• BIST 108.645
  • Altın 154,531
  • Dolar 3,8286
  • Euro 4,5258
  • İstanbul 14 °C
  • Adıyaman 10 °C
  • Ankara 1 °C

Nereden Başlamalı?

Bilal AKGÜL

 Mesele eğitim olduğunda, mevcut gidişata eleştirel yaklaşanların dillendirdikleri soruların başında nereden başlamalı sorusu gelir. Başlamak, işin yarısı kabul edildiğine göre, nereden başlanması gerektiği sorusuna verilecek tatminkâr bir cevap sürecin ana ayaklarından birisi olarak kabul edilebilir.

Sorunun cevabına geçmeden önce birkaç hususun açıklık kazanması gerekir.

Süreçle ilgili hedeflerin belirlenmesi, üzerinde durulması gereken ilk sorundur. Malum, hedefi olmayanın modaya tabi olmak dışında bir duruş belirlemesi zordur. Hedef belirleme konusunda mukim olmayanların esen rüzgârların esiri durumuna düştükleri, rüzgârın önündeki yaprak gibi nasıl da sağa sola savruldukları, sadece eğitim alanında değil, diğer tüm sosyal ve kültürel alanlarda da rahatlıkla görülebilir.

Hedef belirleme, aynı zamanda başlama yeri ile ilgili kanaatin oluşumuna da katkıda bulunur ki, başlanan yerin başlanması gereken yer olması konusunda da olası riskleri azaltır, sağlıklı bir başlama yeri oluşturulmasında kolaylık sağlar.

Şöyle söylemek de mümkün: İhtiyaçlarının farkında olmayan, nereden darbe yediğini bilmeyen ya da nasıl yozlaştığının farkında olmayanın hedef tayini de potansiyel riskler barındıracaktır.

Veya içinde bulunduğu müfredatın iyi bir uygulayıcısı olmayı kâmil insan yetiştirmenin olmazsa olmazı görenlerin (bu müfredatın dayanağı ne olursa olsun) statükonun müfredatında çarkın dişlisi olma dışında bir etkisi-katkısı olmayacaktır.

Şunu demek istiyoruz: İnsan yetiştirmekten bahsediyorsak eğitimcinin uyguladığı müfredat nasıl olursa olsun, bu müfredatın ayaklarından birinin özgün, kendimize has olması gerekir. İnsanın, grupların (siz buna sınıf da diyebilirsiniz) ve toplumun farklılığı-orijinalliği bunu zorunlu kılmaktadır.

Önümüze çıkan sorunlardan biri de Batı medeniyetinin bu işin neresinde olacağıdır. Eğitim tarihine hassaten medeniyetlerin tarihine bakıldığında kâmilleşmenin, ilerlemenin, çevre kültürlerin, medeniyetlerin etkisi olmadan oluşmadığı, gelişmediği görülecektir. Belki üzerinde durulması gereken husus, istifade boyutu ve istifade şeklidir.

Hassas olunması gereken husus, uyguladığımız müfredatın beslendiği ana kaynağın ne olduğu ve Batılı anlayışın bu kaynağa ne kadar renk verdiğidir.

Mevcut eğitim sisteminin ürünlerine baktığımızda Batı’nın renginin belirgin olduğu, ana kaynaklarımızın tonlarının, son zamanlardaki kısmi değişikliklere rağmen, belirleyici olmaktan uzak olduğunu görmekteyiz.

Hedef belirleme ile ilgili şunu söyleyebiliriz: Toplumun değerler sistemini ana kaynak olarak belirleyen, çevre medeniyetlerden de en iyi şekilde istifade eden bir anlayışın merkeze alınması medeniyetimizin yeniden dirilmesinde itici güç özelliği gösterecektir.

Değerler sisteminin eğitim müfredatında tam olarak nereye tekabül ettiğini bilmek, kendi küllerinden dirilme sancısı çeken medeniyetimizin sosyal ve kültürel hayatımızın neresinde olduğu, günlük hayatımıza hangi medeniyetin rengini verdiği, belirlediğimiz hedeflerin medeniyetimizin dünya görüşüne ne kadar uygun olduğu hakkında da önemli veriler sağlıyor.

Bir binanın sağlamlığının ilk başlama noktası temelse medeniyetimizden neşet eden eğitim sisteminin oluşmasında temel vazifesi görecek bir donanıma sahip olmayı öncelikli ihtiyaç olarak görüyorum.

Batının ya da başka bir medeniyetin eğitim felsefesini ıskalamadan, kendi medeniyetimizle ilgili temel olabilecek eserlerden istifade etmeyi, beslenmeyi eğitim alanında ilerlemenin öncelikli hedefi olarak gösterilebilir.

Başlama yerimiz, öncelikle zihnimizi tortulardan, ayrıntının boğucu darbelerinden uzak tutacak, asıl olanla sağlıklı bir bağ kurulmasına yardımcı olacak, tabiri caiz ise fıtratın üzerinde kabuk bağlamış “kirli bilgi“leri temizleyecek kaynaklardan beslemeyi elzem görüyorum.

Bostan’ı, Hayy İbni Yekzan’ı, Mesnevi’yi, Hafız Divanı’nı, Baharistan’ı, İlahiname’yi Mekarimül Ahlak’ı, Mukaddime’yi yeniden okumanın tam zamanı değil mi?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr