• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 4 °C
  • Ankara -2 °C

Neye Talibiz

Bilal AKGÜL

Talep etmek insanın sahip olduğu fıtri bir melekedir. Görünen o ki sahip olduğu nakıslığı telafi etme amacıyla sürekli, hayat boyu süren bir talep ihtiyacını da beraberinde getirmiştir.

Eşrefi mahlûkat olan insanın dahi bulunduğu pozisyonun müspet olarak devam etmesinin önemli etkenlerinden birisi, talip olmaktır.

İstemektir.

Talebe olmaktır.

Kendini yeterli görenin arayışı ya da talebe olmayı gerekli görmeyenin içine girdiği çerçeve meselenin farklı bir boyutunu tartışmayı gerekli kılıyor ki bu bahsi diğer. Mevzu dağılmasın.

Talebe olmayı gerekli görenlerin önünde üç temel problem görünmektedir. 1-Mevzi bahsi. 2-Mevzu ya da gündem bahsi. 3-Atılan okun hedefi bahsi. Bunları açmaya çalışalım.

Evvelen mevzi bahsi… Bundan kastımız kişinin hayat görüşü ile ilgili yaptığı tercihi merkeze koymaktır. Nasıl bir hayat idealine sahipse, hayatın hangi renginin ya da tonunun hayata hâkim olmasını talep ediyorsa, buna yönelik tercihi, bulunduğu mevziyi belirler.

Bu durum açık olabileceği gibi, kişi, bulunduğu mevzinin sahip olduğu rengin farkında da olmayabilir. Bunu nereden mi çıkarıyoruz? Yaptığı tercihlerden… Kişinin bulunduğunu ön gördüğü mevzi ile yaptığı tercihler arasındaki tutarsızlıklar ister istemez böyle bir kanı uyandırıyor. Amaçladığını ortadan kaldıracak olana talip olmak.

Diğer bahsimiz mevzu ile ilgili. Yani gerek kişilerin gerekse toplumların gündemlerini nasıl belirledikleri...

Mevzu bahsi aynı zamanda bulunulan mevziyi de yakından ilgilendirmektedir. Öyle ki mevzinin muhtevasına aykırı konulara kendini kaptırmış bir kişide mevzi değişikliğini beraberinde getirebilmekte, farklı mevzilerin oluşmasına kapı aralayabilmektedir.

O zaman şunu ara sonuç niyetiyle söylemek mümkün: Mevzi ile mevzu nerede ise etle tırnak gibidir. Ve ikisi arasında bir paralelliğin olması şarttır. Tutarlılığın olması…

Bizim istikamet kayması dediğimiz durumların oluşmasında, bulunduğu mevzinin değil de başka mevzilerin, kimi kez düşman mevzilerinin meselelerinin gündemimizi işgal etmesinin inkâr edilemez bir etkisi vardır.

Bulunduğu mevzide kalmak, mevzisini her tür dış saldırıya karşı koruyabilmek; kişinin her daim uyanık bir zihne sahip olmasına, gündemini belirleme basiretine ve hayatı boyunca talebe olabilmesine bağlıdır.

Son bahsimiz, mevzisi ve mevzusu ne olursa olsun atılan okun hangi hedefe ulaştığıdır. Kanaatimce bugün en çok ihmal edilen ve en çok yanılgıya düşülen hususların başında atılan okun hedefi yer almaktadır.

Var sayalım ki kişinin bulunduğu mevzi ile mevzusu birbiriyle tutarlıdır. Bu her ne kadar yürünen yol veya atış yapılan hedefle ilgili olumlu bir intiba yaratmakta ise de, tek başına ilk iki bahsin, üçüncü bahsin atışını doğru kılacağı anlamına gelmez.

Bunu biraz açmaya çalışalım.

Medeniyet tarihimiz, bulunduğu mevziye atış yapan ve mevzusunu kadük kılan olay ve kişilerle doludur. Yine bulunduğuz hal ile ilgili yapılacak öz eleştirilerde de, en az diğer eksiklikler kadar etkili olan ya da gözden kaçan husus yapılan atışın hedefidir.

Yine iç çekişme, çekememezlik dediğimiz hususları da bu kategoride değerlendirmek mümkündür. Endülüs’ün, Sicilya’nın, Kazan’ın, Bağdat’ın düşmesine bakın. Düşen her kalenin müsebbibi mevzi ve mevzu tutarsızlığının yanında, bunların doğal sonucu olarak atış yapılan hedeftir. Ya da dışarıya yönelmesi gereken okların içeriyi vurmasıdır.

Öz eleştiri kültürünün oluşması önemli... Bunun yanında kendimizi tüm eleştirilerin dışında tutarak, her düşüncemizin ya da davranışımızın meşruiyeti konusunda tartışmasız bir konumda görüyorsak, talip olduğumuz her ne ise onu tekrar tekrar sorgulamamız gerekir. Vesselam

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr