• BIST 109.330
  • Altın 155,622
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 10 °C
  • Ankara 0 °C

Metrobüsle Yolculuk

Ayhan ŞİMŞEK

Kavurucu bir yaz gününün akşamına doğru, hava ılımaya başlamış, tatlı bir serinlik kaplamaya başlamıştı ortalığı.  Mutlu olduğum oturduğum parkta telefonumun çalması, bütün huzurumu bir anda kaçırıverdi.  Arayan arkadaşım bir an önce görüşmemiz gerektiğini söyleyerek yanına çağırdı.  Hazırlanmam kısa sürdü –ki genellikle hep öyledir-  ve yola koyuldum.

Metrobüsle seyahat etmem gerekiyordu fakat durağa gittiğimde her zamanki gibi inanılmaz bir kalabalık vardı.  Kendi kendime iddiaya girerek; eğer oturacak bir yer bulursam, gidip bir şans oyunu bileti alacam dedim. Saatime baktığımda anladım ki iş çıkışı saatiydi.  Bu kadar çok insanın aynı anda işten çıkıyor olması rahatsız edici bir ayrıntıydı.  Bu ayrıntının zararlarını yolculuğum sırasında bolca yaşamıştım zaten.

Kalabalığın durulması için yeni metrobüsler beklerken, arkamda oluşan yeni kalabalığın beni boğmaya başlaması çok da uzun sürmemişti.  Tam en önde durduğumu sanıyordum ki, önümde 3-4 kişinin belirmesi bir oluyordu.  Sonunda binmeye cesaret edeceğim metrobüs geldi, önümde durup kapılarını açtı.  Adımımı atmak üzereydim ki, nereden geldiği belirsiz bir adam, insanları yara yara, önümde iki kolunu açarak kapıyı sadece kendisi geçebilecek şekilde kapattı.  Kafamı bir anda koluna çarpmış olduğum adamdan, bu durumun suçlusu benmişim gibi özür dilemekten de kaçınmadım.  Bu ufak kol darbesinin etkisiyle artık içeride oturacak yer bulamayacağımı idrak etmiş bulunsam da ortalarda bir yerde ayakta dikilmeyi göze alarak metrobüse bindim.

Yakın bir durakta ineceğim için kapıya yakın durmak istemiştim ama dışarıdaki kalabalık üstüme doğru geldikçe bende camın dibine yapışmışmış olarak buldum kendimi. O andan itibaren aklımda sadece bu kadar insanın arasından geçip nasıl da kapıya ulaşabileceğim sorusu vardı.  İçerisi inanılmaz sıcak olmuş ve parkta yaşadığım o serin huzuru çoktan unutmuştum.  Açılabilecek bir camı olmadığı için sıcağı sonuna kadar hissettiğimiz metrobüste en sonunda arkalardan bir adam dayanamayarak bağırdı.  "KAPTAN KLİMAYI AÇSANA.  İÇERİSİ HAMAM GİBİ OLDU."  Metrobüsümüzün cesur yüreği olarak ilan ettiğim bu 50'li yaşlardaki mert insanın hayatta en katlanamadığı şeyin klimasızlık olduğu belli oluyordu.  Hatta öyle ki; klimasız bir ortamda sinirinden gerçek cesur yürek Mel Gibson'ı bir yumrukla yere serebilirdi.  Şoför de tehlikenin farkına varmış olmalıydı ki,  "Klima zaten açık" diyerek karşılık verdi ayıbını belli etmemek için.  Her nasıl olduysa hemen bu konuşmanın arkasından tatlı bir serinlik yayılmaya başladı içeriye.

Zaman geçiyor, içerisi doldukça doluyordu.  Sıkışıp kaldığım aracın içinde saatime göz atmak istedim, elimi cebime atıp telefonumu çıkarttım.  Henüz 15 dakika geçmişti ve ileride inanılmaz bir köprü trafiği görünmeye başlamıştı.  Telefonumu yerine soktuğum anda sağımda duran kadın şüpheli gözlerle bana bakıp, çantasını diğer tarafına aldı.  Metrobüsün potansiyel hırsızı ilan edildikten sonra, bunları umursamadan kafamda bir melodi canlandırıp sürdürmeye başladım.  Üzerinden bir dakika geçmemişti ki birinin telefonu çalmaya başladı.  Kafamdaki melodiyi tutmaya çalışırken cep telefonu da açılmamakta daha ısrarcı davranıyordu.  O anda kafamı cama vurmak istedim fakat arkamı dönebilecek kadar hareket alanı mevcut olmadığı için bunu bile gerçekleştiremedim.

Gideceğim durağa yaklaştığımda yavaş yavaş, aralardan sinsice ilerlemeye başladım.  Yaklaşık 30 kere pardon diye insanları dürterek yaptığım ilerleyişte, kapının dibinde zafere ulaşmanın haklı gururuyla yüzümde ince bir gülümsemeyle düğmeye basarak kısa bir süre sonra inmeyi başardım.

Bana sorarsanız en iyisi yürümek veya bisiklete binmektir derim.  Fakat hangisidir onu hala çözemedim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr