• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 11 °C

Mısır ve Rabia

Bilal AKGÜL

 Mısır’da halkın seçtiği Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin askeri darbe ile iktidardan uzaklaştırılmasının üzerinden tam bir sene geçti. Yıl boyunca "Darbeyi Red ve Meşruiyete Destek İçin Ulusal İttifak Hareketi “nin organize ettiği gösterilerle, askeri cuntanın varlığını tartışılır kılmaya, halkın kazanımlarının arkasında durmaya çalıştı.

Meseleyi birkaç boyutu ile ele almaya çalışacağız.

Birincisi, İslam Dünyasının yaklaşımı. 200 yıllık sömürülme psikolojinden kendini bir bütün olarak kurtaramayan İslam Dünyası’nın Mısır’daki gidişata yaklaşımında bu psikolojinin etkisi bariz bir şekilde görüldü. Hele hele içeride pragmatist ve günübirlik hesaplarla  “selefiler “in askeri cuntaya cesaret vermenin ötesinde destek çıkması, kafa karışıklıklarının ötesinde gücün parçalanmasını, cuntacıların işinin kolaylaşmasına neden oldu.

Ülke bazında ise Türkiye ve Tunus’un dışında (Katar başta olaya net tavır koyarken Emir’in değişmesi ile tavrında da yumuşama oldu) net bir şekilde Mısır halkının yanın da tavır koyan İslam ülkesinin olmaması bulunulan durumun anlaşılması açısından önemlidir.

Tabi burada şunu eklemede fayda görüyoruz ki ülke yönetimlerinin yaklaşımı ile halkın yaklaşımını karıştırmamak gerekir. Birçok İslam ülkesinin başındaki yönetimlerin kukla olma vasfı dışında bir vasfa sahip olmadığını ifade etmekte yarar var. Haliyle BAE, Ürdün, Suudi gibi ülkelerin yönetimleri ile halkın yaklaşımını ayrı değerlendirmenin önemli olduğunu ifade etmek gerekir.

Batının yaklaşımı tam da kendi dünya görüşünü yansıtan türden oldu. Baştan itibaren darbeye darbe dememeye özen gösteren Batı, askeri cuntaya her tür yardımı sağlamada da geri durmadı. Bir iki defa Mursi’nin serbest bırakılmasını diline dolasa da tamamen günü kurtarmaya yönelik, imaj çalışmasını aşamayan salvolardı. Hele göz göre göre binlerce kişinin şehid edildiği Rabia’tül Adeviyye meydanını basılmasına sesini çıkarmaması sadece medeniyet tasavvurunu veya helvadan putunu yemesinin çelişkisi değil, aynı zamanda değer namına ilkesi kalmayan bir medeniyetin çöküşünün hızlanması olarak da okumak mümkün.

Darbeye direnişi organize eden Darbeyi Red ve Meşruiyete Destek İçin Ulusal İttifak Hareketi’nin baştan itibaren hiçbir şiddet olayına karışmaması da hareket olarak sahip olunan güçlü organizasyonun bir tezahürü olarak okumak gerekir. Yüz binlerce insanı(bazen milyonları bulan kitleyi şiddete bulaştırmadan yönlendirmek, meydanda tutmak, ihtiyaçlarını karşılamak kolay üstesinden gelinecek bir organize değildir.

Ciddi provokasyonların yapıldığı, Baltacı namlı çapulcuların tüm tahriklerine rağmen şiddete bulaşmadan sokakta kalabilmek kanaatimce tarihi özelliği olan bir davranıştır. Öyle ki diğer Arap ülkelerindeki gösterilere şiddetin bulaşmasının yaşattığı yıkımlara, karmaşaya, dış müdahalelere baktığımızda şiddete bulaşmama kararlılığının ne kadar isabetli olduğu daha da belirginleşmektedir.

Yapılan son seçimlerle her diktatörün aldığı oranda oy alan (%96,91) Sisi diktatörüne karşı Mısırlıların şiddete bulaşmadan direnme dışında seçenekleri görünmemektedir. Ve yine görünen o ki bunun farkında olan cunta yönetimi halkın şiddete bulaşması için her yola, her hileye başvurmaktan çekinmeyecektir.

Mısır halkının direnişi sadece kendi kurtuluşları için değil, kuklalar tarafından yönetilen tüm mazlum halklar için bir motivasyon kaynağı olduğunu söyleyebiliriz. Ülkenin kat ettiği mesafenin farkında olarak, bu gidişattan rahatsız olanların oyunlarına karşı daha duyarlı olmak, bu ve benzeri direnişlere karşı duyarlılığımızı korumak, halkın iradesini gasbetmeye yönelik çabaların boşa çıkarılması açısından önemlidir.

“İlk önce geldiler. Komünistleri götürdüler. Ben ses çıkarmadım. Beni ilgilendirmiyordu. Sonra Yahudileri aldılar. Toplama kamplarına işkenceye götürdüler. Ben yine sesimi çıkarmadım. Çünkü bana göre bir şey yoktu. Sonra sosyal demokratları vurmaya, hapse atmaya, toplama kamplarına götürmeye başladılar. Ben yine sesimi çıkarmadım. Çünkü bana dokunan yoktu. Bir gün kapım çalındı. Beni alıp götürdüler işkenceye. Hiç kimse ses çıkarmadı. Çünkü ses çıkaracak kimse kalmamıştı. “(Nazi toplama kamplarından kurtulabilen Alman Papaz N.Müller)
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr