• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Adıyaman 29 °C
  • Ankara 22 °C

Meşguliyetlerimiz Mesuliyetlerimizin Neresine Tekabül Ediyor?

Bilal AKGÜL

Zamanın değerlendirilmesi meselesi genelde şikâyet edilen bir mesele... Hele hele iletişim imkânlarının çok hızlandığı dünyamızda, zamanın akışına kendini kaptırmamak, asli sorumluluklarla tali sorumlulukları ayırabilmek daha bir karmaşık hal almaktadır.

Buna dünyevileşmenin istikametimize vermeye çalıştığı ayarı ve bireyselleşmenin-bencilliğin yarattığı “ben” merkezli yaklaşımı da eklediğinizde bu ayırım imkânı daha da zorlaşmakta, hatta kaotik bir hal alabilmektedir.

Hayatımızın merkezine yerleşen ya da günlük hayatta zamanımızın önemli bir kısmını alan olayların, meşguliyetlerin, mesuliyetlerimizin neresine tekabül ettiği ile ilgili ne kadar muhasebe yapmaktayız? Dünyevi beklenti olmazsa ucundan tutmayacağımız işleri, ibadi bir vasıfla vasıflandırmak ne kadar ahlakidir? Sahada zamanımızın önemli bir kısmını verdiğimiz, belki vermek zorunda olduğumuz meşguliyetlerimiz, mesuliyetlerimizi azaltır mı ya da ortadan kaldırır mı?

“Ben, cinleri ve insanları sadece bana ibadet etsinler diye yarattım.”(Zariyat 51) ayetinin tekrar tekrar üzerinde tefekkür etmek, uğraşı alanlarımızla asli sorumluluklarımızın muhasebesini yapmak zorunda değil miyiz?

Meşguliyetlerimiz, mesuliyetlerimizi merkeze almadan oluşuyor, mesuliyetlerimiz amaca ulaşmada bir araç olma konumuna düşüyorsa; oluşan tutarsızlığın, istikamet kaymasının kendimize ve muhatap olduğumuz çevrenin yozlaşmasına etkide bulunacağı izahtan varestedir.

“Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir”(Zilzal Suresi 7,8) ayetini mesuliyetlerimizi hatırlatan ve meşguliyetlerimizin istikametini gösteren bir ayet olarak okumak gerekmez mi?

Nisyan ile malul olan insanın hayat küfesini boş bırakmayacağı, küfeyi mesuliyetleri ile doldurma gayreti göster(e)meyenlerin birçok ‘malumat’ ile dol(dur)acağı apaçık bir ’gerçeklik’ olarak karşımızda durmaktadır.

Bundan dolayı meşguliyetlerimizin hayatın akışına şahitlik yapacak, çevremize direnç katacak, ‘bir’ olma yolunda mütevazı katkılar sunacak özellikte olması şarttır.

Şahitliği güçlendirmeyen, ‘bir’liğe katkıda bulunmayan, diriliş ateşini harlamayan meşguliyetlerin, mesuliyetlerimizin neresine tekabül ettiği konusunda uyanık olmamız gerekir.

Bu uyanıklık her daim olması gereken bir uyanıklıktır. Hayatın her safhasında uyanık olmak gerektiği, ilahi mesajın hatırlatmalarında da açıkça görmek mümkündür.

“Dünya ile aramızda bir münasebet yok. Zira ben dünyada yaz gününde yola çıkan yolcu gibiyim. Yolcu yolda bir ağaç gölgesinde biraz istirahat eder, sonra gölgeyi terk edip gider. Ben de yoluma devam edeceğim "(Hâkim) hadisini meşguliyetlerimizin mesuliyetlerimiz üzerindeki etkileri açısından tefekkür edilmesi gereken bir hadis olarak görüyoruz.

Günlük hayattaki koşturmaların ruhumuzu daraltan, moralimizi bozan, canımızı sıkan yanlarında, sanırım, meşguliyetlerimizin mesuliyetlerimize paralel bir özellikte olmamasının önemli bir etkisi vardır. “...Kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.”( Ra’d 28) ilahi kelamını, mutmain etmeyen meşguliyetin mesuliyetlerimizin neresine tekabül ettiği ile ilgili önemli veriler sunuyor.

Zamanın bereketlenmesine de bu minvalde bakılabilir. Asli amacına uygun bir şekilde kullanılan zamanın bereketli olacağı, ancak yaratılış gayesini merkeze almayan bir yaklaşımın zamanın etkili kullanılmasının önünde bir engel olduğunu söyleyebiliriz.

Vesselam…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr