirinden farklı onlarca tane; taşı da, ağacı da bir çok farklı malzemeden yapılanı da mevcut .Elbette en sonunda birbirine en çok benzesin diye işlenir her bir tane ama aslında her bir parça farklı şeyler anlatır; eline alıp dinleyince... İşte bu sanatın hikayesi de böyle başlar; önce dinleyerek, sonra dokunarak... Bu mana ikliminde farklı bir hava teneffüs ederek başladı sohbetimiz.
            Ustam öncelikle kendinizden bahseder misiniz ve nerden başladı bu tesbih merakı?
Daha önce Kahta’da uzun yıllar saatçilik yapıyordum, ince işçilik el becerim olduğundan el yapımı tesbih yapmayı daha çabuk öğrendim, Ankara’da bir ustanın yanında 1 ay gibi bir süre işin temel noktalarını öğrendikten sonra, kendi kendime uğraşarak bu seviyeye getirdim. Kahta’da eski çarşının içindeki atölyemde bu işi icraa ediyorum.
            Tesbih yapımında daha çok hangi maddeleri kullanıyorsunuz, malzeme bulmakta zorlanıyor musunuz?
. Büyük deniz kaplumbağaları Kızıldeniz’de yaşıyor. Kızıldeniz’de yaşayan büyük deniz kaplumbağaları bir yerlere çarpınca darbe alıp ölüyor ve karaya vuruyor. Kabukları böylelikle temin ediliyor. Deniz kaplumbağasının kabuk rengi çok güzel olduğu için biz tesbihte kullanıyoruz, Amerikalılar da bunu gözlük çerçevesinde kullanıyor. Bizim yaptıklarımız el yapımı olduğundan daha değerli ve özel. Tornaya gelebilecek sertlikteki her maddeden tesbih yapılabilir Tornada çekilebilen her maddeyi tesbihe dönüştürmekle ‘kâinatta her şeyin Allah’ı tesbih ettiğini’ bir kez daha tekrarlamış oluruz. Çok çeşitli olan tesbih malzemeleri 5 ayrı kıt’adan gelir. Bunlar: Kehribar , Oltu Taşı , Lületaşı, sıkma kehribar ,fildişi , mamut dişi ,amber,mercan , sedef vb. bunlarla birlikte deniz kaplumbağası kabuğu da kullandığımız oluyor
            Biz daha çok kehribar kullanıyoruz,  en zor bulunanı ise damla kehribar çünkü tükenmek üzere olan bir taş. Baltık’tan geliyor. Kehribar, çoğunlukla kozalaklı ağaçların reçinesinden oluşmasının yanı sıra, tropik çiçekli ağaçların reçinesinden de oluşan bir taştır.
            Özellikle soyu tükenmiş çam ağacından oluşan reçinenin fosilleşmiş halidir. Taş olarak bilinir ama reçinenin taşlanması sonucu oluşmuştur. Çok yumuşak ve çok hafiftir. Özellikle ısıtıldığı zaman elektriksel ve manyetik özelliği açığa çıkan bir maddedir
            Başlıca iki çeşidi vardır: İlki kırmızımsı sarı veya içinde kırmızı bulunan sarı yani kehribar rengindedir. Bünyesinde böcek görünümlü ipliksi maddeler ve hava kabarcıkları bulunur.
            İkincisi de donuk sarı renktedir. Bedenle teması halinde vücuda sıcaklık yayar. Ayrıca saydam olmayan cinsi de bulunmaktadır. Gerçek kehribarın en önemli özelliği yakıldığında etrafa çam kokusu yaymasıdır. Taklit kehribar, plastik, cam, sentetik çam sakızından imal edilir. Bedenin dokunduğu kısımda terlemeyle karışık kaşıntı oluşturur.
            Boğaz ve tiroid bezi enfeksiyonlarında tedavi etme özelliği vardır. Roma devrinde Kehribar, guatr tedavisinde kullanılmıştır. Günümüzde de bu yöntem çok yaygındır. Ağrıyan yere koyulduğunda ağrıları hafifletir.
            Kullanılan kehribarın ağrıyan yerin büyüklüğüyle orantılı olması, etkisini arttırır. Soğuk algınlığı, astım, bronşit ve alerji tedavisi için boyun bölgesinde kullanılır. Sol elde oynandığında bedenin elektrik yükünü toplar. Elektrik yükünü azalttığı için depresyona karşı etkilidir. Günlük olağan yaşantınızla, zihinsel ve ruhsal gelişiminiz arasındaki dengenin kurulmasını sağlar.
            Oldukça faydalı bir maddedir velhasıl.
            En ucuz ve en pahalı tespihlerin fiyatı nedir hangi fiyat aralığında alıcı buluyor tespihler?
            Müşterilerin istediği malzemenin yapısına göre değişiyor fiyatlar, şu an yeni maddeler kullanılıyor genellikle,100 liradan başlıyor yeni kehribarlar.
            Eski kehribarlar ise 250 liradan başlıyor, Osmanlı kehribarı ise 2000- 3000 dolar aralığında.
            Tesbihlerin müşterileri kimler, kimler daha çok alıyor?
            Özel kolekisyoncuların yanı sıra meraklıları çok, toptan verdiğimiz esnaf var, özel siparişler oluyor dışarıdan onlar bize ulaşıyor.
            Tebihin Kayseri’de Şanlıurfa’da nerdeyse bir borsası var, meraklıları bir araya gelip tesbih alıp satıyor. Tesbih bir sevda gibi.
            Kaliteli tesbihler, kehribar, kuka, , fildişi, fesleğen ağacı, abanoz ağacı, yılan ağacı, kaplumbağa kabuğu, akik, yeşim taşı, yakut, zümrüt, , Oltu ve mercan gibi taşlardan yapılıyor ve alıcı buluyor. Meraklıları, tesbihin birçok faydası bulunduğuna inanıyor. Stres atmaya ve kan dolaşımını artırmaya yardımcı olduğunu, hatta kalp hastalığına dahi iyi geldiğini anlatıyorlar.
            Günde kaç tane tesbih imal ediyorsunuz?
İşçiliğimize bağlı olarak iki kişi günde dört tane çıkarıyoruz. Yapılan tesbihin işçiliğine göre değişiyor bu süre bazı tespihlerde on beş gün sürdüğü de oluyor.
            Biliyorsunuz günümüzde tesbih işlevi gören dijital tesbihler çıktı, bilgisayarlarda zikir programları var ve dijital zikirmatik denilen tesbihe benzer şeyler var bu konuda ne düşünüyorsunuz, zikirmatik tesbihin tahtını sallar mı sizce?
            Tesbih bir kültürün ürünü, bir raconu var tabiri caizse. İnanışın olduğu her yerde zikir, zikrin olduğu her yerde tesbih var, tesbih sıcak, samimi… Ve huzur veriyor, ayrıca kullandığımız malzemeler taşlar, ve bu taşların şifa verici özelliği var.
            Tesbih özellikle sol elle çekildiğinde stres azaltıyor, kan dolaşımını hızlandırıyor, sayılamayacak kadar özelliği var,her taşın kendine özgü bir şifa özelliği var, zikirmatik denilen şey ise pille çalışıyor. Direkt stres kaynağı ve radyasyon yayıcı özelliği var pillerin. Ayrıca Tesbihler, kamçıları, kordonları, imameleri, durakları, taneleri ve nişaneleriyle ustasından izlerini ve kabiliyetini taşır. Taşların arasından, ağaçların dallarından, meyvelerin çekirdeklerinden çıkıp gelen her bir tesbihin ayrı bir hikâyesi vardır. Dolayısıyla tesbihin tahtını sallaması mümkün gözükmüyor.
            Bir tesbih tanesi hangi aşamalardan geçiyor?
            Tesbih yapımında sanat ve estetik iç içedir. Elips tane, sığırcık tane, arpa tane gibi farklı şekillerde tesbih yapım teknikleri var. Her bir tesbih tekniğinin dikkat edilmesi gereken incelikleri vardır. İmame ve duraklar da ince ayrıntılar var. Tesbih yapmak sabır işidir. Sabır, tevekkül ve azimle birleşince karşınıza güzel eserler çıkıyor, ayrıca halet-i ruhiyeniz bile tesbihe yansıyor. Gelen malzemeyi tornadan geçirip şekil veriyoruz ince bir işçilik gerektiriyor bu. Türlü türlü şekiller… Daha sonrada her bir tesbih tanesini cilalayıp parlatarak ipe diziyoruz.
            Tesbih değerini nereden alıyor? Malzemesinden mi, ustasından mı sizce?
            Osmanlı döneminde en tanınmış tesbih ustaları :Topkapılı Sadık Usta, Mevlanakapılı Mahmut Usta, Yamalı Nuri Usta, Eyüplü Deli Tahir Usta, Horozun Salih Usta, Sağır Rıfat Usta, Topuzun Halil Usta gibi isimlerdir. Bu ustaları yad ederek şunu söylemek istiyorum:
            Malzeme kadar ustalık da önemli elbette, ama severek yapmak ve bu işe gönül vermek ayrı bir tat ayrı bir ruh katıyor bu işe. Alim tesbihi ayrıdır, Ağa tesbihi ayrıdır, Sultan tesbihi ayrıdır, Zenne tesibihi ayrıdır. Tabii ki her birinin kendine has zarafetleri ve kendisine, çekene uyumları vardır.  Manasını bilerek tesbihi tanımak önemli, tesbihin maksadı öncelikle saymak değildir zikri diri tutmak ön plandadır. Bununla ilgili bir hikaye anlatayım:
            “Günün birinde bir derviş, bir kucak dolusu elmayla bayırları aşan bir genç kıza rastlamış. Bozkırın sıcağında yorgunluktan yanakları al al olmuş kızın. 'Nereye gidersin ve ne doldurdun kucağına?' diye sormuş derviş. Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız. 'Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum.' 'Kaç tane?' diye soruvermiş derviş laf olsun diye. Kız durmuş ve şaşkın şaşkın demiş ki: 'İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç ?' Usulca koparıvermiş elindeki tesbihin ipini derviş... 
            Bunun derin manasını bilmem anlatmaya gerek var mı?…
            “Tesbih eğer saymak anlamına geliyorsa ve sonunda "aman ne çok çektim, ne iyi iş becerdim" dedirtiyorsa eyvah eyvah… Tesbih eğer bir disiplinse ve her görüldüğünde, her dokunulduğunda Yüce Sevgili'yi hatırlatıyorsa "eyvallah" Biz bunu ustalarımızdan öğrendik böyle bilir, böyle yaşar, böyle anlatırız.
            Bu güzel ve keyifli sohbet için teşekkür ederiz ustam, değmesin yüreğine ağyar.
Röportaj: Hikmet KIZIL / KAHTA DİYALOG GAZETESİ
 





  • Yorumlar 6
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr