• BIST 92.708
  • Altın 210,217
  • Dolar 5,3080
  • Euro 6,0566
  • İstanbul 18 °C
  • Adıyaman 14 °C
  • Ankara 14 °C

NURETTİN TOPÇU VE EĞİTİM

Y.YAVUZYILMAZ

               Nurettin Topçuya göre her milletin eğitim sistemi ve bunun için oluşmuş eğitim kurumları kendine özgüdür. “Millet bünyesinde inkılaplar mektepte başlar ve her milletin, kendine özel olan mektebi vardır. Milli mektep, zihniyet ve örfler ile metotları ve müfredat ile terbiye prensipleri ve psikolojik temeller ile, hatta binasının yapı tarzıyla kendini başka milletlerinkinden ayırır. Bizde vaktiyle medrese milli mektepti. Lakin milletin ruhu ve içtimai inkişafını takip edememiş ve cihanın fikir ve irfan hayatıyla bağlarını çoktan koparmış olduğundan, olduğu yerde enkaz halinde yıkıldı, çöktü. Öbür taraftan, Batı’da tekamül eden insan düşüncesinin seyrini biz kendi alemimizde devam ettiremediğimizden, açılan yeni mektep, hakikat aşkının mabedi olmadı. (1)
                Hiçbir milletin tarih ve kültür yapısı diğer milletlerle aynı olmadığından eğitim sistemleri de aynı olamaz. Ayrıca milletinin geçmişinden, ilim ve irfanından yoksun bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir.
                Hiç kuşku yok ki, Nurettin Topçu, Cumhuriyet modernleşmesiyle başlayan eğitim anlayışını köklü bir eleştiriden geçirmektedir. Çünkü eleştirdiği her konu neredeyse ortaya konmuştur.
                Topçu’ya göre eğitimin en önemli bileşeni öğretmendir. Eğitimin bütün sorunları iyi yetişmiş öğretmenler çözebilir. "Maarif demek "muallim" demektir. Milli Eğitim Bakanlığı sadece onu düzenleyici cihazdan başka bir şey değildir. Kitap, program, imtihan ve bütün öğretim meselelerini çözümleyecek olan bir milletin "muallim ordusudur". Bu işlerin Bakanlık teşkilatı tarafından "tepeden idaresi" muallimin ilmî ve fikrî hürriyetinin inkârı, bu hürriyetin adeta köleleştirilmesidir. Hür olmayan muallim, muallim değildir. Mahkûm edilmiş fikir ve irfandır. Muallimi bu karakterleriyle tanımayıp onun "millet ruhunun yapıcısı" olduğuna inanmayan bir zihniyet muallimi "basit bir memur kadrosu" haline koyar ve her tarafından çiçeklenecek "kültür ağacını" kökünden baltalar" "( 2) 
                Milletin değerleriyle uyum içinde olmayan öğretmenlerin, başarılı olması mümkün olmadığı gibi, kültürel yönden son derece sorunludur.
                Nurettin Topçuya göre eğitim konusunda müzik asla ihmal edilmemelidir. "İlkokulda olduğu gibi, orta ve lise sınıflarında da çocuğun ruhunu hakikat idealine kavuşturucu aşktan ibaret olan enerjiyi harekete geçirecek en güzel vasıta, musikidir. Bunun için bütün ilk ve orta öğretim yapan mekteplerde, sabahları derse başlamazdan önce, kısa bir zaman için bütün talebeye, insan ruhunun ulviyete tırmanışını terennüm eden musiki dinletilmeli, sınıflara, ruhlar böyle ilâhî iksir ile yıkanıp temizlendikten sonra girilmelidir. Başka merasim ve nutuklara gerek yoktur" (3)
                Öğretmek yetiştirme konusunda izlenen yöntem hatalıdır. Çünkü iyi öğretmen olabilmek içim sadece üniversite mezunu olmak yetmez. “Üniversite mezunlarını doğrudan doğruya "muallim" kadrosuna almak hatalıdır. Lisanstan sonra muallim olmak için, Avrupa'daki agregasyon imtihanına karşılık olacak bir imtihanı da vermenin şart koşulması lazımdır. Bu imtihanda, kendi ilim dalına ait bir yabancı dilde yazılı eserleri okuyup anlama kabiliyeti ile tenkit ve araştırma yetilerinde olgunluk arayan "ilim zihniyeti" yoklanmalıdır. Muallimlik değeri ancak böyle ölçülebilir"(4)
                Kuşkusuz iyi bir eğitim sistemi için okutulacak derslerin amaçlarına uygun okutulması gerekmektedir. "Medeniyet Tarihi, daha mekteplerimizde gün yüzü görmemiştir. Tarih dersi, bilgi olsun diye değil, daha çok "irade olsun" diye; coğrafya dersi "vatan sevgisi", fizik dersi, "kâinat sevgisi" olsun diye mektepte okutulmalıdır" (5)
                Nurettin Topçu’ya göre doğru bir okuma yöntemi izlenmelidir. "Gençlere her şeyden önce "çok okumak" tavsiye eden mürebbiler, "softa" yetiştirebilirler. Çok okumak, okuduklarını anlayıp benimseyebilmek gibi kuvvetli bir şahsiyetin kefil olmasına muhtaçtır. Yoksa, her sene, okuduğu kitapların tesiri altında "meslek değiştiren" fikir adamlarının acıklı hali karşısında çektiğimiz ıstıraptan kurtulamayacağız" (6)
                Nurettin Topçu, din eğitiminin toplumun gelişmesinde birincil önemde olduğunu savunur. Ne yazık ki, din eğitimi için kurulan eğitim kurumları bu işlevi yerine getirmekten uzaktır. Toplumda yılların birikimiyle oluşan yanlış din anlayışlarıyla mücadele etmek, gerçek bir din eğitiminin ilk adımı olmalıdır. "Onun ilk işi "yanlış din anlayışlarıyla" din zümreciliklerini ve halk dolandırıcısı sahtekâr şeyhleri mutlaka ortadan kaldırmayı gaye edinen tam bir "kültür seferberliği" olmalıdır. Şimdiki İmam-Hatip Okullarıyla, Enstitü ve İlâhiyat Fakültesi gençliği böyle yetiştirilmediği için "İslâm'ın ufuklarından" uzaktadırlar. Onlar bu "hakikat savaşını" açmadıkça "vebal altında" ve "İslâm'a ihanet" durumundadırlar"   (7)
                Nurettin Topçu’ya göre din eğitiminde İlahiyat fakülteleri son derece önemlidir. "İkinci tip din okulları İlâhiyat Fakülteleri olacaktır. Bu fakültelerde, İslâm Enstitülerinden farklı olarak, birinci zümre derslere en geniş yer verilmelidir. Yani tasavvufu da kapsayan "felsefî kültür", bu fakültelerde "hâkim rol" oynamalıdır. Din öğretimini "softalıktan" ve "gerilikten" kurtarmanın tek çaresi budur. Psikoloji ile başlayarak metafiziğe götüren "felsefî kültür" tam olarak verilmedikçe "dinin gerçeğine yükselmek" kabil olmayacak ve din anlayışımızla din hayatımız "ilkel" toplumlarınkinden ileri gitmeyecektir"(8)
                Dini eğitim verilmesinde edebiyat çok önemli bir yer tutar. "Edebiyat, en kuvvetli "din aşısı" yapacak kültürü verir. Yunus'tan Akif'e kadar, Hüsn-ü Aşk"ı ve "Makber"i de içerisine alarak gençlere dini ruhu heyecan halinde aşılayacak en kuvvetli vasıta edebiyattır" (9)
                Nurettin Topçu’ya göre dini eğitim kurumları iki tür olmalıdır. "İki türlü din okulu olmalıdır. İmam-Hatip Okulları "İslâm Enstitüleri" haline koyulmalıdır. Bunlar yüksek okul değil, yine lise seviyesinde olacaklardır. Ancak "orta kısımları" olmayacaktır. Devlet ortaokullarından öğrenci alan 4 senelik İslâm Enstitüleri olacaktır. Yalnız lise kısımları bulunacaktır. Bu enstitülerin programlarında 3 zümre derse "eşitlikle" yer verilmelidir. Ders saatlerinin 1/3'ü genel psikoloji, tasavvuf ve din psikolojisi ile felsefe, kelâm ve sosyoloji derslerine ayrılmalıdır. Öbür üçte birinde tefsir, hadis, fıkıh ve hukuk dersleri ile metodoloji ve dinler tarihi okutulmalıdır. Geri kalan üçte birinde ise Kur'an ve Arapça ile bir Batı dili mutlaka öğretilmelidir"(10)  

Kaynakça:  
1)Nurettin Topçu, Türkiye’nin Maarif Davası, Dergah yayınları
2)Nurettin Topçu, Türkiye’nin Maarif Davası, Dergah yayınları
3)Nurettin Topçu, Türkiye’nin Maarif Davası, Dergah yayınları
4)Nurettin Topçu, Türkiye’nin Maarif Davası, Dergah yayınları
5)Nurettin Topçu, Türkiye’nin Maarif Davası, Dergah yayınları
6)Nurettin Topçu, Türkiye’nin Maarif Davası, Dergah yayınları
7)Nurettin Topçu, Türkiye’nin Maarif Davası, Dergah yayınları
8)Nurettin Topçu, Türkiye’nin Maarif Davası, Dergah yayınları
9)Nurettin Topçu, Türkiye’nin Maarif Davası, Dergah yayınları
10)Nurettin Topçu, Türkiye’nin Maarif Davası, Dergah yayınları

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr