• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

Mihriban Yetim Kaldı

Ahmet İNAN

                       

         7 Haziran’da Hakk’ın rahmetine kavuşan şair Abdurrahim Karakoç’u rahmet ve minnetle anıyoruz. Dillere destan Mihriban şiirinin yazarı olan şair, dava şiirleri ve güçlü hiciv diliyle de tanınmaktadır. Kitlelerin fikir dünyaları üzerinde kalıcı etkisi olan böylesi değerli bir Anadolu “halk” şairi çok az sayıdadır.

       Bu ülke insanının değerlerine olan samimi ve güçlü bağlılığını şiir ve yazılarında açıkça gösterdi. Yüzyıllar boyunca zenginleşerek biriken bir kültür harmanında entelektüel kişiliği; engin duyuş ve düşünüşü ile birleşince muazzam bir şair kişiliği ortaya çıkar.

          Ülkemizde edebiyat ve sanat alanındaki birçok şair ve yazar bu topraklarla nerdeyse bütün bağlarını koparıp sanat dedikleri “oyunlarıyla” bir popülarite kazanmışken Anadolu halkının acılarını, sevinçlerini, özlemlerini, aşklarını ve ayrılıklarını yaşayarak anlatan, Anadolu toprağı gibi saf ve temiz olan iç dünyasını gizlemiş bir şair ömrünün yarım asrını şiire adamasına rağmen belli başlı kaynaklara göre hiç yaşamamış sanki.

        Bu toprakların insanına ve değerlerine her seferinde hakaret etmekten geri durmayan piyanist Fazıl Say gibi yüce şahsiyetler yere göğe sığdırılmazken malum çevrelerce Üstad Abdurrahim Karakoç dikkate alınmamıştır bile. Bunda insanlarımızın bir kabahati yok elbette. Çünkü yıllarca malum basın yayın çevresi bize ve değerlerimize küfreden yarım porsiyon insanları – bazıları bunlara sanatçı diyor- gözümüzün içine soktular. Bizi biz yapan bizim gibi seven, bizim gibi üzülen, bizim gibi ayrılık acısı çeken, Anadolu toprağı gibi tertemiz kokan                        Abdurrahim Karakoç gibi insanları tanımak ve unutmamak gerekir.

           Üstad Abdurrahim Karakoç’un kişiliği iki boyutludur. Asıl kişiliği yazdığı ve büyük etki uyandıran dava şiirleri üzerinedir. İkinci yönü ise yaşadığı bir aşk olayı ve bunun üzerine yazdığı “Mihriban” ve “Unutursun Mihriban’ım” şiirlerinin oluşturduğu aşk şairi yönü. Mihriban’ın, sanatçı Musa Eroğlu tarafından müthiş bir besteyle seslendirilmesi şairin bu yönünü asıl kişiliğinin çok önüne taşımıştır. Bununla ilgili olarak Beşir Ayvazoğlu, “Mihriban şiiri Karakoç’un asıl kumaşının derin aşk şairliğine çok daha yatkın olduğunu gösterir.” der. Belki de aşk teması çerçevesinde bir yol izleseydi dünyaca ünlü bir şair olurdu, kim bilir?  

         Üstadın dillere destan olan Mihriban şiirlerini yazmasına sebep olan yaşadığı aşk hikâyesi hatırlanmaya değer doğrusu. Karakoç, Platform Dergisine verdiği bir röportajda 1960 yılında yaşadığı bu aşk hikâyesini anlatır. Üstad Karakoç 1960 yılında güzel bir Anadolu kızına âşık olur. Kendisi de çok sevilir ama kız babası kızı Karakoç’a vermez. Ve ölümden daha zor bellenen bir ayrılık olur. Bu da acı ve duygu yüklü bir hikâyeyi ortaya çıkarır.

       Aradan yıllar geçer. Bir gün bir arkadaşı Abdurrahim Karakoç'u ziyarete gelir. Karakoç'a yolda onun eski sevgilisi ile karşılaştığını, onunla biraz sohbet ettiklerini ve hanımın evlenmiş olduğunu söyler. Arkadaşının yanında hislerini belli etmeyen Karakoç,  arkadaşı gittikten sonra duygularını

Sarı saçlarını deli gönlüme
Bağlamışlar çözülmüyor Mihriban
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban

Yar deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lambada titreyen alev üşüyor
Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban   şeklinde başlayıp devam eden meşhur şiiriyle ifade eder.

Bir süre sonra Üstadın Mihriban dediği kadın bir dergide bu şiiri okur ve  Karakoç'a bir mektup gönderir ve şu satırları yazar:
"Şiirinde sanki bana sesleniyor gibiydin... Benim seni unuttuğumu sanma. Ben de hala seni sevmekteyim ve bu aşk bitmeyecek... Sen bende esen eski kavak yelisin ve seni unutmam mümkün değil..."
Bu mektubu alıp okuyan Karakoç cevaben ikinci şiirini yazar.

Unutursun Mihriban’ım

Yıllar sinene yaslanır
Hatıraların paslanır
Bu deli gönlün uslanır
Unutursun Mihriban’ım.
…..
Düzen böyle bu gemide
Eskiler yiter yenide
Beni değil, sen, seni de
Unutursun Mihriban’ım.

 Karakoç röportajında törelere aykırıdır diye sevdiği kızın ismini vermez. Onu hala sevdiğini fakat unutmaya çalıştığını ama bir türlü unutamadığını söyler. Ayrıca nerde yaşadığını hatta yaşayıp yaşamadığını dahi bilmediğini söyler. Allah değerli şairimize rahmet eylesin.

 

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr