• BIST 93.287
  • Altın 213,367
  • Dolar 5,4738
  • Euro 6,1921
  • İstanbul 10 °C
  • Adıyaman 8 °C
  • Ankara 3 °C

Metodculuk Yanlışı

Medet Babat

Asrı saadetten günümüze dek sürekli bir davet ve yöntem şekli olagelmiştir.  Peki bu konuda biz Müslümanların eksiklikleri nelerdir? Tebliğ ve Teşrii görevinde durumumuz Selefi düşüncesi gibi rüzgarın önünde savrulan bir yaprak misali gibi olmak zorunda değildir. Müslümanın düşünsel dünyada kalıplaşmış yargıların içerisine kapanan yeni ve değişik durumlarda çözüm üretemeyen ve tarihten günümüze gelen yöntemlere bağlı kalmaması gerekir. Müslümanın çağın sorunları ve problemleri karşısında üretken, atılgan ve dinamik olması gerekir.

İslam’ın Eğitim yönüne göz atacak olursak genel olarak kendini belli alanlarda yetiştirmiş uzman kişilerin pedagojik eğitimini de alarak insanları birikimlerinden faydalandırmaya çalışacaklardır. Yalnız ne yazık ki bugün izlenimlerinden şu kanaate varmış bulunmaktayım; Bir çoğumuz insan yetiştirmek, davet ve yöntem metodları gibi çeşitli öğretim yöntem ve usullerini çok iyi öğrenip, insanlarla nasıl ilgilenilir, insanların düşünce dünyası nasıl düzeltilir, insan psikolojisi nasıl aktif hale getirilir, kısaca güzel ve düzenli bir İslami hayat için insan nasıl yetiştirilir gibi pek çok yönteme başvurup bunları çok güzel bir şekilde de uygulamaktayız. Fakat bu yöntemlere odaklanıp birçoğumuz evvela kendimizi yetiştirmemiz gerektiğini ne yazık ki unutuyoruz. İnsanlara kitap okumanın faydalarını anlatmaya başlayıp kitap okumayı unutuyoruz. İnsanların Namaz kılmaları için gecemizi gündüz edip koşuştururken kale bile alınmayacak en basit noktada namazımızı erteleyebilmekteyiz. Veyahut işimize günlük hayatta kullandığımız pek çok Fıkhi kuraldan bahseder, cümlelerimizi süsleyen birkaç ayet veya Tefsirâne birkaç açıklama yapıp yüzeysel bir şekilde değinsek te işin gerçeğine baktığımızda yine birçoğumuz belki günlerce, haftalarca, aylarca bile bunca hayatımızda olan dilimizden öğrendiğimiz kadarıyla düşmeyen Allah’ın lafzı yüce Hakikat kuranı okumayı unuturuz. Yöntem ve metodlarımızın en başında Kuran ve Resulü Ekrem (a.s)’ın sünneti gelir lakin müminlerden birçoğu bu asli iki kaynağı da bilerek veya bilmeyerek belki de dünya hayatının aldanışından kör, sağır ve dilsizleşebilmektedir.

Peki bu noktada farkında olmadan bizi kemiren bu hastalığa karşı nasıl bir yol izlenmeli? İşte bu noktada şunları diyebiliriz; Elbette ki Müslümanlar içerisinde Hitabeti çok güçlü Hatiplerimiz, örneklikleriyle yol gösterici Âlimlerimiz, Duruşlarıyla kalpleri İslam’a ısındıran genç Müslümanlarımız, davet metodonu anlatmak için gecenin karanlığı gündüzün sıcağında yılmayan Davetçilerimiz olacak ve olmalı da.  Ama bunun yanında Okuyan, Düşünen, Kendini geliştiren bunlardan önce kendisi hiç olmazsa günde bir sayfa Allah Kelamı Kuran ile besleyen günde bir Resul-i ekrem sözü ile sulayan ve yastığa başını koyduğunda günlük amelini sorgulayan ve gönlü iman ve mesuliyetini yerine getirmiş olmanın vermiş olduğu rahatlıkla uyuyan Müslümanların olması gerekir. Metodların vermiş olduğu kalıplara sıkışmak yerine kendi heybesini doldurması ve içini doldurduktan sonra fışkırırcasına etrafına içinde barındırdığı bilgi ve birikimleri aktarması gerekir. Müslümanın bu birikimleri aktarırken kendisindeki düzen, duruş, jest ve mimikleri, konuşma üslubunu da bilgisiyle yoğurarak öğrendiği davet metodonu kuru ve salt olmayan bilgiyle, birikimle aktarmayı bilmesi gerekir.

Söylemlerimizi bire kaç söz demeci ile özetleyecek olursak; Anlatılacak konu hakikat ise o güneş gibi daima parlayacaktır sen gözlerini de yumsan arkanı da dönsen o parlamaya devam edecektir. Anlatılan hakikat değil ise ne kadar ışık yakarsan yak zifiri karanlığı aydınlığa çeviremezsin.  Müslüman aydınlığa kavuşturmak için pek çok yol yöntem kullanmakta oysaki hakikate önce kendi gözlerini açsa kendi benliğini gerçek güneşin manevi nuraniliği ile doldursa Güneş zaten fıtratı gereği hakikati yayacak ve insanların ondan istifade etmesi daha da kolaylaşacaktır.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr