• BIST 108.518
  • Altın 153,390
  • Dolar 3,8429
  • Euro 4,5142
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 7 °C

Okuyalım ama nasıl?

Abdullah YEKTA

Okuduğumuz yazının, okuduğumuz derginin veya kitabın vermeye çalıştığı düşünceyi doğru okumak ve doğru anlamak gerekir.  Okuduğumuz metni, zihin arka planımıza göre okumamak gerekir. Kitaptan ne veriliyorsa, okuduğumuz paragrafta ne anlatılıyorsa onu anlamaya çalışmalıyız.      

Önceden kurgulanmış sabiteleri olan bir zihne sahip kişinin okumaları objektif olamaz. Zira o kişi okuduğu satırlar arasında kendi söylemlerini-sabitelerini ispatlayacak delilleri aramaya çalışır. Okuduğu metnin ne anlattığı onun için önemli değil. Düşüncesine ne kadar destek bulduğu önemlidir. 

Nitekim mezhepler, fırkalar, cemaatler ve yine bunların alt grupları farklı okumalardan meydana gelmişlerdir. Herkes kitabı anlamak istediği gibi okumuş, görmek istediği gibi anlamaya çalışmıştır. Kitabın nasıl okunması gerektiği onlar için pek de önemli olmamıştır. Bu insanlar için önemli olan  kitabın, onların iddialarına ne kadar destek olduğudur.  Kendilerini haklı çıkaran kaç tane ayet veya hadis bulabilirler? Onlar için asıl önemli olan budur.           

Böyle bir okuma biçimi ‘gerçeği’ keşfedemez. İnsanın inançlarından ve düşüncelerinden tamamıyla soyutlanması düşünülemez ve bu mümkün de değildir. Fakat okuduğu metni doğru anlayabilmek için hakikati anlamaya engel olan önyargılardan da soyutlanmak gerekir.  Okuduğun metne veya düşünceye katılmıyor ya da beğenmiyorsanız; alışık olduğunuz düşünce, fikir ve hatta inançlarınıza da aykırı olduğunu görseniz önce o düşünceyi iyice okumalı ve anlamalısınız.  Muhatabın tezini, gerekçelerini ve mümkünse arka planını anlamaya çalışmalıyız.

Bir insanı, bir fikri anlamadan eleştirmek karanlığa taş atmaktır. Taşları elimize almadan önce karşımızdaki insanı veya fikri doğru bir şekilde anlamalıyız. Yoksa hem kendi dünyamıza ve hem de muhatabın dünyasına zarar vermiş oluruz. Şayet metni henüz anlamamış isek o zaman yapmamız gereken sabırla ve sükûnetle doğru bir şekilde anlamaya çalışmaktır.

Okuduklarımıza hemen müspet veya menfi tepki vermeyelim. Muhatabın tezini anlamadan önce tez üretmeye çalışmayalım. Dinlediğimiz düşünceyi, okuduğumuz yazıyı;  içinde olduğumuz tartışma ortamı ne olursa olsun önce konuyu iyice anlayalım. Çünkü tartışmadan önce araştırma ve anlama şarttır. Kişi tam kanaat sahibi olduğu derecede, öğrendiği fikir ve düşünceleri daha net ve kendisinden daha emin bir şekilde konuşur ve anlatabilir. Hele muhatabı iyice anlamadan onu yargılamak çok sakıncalıdır. Çünkü gören göz, işiten kulak ve hisseden kalp;  gördüğünden, işittiğinden ve hissettiğinden sorumludur.

Selam ve dua ile…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr