• BIST 108.518
  • Altın 153,390
  • Dolar 3,8429
  • Euro 4,5142
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 7 °C

Ne Yapmalı

Şevket TATAR

 

Dr. Ali şeriati - Bir Yayıncılık

Bu çağda yaşayan insanın ruhi yapısından ve düşünce hareketinden haberdar olan bugünü, uygarlığını, bütün dinlerin özelliklerini, kültürünü bilen kimselerin, dahası Avrupalı olmayan doğulu toplumların güvenilir,doğru düşünceli aydınları, daha da özelde, herkesten önce ekonomik sömürgeye uğramış,ahlaki sömürüye tabi olmuş İslam toplumunun aydınları biliyorlar ki ekonomiye toptan pragmatist sistem tüm dünya ülkelerini kendi malını tüketim pazarı yapmıştır.

Bunun gerçekleşebilmesi için de kendi dışlarında bulunan insanları tüketen hayvanlar şekline dönüştürerek bütün ulusların bağımsızlıklarını oluşturan; dini ve ulusal tarihsel değerlerini, manevi özelliklerine yok ettiler.

Bütün insanlığı, monoton bir biçimde, zoraki bir oluş esasıyla tek bir kabile dökerek dünya imparatorluğunun tezgahlarını bağımlı kaldılar. Dünyanın doğusundan batısına, Asyalı müslümandan sarı renkli Budist'e, Afrikalı putperestten latin Amerikalı Hristiyan'a kadar tüm insanlığı tek tip, tek ruh, tek bağımlılık biçimi, tek yaşayış tarzı,tek düşünce ve beğeni biçiminde karuni sistemin tüketicisi haline çevirdiler.

Öyle ki yeryüzündeki burçlar dökülmeli, kaleler yıkılmalı,batı yağmacılarının saldırılarına karşı duran tüm sağlam engeller kaldırılmalı,insan toplumunun değerli kişiliği, sağlam bağımsızlığı bugünkü barbar uygarlığın gece baskınlarıyla karşı koyuyorsa değerlerinden uzaklaştırarak yok edilmeli ve çirkinleştirilmeli... Çünkü, tarih bilimi,sosyoloji tecrübesi bu barbarlara, ekonomik  yeterlilikten uzak ulusların kendilerinin maddi ve ebedi tüketicisi olacağını öğretmiş.Bununla birlikte,kendi insanı bağımsızlığını düşmana karşı koruyamayan düşünsel doğuştan yoksun ulusların, barbar kültürünün, manevi ve ebedi tüketicisi olması gerektiğini de öğretmiş... Böylece din, şu üç grubun faydalandığı bir meta haline getirildi: Firavun, Karun ve Bel'am!.. ve böyle bir dinin bir tek kurbanı vardır : HALK!..

Dürüst ve olayları açıkça kabul eden her aydın bilir ki çökmüş ve donmuş İslam'ı toplumun yaşam ve zihin derinliklerinden söküp atmanın yolu, yalnızca gerçek ve doğru İslam'ı ilk koşul olarak diriltmek ve ayakları üstünde durdurmaktır. Bu da ancak gerçek İslam’ın ruhunda ve düşünsel kişiliğinde var olan olağanüstü devrimcilikle olur. İşte derdimiz budur ve dermanımız da budur!

Başlaması gerekli olan, bir düşünce devrimidir. İslam'ı yeniden diriltme eylemidir,seçebileceğimiz insani, manevi tüm deneyimlerimize,zengin sermayemize, itikadi ve imani, derin köklere dayalı, kültür ve itikadi bir hareket... Bunların tek kelime ile ifadesi: İSLAM!

İslam bugünde bir ideoloji,bir hidayet,bir iman,dünyanın maddi ve manevi bir teşhiri olarak çağın insanının buhrandaki ruhunun sorunlarına gerekli cevabı orta yere getirebilecek güce sahiptir. Yeterki İslam toplumundaki aydınların kafasında belirginlik kazanabilsin netleşebilsin!.. Batının çirkin oyunlarına karşı, artık zorunlu olarak kendimizi tanımalı hatta uyanarak kendimize dönmeli veya.

Dr. İkbal'in deyişiyle: Dini görüşün temelini ve İslami düşüncesini yenilemeliyiz. Bir İslami rönesansı gerçekleştirme, yani yeniden doğuş!  Öyle bir Rönesans ki devrimci ruhu saf net ve aydın inancı, insanlığı, yaratıcı hareketi, onur soyluluk ve sorumluluk verişi, değerli mantıksal görüş ve düşünceyi,makul toplumu, ilerici ve önder insani iddiaları uyandırsın,harekete geçirsin. İslam bunu ilk etapta hazırlar ve ona bir ad verir mesaj haber insanlık tarihinde karanlıkta, hareketsiz ve durgun kalmış, gönüllerde solmaya başlamış, şiddetli ve köklü bir devrimi derhal başlatmayı hedefleyen bir mesaj. Ahlak,düşünce,duygu,birey ve uluslarda güçlü bir kaynamayı yaratacak bir ''mesaj!''.  İlkeliklerden uygarlıklar doğuran,donmuş fakat yaratıcı olan göçlerde de hareketliliği başlatan bir ''mesaj!''.  Mustaz'af ve mahrum sınıfların; zayıflığında izzetli, alçalmışlık ve düşkünlüğünde uyanıklık ve dirilmeyi kölelik ve esaretindeyse tarih boyunca olduğu gibi özgürlüğü gerektirmiş,gündeme getirmiş hatta pratiğe de yansımış bir Mesaj!

 

Şimdi sözün burasında zorunlu olarak şu soru sorulur:
Bu hedefleri gerçekleştirmek için ne yapmalı veya daha titiz bir deyimle; Nereden başlamalı?'nın bir proje olan bu kitap mutlak okunmalıdır. Dr Ali Şeriati, zaten kendisi başlı başına bir projedir. İslam dini düşüncenin yeniden dirilişin projesi.

İşin burasında inanan bu insanlar sorumlu ve mesuldür ancak sorumluluk bilinci taşıyan aydınlar, daha da mesuldür. O zaman sorulması gerek: Aydın kimdir? Kimler aydın sınıfına girer. Aydının görevi nelerdir, nasıl hareket eder?

''Aydın, son peygamberden sonra, peygambere benzeme eylemidir. Aydın tarihi süresince gelen peygamberlerin yolunun izleyicisidir. Aydın; kendi ulusuna gönderilmiş gibi; insanı uyandıran ve onu insani olgunluk ve özgürlüğe doğru yönelterek yürüten onun karanlık şirk ve cehaletten kurtulmasına yardımcı olandır!..  Toplumunu tanıyan bir aydın olmak budur. Aydın; kenarda değil halkın içinde olarak, köle ulusunun yazgısına ortak, kendi ezilen insanının bilincinde, onlara karşı sorumluluk duyandır. Aydın; Shandel'in deyimiyle peygambere benzeme eylemidir. Tek farkla, aydın vahiye muhatap değildi fakat vahiy risaletinin sürekliliğinin, ebediliğinin bilincindedir. Ve o doğrultuda hareket edendir. Ya Rabbi İslam ümmetini aydınsız bırakma. Amin.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr