• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 14 °C
  • Adıyaman 1 °C
  • Ankara 1 °C

Mektep ve Siyaset

Bilal AKGÜL

   

Toplumun kâmilleşmesini hedef edinen mektepler, şüphesiz her medeniyette telafisi imkânsız bir öneme sahiptir. Sahip oldukları ideal anlayış ile toplumun gidişatına şekil verirken bir yönüyle de zamanı yönetme bilinci kazandırmaktadırlar.

Osmanlı, fethettiği coğrafyalarda kendi medeniyetinin mührünü vurabilmişse bu hususta mekteplerin oynadıkları rolün belirleyici olduğu kayda değerdir. Özellikle vakıfların hem eğitim hem de ülkenin imar edilmesinde kilit rol oynadığı görülmektedir.

Ülkelerin dinamizm kaynakları sivil teşekküllerdir demek abartılı olmasa gerek. Yakın zamana kadar bu sivil teşekküllerin önünün açılmaması; hatta bir yönüyle bu tür kuruluşların itibarsızlaştırılması, aslında ülkenin gerek eğitim yönünden gerek toplumsal birliğin güçlendirilmesi açısından gerekse ülkenin imarına vurulmuş önemli bir darbe olarak görmek gerekir.

Mektepler,  sahip oldukları idealleri siyaset alanında da kazanıma dönüştürmeye çalışırlar. Onlar için siyaset ancak insanların kâmilleşmesinde bir araç özelliği taşıyabilir. İktidarın cazibesine kendini kaptırma, onu amaçsallaştırma, hele hele sahip olduğu mevkileri mektebin bir kazanımı olarak gören yaklaşım, bırakın toplumun kâmilleşmesini, yozlaşmasının bile önünü açtığı söylenebilir. Bu yaklaşım, amaç için her tür araç meşrudur anlayışını güçlendirir ki bu da yine başlangıçtaki amaçla çelişen bir istikamet anlamına gelmektedir.

Tabi mekteplerin toplumun beklentilerine tercüman olması gerektiği de bir gerçektir. Mektepler, gerek eğitim gerekse diğer sosyal ihtiyaçların karşılanmasında, sorunların çözümünde aktif rol alabilmelidir. Bugün mekteplerin toplum üzerinde önemli bir etkisinin görülmüyor olması bu hususta ciddi bir muhasebeyi gerekli kılmaktadır.

Günümüzün mevcut siyaset algısı ile mekteplerin sorumluluk alanları arasında yer yer fonksiyon karışıklıkları görülebilmektedir ki konuyu, ayrı bir değerlendirme mevzusu olarak görüyorum.

Şunu vurgulamadan geçmeyelim: Kuşatıcı bir siyasi perspektifin oluşması ancak bir mektep içinde yetişmiş, düşünsel ve manevi bir terbiye ile donanmış kişilerle mümkündür. Ustası olmayanın ustalık yapması felaketlere gebedir.

Mekteplerin temel zaaflarından biri,  zamanın popüler siyaset atmosferlerinin etkisi altında kalmaları, belki de düşünsel tecrübesizliklerinin de etkisi ile her atmosfer değişikliğinde yöntemlerini de tartışma konusu yapabilmeleridir. Siyasetle ilişkilerindeki temel zaaf ise ideal olana ulaşmanın araçlarını sağlamada yarattığı kolaylığın yanında, bir yöntem olarak değil konjonktürel veya içsel tıkanıklıklarını aşmada bir tali yol olarak görmeleridir.

Mekteplerin siyasetten ayrı olmasını, kendini tamamen bu alandan soyutlamasını çok da gerçekçi görmüyorum. Karakter inşasında sosyal boyutu devre dışı bırakamayacağımıza göre siyasi bilinci de karakter inşasının vazgeçilmez bir boyutu olarak görmek gerek.

Yanı sıra siyasetin yönteminden kaynaklanan gerek organize gerekse aktivite bakımından yarattığı cazibenin mekteplerin başını döndürmesi, üzerinde durulması gereken bir sorun olarak gösterilebilir.

 ‘İçsel‘ sorunları ve güdülenme problemlerini ‘dışarı’dan çözmeye çalışmak ne kadar mantıklıdır?

Mektepler, hem organize bakımından hem de halk üzerindeki kuşatıcı dönüştürme eksikliğini (içsel kaynaklı sorunlarını) telafi amaçlı siyasi bir yönelim, açılım içerisine giriyorlarsa, bu yönelimin mektepte geçici bir hareketlilik dışında kalıcı, etkin bir katkı sunması mümkün değildir. Sorunun kaynağını ıskalayan bir yaklaşımın, tesadüfler dışında, kalıcı bir çözüm getirmesini beklemek sağlıklı değildir.

Bugün özellikle kitlesel eğitim boyutu ile nerede ise bir kısır döngünün içine giren mekteplerin, asıl uğraşı alanının dışına kaymaları halinde istikamet sapması, hatta mektep olma özelliklerini bile tartışılır kılabilir. Bu yönüyle siyasetin cazibesinin ve yaratacağı rehavetin mekteplerin asli fonksiyonlarının ihmali anlamına geleceği aşikârdır.

Diğer önemli bir husus, mekteplerin içinde nerede ise kendi ekseni etrafında dönenlerin siyasetin içine girdikleri zaman sahip oldukları hareketliliğin yarattığı olumlu havayı nasıl yorumlamak gerektiğidir. Üzerinde düşünülmesi gereken soru şu: Mekteplerin içinde taş üstüne taş koymayan fertlerin siyaset içine girdikleri zaman kazandıkları hareketliliğin kaynağı tam olarak nedir? Sorun fertte midir, mektepte midir, yoksa mesele siyasetin dinamizminden mi kaynaklanmaktadır? Söz siyasete gelince her babayiğidin aslan kesilmesini hayra yormak mümkün müdür?

Hâsılı, toplumu dönüştürmenin kaynağı mektepler ise siyaset ancak bu amaca ulaşmada araç olma vasfı taşıyabilir. Risk şurada; gündeminizi işgal eden ne ise düşüncenizi şekillendirecek olan, zamanla size istikamet verecek olan da odur.

İslam Dünyasının yaşadığı sancıları değerlendirirken sahada yaşanan tecrübelerin dikkate alınması yöntemle ilgili zaafların asgariye inmesinde etkili olacaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr