• BIST 108.645
  • Altın 154,531
  • Dolar 3,8286
  • Euro 4,5258
  • İstanbul 14 °C
  • Adıyaman 10 °C
  • Ankara 1 °C

Moda Fikirlerin Dayanılmaz Hafifliği

Ziya TEPE

İnsan yaratılışının üç temel vazifesi vardır. Bunlar, İslam dinini nefsimize ve nefslere hâkim kılmak ile yeryüzünü ihya etmektir.

Bir mümin olarak birinci vazifemiz, İslam dinini en güzel şekilde yaşamaya çalışmaktır. Şeytan, bizleri her an hak din olan İslam’dan uzaklaştırmaya çalıştığı için, Müslümanların da bu şeytan ve şeytanlaşmış olanlara karşı dakik olup istikamet üzere İslamı yaşamanın cehdi içinde olmalıdır.

Bu konudaki örneklerimiz, başta Peygamber Efendimiz olmak üzere, diğer peygamberlerdir. Bunlar, İslam’ı, hayatının tümüne hâkim kılmışlardır. Hiç bir peygamber, ‘ben kemale erdim vazifem bitti’ dememiştir.

Bir mümin olarak kendi nefsimize karşı sorumluluğumuz, ömrümüz boyunca kâmilleşmeye çalışmaktır. Kamilleşmenin ise bir sınırı yoktur. Kamilleşmeye Allah (cc) ün emirlerini tavizsiz ve en güzel şekilde yaşama cehdi ile varılır. Bundan dolayı Peygamber Efendimiz: ”En büyük cihad nefs ile cihaddır” demiştir.

Aziz İslam dini, insanın hayatının tümünü kuşatıyor. Allah azze ve celle insanın ömrü ile yapması gereken vazifeleri de denk yaratmıştır. Müminin, hayatında, İslam dışındaki idealleri ve amelleri yaşayacak bir boşluğu yoktur. Eğer bir Müslüman, İslam dini dışındaki ideallere sapıp ona göre amellerde bulunuyorsa günah ve vebalin içindedir.

Hassaten son bir asırda yaşayan Müslümanlar, sanki İslam dini-hâşâ-nakıs da, ideallerimizi ve hayatımızı İslam dışındaki idealler ve fikirlerden ediniyoruz.

Yine sanki ahiretimizi teminat altına almış veya Adn cennetini hak etmiş bir mertebeye ulaşmışız da, bu da bizlere yetmediği için, bu sefer İslamın haram kıldığı farklı fikirlerin ve ideallerin mücadelesi peşine takılıyoruz.

Bu tür insanların İslam’ı ne derece yaşayıp, dinini temsil ettikleri ise toplumda ciddi bir tartışma konusudur. İslam’ı bilinçaltında nakıs görüpte farklı anlayış ve ideallerin peşinde olanlar ‘gizli şirk’ ve ‘sapma’ içindedirler. ”Allah indinde din sadece İslam’dır” gerisi zarar-ziyan ve isyandır.

İkinci vazifemiz de İslam dinini (İlay-ı Kelimetullahı)  yeryüzüne hâkim kılmaktır. Aziz İslam’ın başta gelen farzlarından biri de cihaddır. Cihad, İslam’ı hem kendi nefsimizde hem de yeryüzünde hâkim kılmanın cehdidir. Allah(cc)ün insanı halife yaratmasının da hikmeti budur. Bu, yüce ve kutsal bir davadır.

İstinasız bütün peygamberler ve peygamberlerin varisleri olan âlimler ile Allah’ın salih kulları da bu davanın temsilcileridirler.

İslam dininin örnekleri olan hiçbir Peygamber kendi zamanında moda olan fikirlere veya moda haline gelen düşünce ve amellere itibar etmemişlerdir. Peygamberler, her zamanın şartlarında İslam’ı tavizsiz yaşayıp, güçlü bir şekilde temsil etmişlerdir. Ancak hafif meşrepli insanlar, farklı zamanlarda esilen fikir ve ideallere kendini kaptırırlar.

İslam dinini küçümseyen veya bu dine karşı mücadele edenleri dost ve veli edinenler ile bunların yanında duranlar veya bunlara destek verenler İlay-ı Kelimetullah davasına ihanet etmişlerdir.

Çünkü insanların İslam dininden uzaklaşmalarına dolaylı da olsa destek olmuşlardır. Allah (cc) ”Yeryüzünde fitne kalmayınca ve din yalnızca Allahın oluncaya kadar cihad edin” diyor. Müslümanlar ancak bununla mükelleftir. Üstad Fadlalllah, insanların İslam dininden uzaklaşmalarına vesile olanların hesap gününde tövbelerinin kabul edilmeyeceğini belirtiyor.

Kısaca, Bediüzzaman’ın ifadesi ile ‘helal dairesi geniştir, keyfe kâfidir, harama girmeye lüzum yoktur.’

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr