• BIST 93.287
  • Altın 213,698
  • Dolar 5,4738
  • Euro 6,1921
  • İstanbul 10 °C
  • Adıyaman 8 °C
  • Ankara 3 °C

ÖĞRENCİ ANDI DİĞER MİLLETLERİ RAHATSIZ EDİYOR

ÖĞRENCİ ANDI DİĞER MİLLETLERİ RAHATSIZ EDİYOR
Ülkemizdeki 20 milyon Kürt çocuğuna ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ dedirtip yalan söyletmekten hiç kimse kazançlı çıkmayacağı gibi tam tersine yalancı ve ırkçı gençlerin yetişmesine sebep olacaktır.

80 yıldır çocuklarımıza okutulan ve içeriğinde hiçbir maneviyatı barındırmayan bu şoven ve militarist metin çocuklarımıza hiçbir katkı sağlamamıştır.
Ülkemizdeki ilköğretim okullarında her sabah derse girmeden önce öğrencilere okutulan "Öğrenci Andı" dönemin Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip tarafından hazırlanarak, 10 Mayıs 1933 tarihli Milli Talim ve Terbiye Heyeti kararıyla uygulamaya konulmuştu. Tam 39 yıl boyunca ilkokul çağındaki bütün çocuklara dayatılmak suretiyle zorla okutuldu. 1972 yılında metinde bazı değişiklikler yapıldı. 1997 ve 2012'de de değişikliğe uğrayan "Öğrenci Andı", Milli Eğitim Bakanlığının 8 Ekim 2013 tarihli İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde yapılan değişikliğe kadar tam 80 yıl boyunca okutulmaya devam edildi. 2013 yılında kaldırıldığına dair karar Resmi Gazetede yayımlandı. Bu sayede okullarda bir daha okutulmaması resmileşmişti. Öğrenci Andının kaldırılması bazı kesimlerin hoşuna gitmedi ve Danıştay'a itirazlarda bulunuldu.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da, önceki hafta okullarda öğrenci andının okunmasını kaldıran yönetmeliğin iptali istemiyle açılan davayı, davacının ilköğretim çağında çocuğu bulunmadığı gerekçesiyle "ehliyet yönünden" reddeden daire kararını bozdu. Tek gerekçe davacının ilkokulda okuyan çocuğunun olmamasıydı. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, buna karşın öğrenci andının ilköğretim okullarında okunması uygulamasını kaldıran yönetmeliğin iptali istemiyle dava açmak için "Türk vatandaşı" olmanın yeterli olacağına karar verdi. Yani kaldırılmasını istemek için çocuğunun ilkokulda okuması şartı getirilirken geri getirilmesinde böyle bir şart aranmadı ve ırkçı zihniyet tarafından dayatılan Öğrenci Andının okullarda okutulmasının önü yeniden açılmış oldu.
Danıştay'ın bu kararı her kesimden insanın büyük tepkisine neden oldu. İnsanları ayrıştıran ve özellikle dinimizin hiçbir şekilde kabul etmediği ırkçı söylemlerle dolu olan Öğrenci Andı, toplumun neredeyse tamamını rahatsız etti. Daha önce aralarında sozkonusu Öğrenci Andı ile birlikte birçok yanlış uygulama zamanla ülkede Türkiye düşmanları yetişmesine neden olmuştu.
KİN VE NEFRET DOLU GENÇLER YETİŞİYOR
Her sabah “Ne Mutlu Türküm Diyene” demek zorunda bırakılan milyonlarca Kürt ya da başka etnik kökenden olan insan, zamanla kin ve nefretle dolmaya başladı. Kürt çocuklarına “Ne Mutlu Türküm Diyene”  dedirtmek, Türk olmayan birine Türklüğün mutluluk getirdiğini söyletmek ona kendisini zorla aşağılatmaktan öteye gitmez. Bunu devletin eliyle yapmaya çalışmak ise düşmanlık doğurur. Ne “Ne Mutlu Türküm Diyene” diyen Kürt mutlu olur ne de Türklük yücelir. Kürt olduğunun bilincinde olan çocuğa, “Bak Türk olmak bir ayrıcalıktır, yüceliktir” derseniz o da size nefretle bakar. Resmen “Kast” sistemini uygulamış olursunuz. Her sabah karşılaşılan bir sınıflaşma ve ayrımcılık dini değerleri tamamen ortadan kaldırır.  İslamiyet'ten uzak, hayatını kendi kimliğini ispatlamak üzerine kuran, kendi kimliğini hor görüp dışlayanları düşman olarak gören bir toplum yetişir. Aynı sırada oturan çocuklardan birini Kürt, diğerini ise Türk olarak etiketlersiniz. Zamanla birbirlerine karşı ırksal bir üstünlükleri olduğunu ispatlamaya çalışırlar. Bu da aralarında çatışmaya neden olur. Biri “Ne Mutlu Türküm” derken diğeri ise “Ne Mutlu Kürdüm” demeye başlar. Dinin hakimiyeti ortadan kalkar ve çeteler, örgütler oluşur. Bunların sonucunu ise 12 Eylüllerde, 28 Şubatlarda görürüz. Bu kadar vahim sonuçları olur. Dikkat ederseniz dini kullanan FETÖ temelleri Türkçülük üzerine kurulmuş, terör örgütü olan PKK'nın ise Kürtçülük üzerine kurulmuştu. Birçok insanın dikkatinden kaçsa bile Türkiye'de bunun böyle olduğunu bilen çok sayıda insan vardır. Her ikisi de ırkları kullanarak Türkiye'de uzun süre ilerledi ve büyüdü. Ta ki biri çıkıp her ikisine de dur diyene kadar.
NİFAK TOHUMLARINI EKMEYE ÇALIŞIYORLAR
Şimdi o tohumları yeniden yeşertmeye çalışıyorlar çünkü ne denedilerse ülkeyi bölemediler. Düşünüp taşındılar ve bizi eski karanlık günlere döndürmeye çalışıyorlar. ABD otur derse oturur, kalk derse kalkardı. Bütün Müslüman ülkeleri de kendimize düşman etmiştik. Zayıftık, korkaktık, bağımlıydık. Son yıllarda yükselen bir güç haline geldik. PKK bitti bitecek. ABD parmak sallayamıyor. Onlara gereken dersi her alanda veriyoruz. Müslüman ülkeler bizi lider olarak görüyor.
YOKSA ÜMMET OLAMAYIZ
Bütün Müslüman ülkelere biz sahip çıktık. Bunun nedeni birliğimizdi. Türk ve Kürt kavramının artık ayrılık sebebi olarak görülmemesiydi. Ümmet olmamızdı. “Biz Kürtlere şunu yaptık”  anlayışının yerine “Biz Doğu'ya, Güneydoğu'ya bunu yaptık” anlayışının gelmesiydi. Ufak bir cümle bile birliği pekiştirirken milyonlarca Kürt çocuğuna “Ne Mutlu Türküm Diyene” dedirtmek hangi akla hizmet ediyor, bu soruyu bir de kendinize sorun.
Ülkemizin bölünmez bütünlüğü için Kurtuluş Savaşı olsun, Çanakkale Savaşı olsun cephede düşmana karşı; Türk'ü, Kürd'ü, Laz'ı, Çerkez'i, kısacası bu topraklar üzerinde yaşayan tüm etnik unsura mensup milletimiz omuz omuza savaşıp can vermedi mi? Şimdi neden sadece Türk olan mutlu oluyor, diğerleri neden mutsuz? Bu apaçık bir ayrıştırma değil midir?
ANAYASAYA GÖRE KANUN ÖNÜNDE HERKES EŞİT
Anayasamızın 10. maddesinde " Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." denildiği halde neden Türk ırkına ayrım gözetilmektedir.
Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır sözünden hareketle, hepimizin gururla dile getireceği milli değerimiz Türkiye Cumhuriyetinin onurlu ve şerefli bir vatandaşı olmamızdır. Soy ağacı bakımından nasıl Türkler Orta Asya'dan göç edip gelmiş ise diğer ırklar ya daha eski tarihlerde bu coğrafyada yaşamışlar ya da Türkler gibi daha sonra göç ederek bu toprakları vatan edinmiştir.
Şimdi, yukarıdaki ifademizden hareketle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her bir ferdimizin bu ülkenin dini, manevi ve milli bütün değerlerini yaşatma ve o değerleri her zaman yüceltme çabası içinde olması gerektiğidir. Asla ayrımcılık yapmak gibi bir niyet içerisinde değiliz. Türk'ü, Kürd'ü, Laz'ı, Çerkez'i nasıl kanunlar önünde eşit sayılır diyorsanız, o zaman bir hukuk düzeninde mevcut olan, anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik gibi normlar birbirlerinin aksi bir ifade içermemesi gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 12. maddesinin içeriğinin Anayasanın 10. maddesinin içeriğine ters olduğunu anlamak için hukukçu olmaya gerek yok.
İNANÇ BOYUTU
Bizim yaşamımıza yön veren yüce kitabımız ve sevgili Peygamber Efendimizin örnek yaşantısı değil midir? Öğrenci andı meselesinin esasen incelenmesi gereken boyutu inanç boyutudur. Yüce kitabımızda Hucurat suresinde Allah (c.c) "Mü'minler ancak kardeştirler." buyuruyor, sevgili Peygamber Efendimiz veda hutbesinde “Allah indinde en şerefliniz takvaca en ileri olanınızdır. Arap'ın Arap olmayan (acem) üzerine bir üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da Arap üzerine bir üstünlüğü yoktur. Siyah derili olanın beyaz derili üzerine bir üstünlüğü yoktur, beyazın da siyah derili üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takva iledir.” İfadeleri ile insanların eşitliğini anlatıyor. Tüm değerlere ters düşen Öğrenci Andındaki "Ne mutlu Türküm diyene!" ibaresi neden halkımıza ve gerekli mercilere anlatılmıyor.
ÖĞRENCİ ANDI DİĞER MİLLETLERİ RENCİDE EDİYOR
Adli makamlar, idari makamlar, sendikalar bu konuda görüş beyan ederken, öğrenci andı metni içeriğinin ayet ve hadislere ters düştüğünü hatta Türk milliti hariç diğer vatandaşlarımızı rencide ettiği neden yeterince anlatılamıyor. Diyanet İşleri Başkanlığımızın ayet ve hadisler ışığında bu konuda yapacağı her türlü bilgilendirme ve açıklama bu hassas konuya açıklık getirerek nihai çözüme kavuşturacaktır.
Ayrımcılığın veya bir ırkı üstün tutup diğerini ona adeta köle veya kurban gibi gösteren "Varlığım Türk varlığına armağan olsun." ifade ise kabul edilir gibi değil. Çünkü burada kardeşlik duygularını köreltme var. Yetişen yeni neslin kardeşlik duyguları böyle söylemlerle köreltilmemeli.
Her açıdan güçlenmekte olan ülkemizin önü karanlık ve gizli odaklar tarafından kesilmek istenmektedir. Son olarak tamamen şoven ve militarist bir metin olan Öğrenci Andının tekrar okutulmasının önü açılmış oldu. Ülkemizin birlik ve bütünlüğünü hedef alan her türlü girişim karşısında milletimiz son derece hassas olmalıdır.
 KAHTA BEYAN

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • 40 ÖĞRENCİ İLE BAŞLADI 40 KÖY İLE DEVAM EDİYOR18 Eylül 2018 Salı 16:51
  • MİLYONLUK PROJE KADERİNE TERK EDİLDİ10 Eylül 2018 Pazartesi 12:06
  • BADEM ÜRETİCİLERİ HASATTAN MEMNUN31 Ağustos 2018 Cuma 20:13
  • Kahtalı Vatandaşlardan Devlete ve Hükümete Tam Destek20 Ağustos 2018 Pazartesi 14:12
  • Narinceliler Derneği 7. Eğitim Yardımı İçin Kolları Sıvadı17 Ağustos 2018 Cuma 15:26
  • Harçlıklarıyla Aldığı Altını Bozdurdu15 Ağustos 2018 Çarşamba 10:09
  • Müftülükten Destek İstedi02 Ağustos 2018 Perşembe 13:51
  • Acil Tıp Uzmanından Sürücülere Uyarı12 Temmuz 2018 Perşembe 14:53
  • KİM NELER VAAT EDİYOR14 Haziran 2018 Perşembe 14:25
  • MUM IŞIĞINDA İFTARINI AÇIYORLAR04 Haziran 2018 Pazartesi 16:26
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr