• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 14 °C
  • Adıyaman 1 °C
  • Ankara 1 °C

Merhamet

Ahmet İNAN

Türkiye’ye komşu bazı ülkelerin de dahil olduğu birçok İslam ülkesindeki savaşlar; siyasi kaos ortamı ve bunun doğurduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve psikolojik yıkım Müslümanlar ve insanlık açısından büyük bir kayıptır.

Daha düne kadar Ortadoğu ülkelerini diktatörler yönetti. Yönetti ama bu yönetimleri merhametsiz, ceberut bir sistemin üzerine kuruluydu. Söz konusu diktatörler halklarına rağmen ülke zenginliklerini cebine indirip ya da istediği ülkelere siyasi destek karşılığında peşkeş çekebiliyordu. Böyle bir ortama rağmen halk iyi kötü önünü görebiliyordu.

Demokrasi vaadiyle Amerika’nın Irak’ı işgal edip bütün ülkeyi talan etmekten sonra Arap baharının Mısır ve Suriye’de yerini zemheri bir kışa dönmesi bu ülkeleri bataklığa çevirdi. Büyük çatışmalar, katliamlar yaşandı. İşin tuhaf tarafı vuran da vurulan da Müslüman. Silahı veren ise Amerika. Vuranı da vurulanı da eğiten yine Amerika. Fitne odakları Suriye ve Irak’ı birbirine düşürdü. Türkiye halkını da Gezi ile birlikte son yaşanan olaylarla birbirine bıraktı ve onlarca insanın ölümüne sebep oldular ve milyar liralık zararlar yaşandı. Halk da tehlikeli bir dar boğazdan geçti.

Halkımız ülkemizin de Suriye’ye çevrilmek istendiğini bir an önce görmelidir. Kardeş kardeşi niye öldürsün ki? Bu ülke kime yetmez Allah aşkına. Ülkemiz bir bataklığa çekilmeye çalışılıyor. Bunu görmek lazım. Gencecik insanlar hiçbir suçları yokken linç ediliyor. Başları eziliyor. Bu hınç niye? Bu kin niye? Merhametsizler nasıl adalet getirebilir? İnsanlar  farklı inançtaki birini tehdit olarak görüyor. Onu merhametsizce yok edebiliyor. Üstelik ölen de öldürülen de hem aynı dinden hem de aynı milletten. Şunu haykırmak lazım; ey Müslümanlar durun bir dakika düşünün! Neden? Neden bu kargaşa, neden bu zulüm? Neden bu merhametsizlik, bu tahammülsüzlük, bu katliamlar? Yaptığınız her zulmün hesabını ceza ve mükafat gününde Allah’a vereceğinizi unutmayın. Öldürülen her canın hesabını, yetim kalan çocukların, dul kalan kadınların, ciğeri yakılan ana babaların, söndürülen her ocağın hakkını vereceksiniz Allah katında.

Bütün bu karışıklıkların sebebi ifrat ve tefrit derecesinde inanç ve anlayışlara sahip olmaktır. Bazı Müslüman kesimler laikliği, bazıları “ılımlı” İslamı, bazıları Avrupailiği benimsemiş. Bazıları İslam’ı milliyetçilik ve mezhepçilik ekseninde anlamaya ve yaşamaya çalışıyor. Bazıları da Kur’an’ın sadece zahiri anlamından hareketle daha çok silahlı bir çizgide hareket ediyor. Şunu sorabilirsiniz: Yahu şunun bir orta yolu yok mu? Mezhepçilik ve milliyetçilik ne zamandan beri İslam’ın önüne geçti?  Öyleyse sorun İslam’da mı yoksa bizde mi? Sorunu zorlama akılla İslam’da bulmaya çalışan akıl fukaralarına kulak vermezsek sorunun Müslümanların inanma biçimlerinde olduğunu vurgulamak gerekiyor. Gerçek anlamda İslam’a ve İslam kardeşliğine değer veren büyük Müslüman çoğunluğunu ayrı tutuyorum. Sağduyu sahibi ve kardeşliği önceleyen herkese minnettarız.

İslam’ın ifrat ve tefrit derecesinde yaşamanın yanında milliyetçilik ve mezhepçilik anlayışının bizzat İslam’ın önüne geçmesi İslam toplumlarını bırakın birbirinden uzaklaştırmayı, karşı karşıya getirmelerine hatta birbirlerini yok etmek üzere çarpışmalara ve on yıllar süren savaşlara yol açmıştır.

Sorun aslında belli. Uğruna savaş verdikleri gayeleri değil. Direnen kesim büyük haksızlıklara uğramış, yerinden yurdundan edilmiş, kimlikleri dahi yok sayılmış olabilir. Nitekim bu hususlar çok büyük haksızlıklardır ama hak arama mücadelesinde meşru yolu takip etmeli, başkasının hakkını gasp etmemeli. Kısaca hak arayan mazlum asla zalimleşmemelidir. Sorun burada.

Örneğin İslam ne kadar hak dinse İslam’ı yaşama ve tebliğ etme yolları da o derece hakikate dayanmalı ve meşru olmalıdır.

Sahip olmamız gereken ortak bir akılla bütün Müslüman ve gayri Müslim topluluklar İslam çatısı altında adil yöneticilerin idaresinde toplanmalı. Birbirlerini dinleyebilmeli anlayabilmeli ve sorunlara çözümler bulunmalıdır. Ceberut bir anlayış kibir ve tahammülsüzlükle kimse bir yere varamaz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr