• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

NAZIM HİKMET’İN “AĞA CAMİİ” ŞİİR

Ahmet İNAN

         Ahmet Hamdi Tanpınar “Cedlerimiz, inşâ etmiyorlar, ibâdet ediyorlardı. Maddeye geçmesini ısrarla istedikleri bir ruh ve îmanları vardı.” diyor bir sözünde. Gerçekten de ecdad adeta maddede büyüleyici bir ruh bulmuştu sarsılmaz imanıyla.

          Ülkemizde 1-7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri Haftası olarak kutlanıyor. Böyle bir haftanın olması önemsenmelidir. Camii ve din görevlileri haftasıyla ilgili olarak size ilginç bir şiiri Nazım Hikmet’in Ağa Camii şiirini hatırlatmak istiyorum. 20’li yaşlardan sonra komünizmin etkisinde kalan Nanım Hikmet aslında 20’li yaşlara kadar dini hassasiyetleri olan bir gençti. Anne babası evliliklerinin ilk yıllarında ayrılınca Nazım soluğu dedesinin yanında almıştır. Dedesi Nazım Paşa dindar bir mevleviydi. Konya valiliğindeyken Mevlevilerin zikir meclislerine gider Nazımı da beraberinde götürürdü. Genç Nazım Mevlevilerin zikir ve mukabele-i şeriflerine bayılırdı. Bu sıralarda Mevlana adlı güzel bir şiir dahi yazmıştır:

Ebede set çeken zulmeti deldim
Aşkı içten duydum, arşa yükseldim
Kalbten temizlendim, huzura geldim,
Ben de müridinim, işte Mevlânâ.

 

Kimse Nazım Hikmet’in böyle bir şiir yazmış olabileceğine ihtimal vermez herhalde.  Size asıl anlatmak istediğim şiir Nazım’ın “Ağa Camii” şiiridir.1594 yılında Şeyhülislam Hüseyin Ağa tarafından yaptırılan camii İstanbul’da Batılı yaşam tarzının hâkim olduğu meşhur İstiklal Caddesindedir. Bir yazarımıza gören“Orası nefsânî arzûların harman olduğu yerdir. Orada görünüş ve gösteriş hâkimdir.” Burası eğlence ve bedeni zevkler muhitidir. İstanbul’un işgal yıllarında üstelik nefsani arzuların harman olduğu böyle bir yerde bulunan Ağa Camiinin durumu henüz 20 yaşında ve inançlı biri iken 1921 senesinde genç şairi epey hüzünlendirmiştir ki böyle bir şiir dökülmüş yüreğinden. “Bu îmansız muhitte öyle yalnızsın ki sen” diye hayıflanır. Câminin rûhundan bir mûcize bekler, o mülevves çevrenin yanıp yok olmasını diler.

Ağa Camii

Havsalam almıyordu bu hazin hali önce
Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce
Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım;
Allah'ımın ismini daha çok candan andım.
Ne kadar yabancısın böyle sokaklarda sen!
Böyle sokaklarda ki, anası can verirken,


Burda bütün gözleri bir siyah el bağlıyor,
Yalnız senin göğsünde büyük ruhun ağlıyor.
Kendi elemim gibi anlıyorum ben bunu,
Anlıyorum bu yerde azap çeken ruhunu
Bu imansız muhitte öyle yalnızsın ki sen
Bir teselli bulurdun ruhumu görebilsen!

         İlahi merhametin tecelligahı, içinde huzur ve güven bulduğumuz camilerimiz Cenabı Allahın yeryüzündeki evleridir. Bu açıdan camilerimiz en güzel en ferah en huzurlu estetiği ve mimarisi en güzel yapılarımız olmalı değil mi? Zira camiler sadece namaz vakti namazın kılınıp diğer vakte kadar kilitlendiği yapılar olmamalıdır.

Camilerimiz hayatın tam merkezinde olmalı. Toplumun kalbinin attığı, ilahi merhametin tecelli ettiği yerler olmalı. Hayatın koşuşturmasından yorulduğumuzda, kalabalıklar içinde yalnız kaldığımızda, bizi kimse anlamadığında, dünya üstümüze üstümüze geldiğinde, baba ocağından anne kucağından daha sıcak ve güven, huzur bulduğumuz mabedlerimiz olan camilerimize sığınabilmeliyiz. Hayatın kalbi olan mabedlerimiz canlı tutuldukça sağlıklı birey sağlıklı aile sağlıklı cemiyet oluşacaktır.

 

Yavuz Bülent Bâkiler'in de CEBECİ CÂMİİ adında çok güzel bir şiiri vardır. Şair, ezan sesinde bir âlem düşündüğünü ve rüzgara, “Al git bu sevdâyı başımdan rüzgâr” diyerek ezan sesinde bir âleme duyduğu özlemi dile getirir.

“Kimseler görmese, gidip diz çöksem;

Ağlasam câmiinin bir köşesinde...”  

Renk olsam çinilerde.

Bir beyaz taş olsam Cuma günleri

Mü'minlerin gelip geçtiği yerde.

Bir küçük güvercin gibiyim şimdi

Eridi içimdeki benlik

Ne olur bitmesin bir ömür boyu

Gönlümde yer eden serinlik

Her gün yeni baştan iri ve güzel

Bir beyaz gül açar gibi gönlümde şafak

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr