• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 18 °C

Omurgasız Siyaset

Abdullah YEKTA

 İlkesiz ve omurgasız siyasette, dün dündür, bugün bugündür. Maskelerin rengi dahi her gün değişiktir. Dün ilah gibi karşısında itibar edilenler bugün pekâlâ şeytan diye taşlanabiliyor. Dün şeytan diye taşlananlara, bugün bir kurtarıcı gibi itibar edilebiliyor. İlkesizliğin hâkim olduğu ortamlarda bunlar normal, alelade şeyler sayılır.

               

Bir zamanlar ‘İslamcı, Müslüman ve Şeriat’, eroin ve esrar gibi kaçınılan kavramlardı. Yetmişlerde, seksenlerde bir yerlere mesaj vermek için İslamcılara küfredenler, Refah Partisinin yükselişiyle birlikte bu partiye ve onun bir devamı durumunda olan Ak Parti’ye akın etmeye başladılar. Bu ilkesiz siyasetçiler komünist partisi menfaat kapısı olsaydı, oraya da koşarlardı. Çünkü menfaatin dini yoktur. Daha yakın zamanlarda Kürtlerin varlığından bahsedenlere, “Siz PKK tarafından kandırılmış insanlarsınız, Kürt diye bir ırk yok, onlar dağ Türkleridir.” diyenler bugün “Oyumuz Kürt partisine” diyorlar.

               

Ne oldu, kısa sürede ne oldu da insanlar bu kadar değiştiler? İnsanlarımız bilinçlerini mi kaybettiler? Siyasi partilerimiz çok mu başarılıdırlar ki, insanların kanaatlerini değiştirebiliyorlar ve insanlar kendilerine doğru akın etmektedirler?

               

Batı’da siyaseti tam olarak müşahede etme imkânımız olmadı fakat doğuda her zaman feodalizm hâkim olmuştur. Toprak ağaları, sermaye sahipleri hangi tarafta iseler tebaaları, aşiretleri de o tarafta olmuştur. Yine güç ve sermaye nereye giderse insanlarımız da oraya koşmuşlardır. Ak Partinin en büyük-tarihi hatası büyüme adına,  Doğu ve Güneydoğu’da feodal yapılara tutunması ve Ak Partinin teşkilatlarını ağalara, şeyhlere ve feodal yapılara teslim etmesiydi. Refah Partisinin bu konudaki yanılgısından ders çıkaramadı.

               

HDP içerisindeki feodal yapıları, toprak ağalarını görmedi. Belki de görmek istemediler. Geçmişte, Doğu ve Güneydoğu’da ağalara, şeyhlere ve sermaye sahiplerine selam verenlere kurşun sıkanlar, bugün kendileri ağa, şeyh ve sermaye sahiplerini baş tacı edip, aşiret reislerine katılım törenlerini düzenleyebiliyorlar. Belki yarın, bu parti, daha öncekilerin acı tecrübesini yaşayabilir. Acı olan şudur ki, daha düne kadar feodal yapıları ve sermaye sahiplerini şeytan diye taşlayanlar, bugün aynı yapılar karşısında el-pençe durmaya hazırlanıyorlar.

               

Eskiden “Kral öldü, yaşasın yeni kral!” söylemi hâkimdi. Bugünün dünden farkı yok. Hz. Musa İsrailoğullarını Firavun’un zulmünden kurtarıp Filistin’e doğru götürürken, köleliği içselleştirmiş olan İsrail oğulları Musa’ya  “Sen bizi bu çöle getirdin, biz kime hizmet edeceğiz” demişlerdi. Yirmi birinci asırda halkların refahı için, en iyi demokrasi ve yönetim arayışları içinde olan dünya bir yana, feodal yapılara boyun eğmek için hazırlanan insanlarımız bir yana. Sanki tarh tersine gidiyor.

               

Sömürülme ve kölelik psikolojisinden henüz kurtulamadık. Oysaki ezilmişler ve mazlumlar yerlerinde otursalar ve kendi kıymetlerini bilseler yeryüzünün önderleri olurlar. İnsan yeryüzüne köle olarak değil,  halife olarak gelmiştir. Bugün modern toplumlarda siyasetçi toplumun efendisi değil, hizmetkârıdır.   Hangi parti olursa olsun, bize patronluk, beylik edecek efendileri değil, hizmet edecek insanları seçmemiz gerekir.

               

İlkeli, onurlu, insanî ve akıllıca bir siyasetin olduğu günlere kavuşmak umuduyla, hoşça kalın.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr