• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 18 °C

Ortadoğu: Cadı Kazanı

Abdullah YEKTA

Bugün büyük devletlerin her birisinin Suriye’de desteklediği bir örgütü vardır. Ayrıca bu örgütlerin karar mekanizmaları bütünüyle kendilerini destekleyen devletlerin elindedir. İstisnaları var mı bilmiyorum fakat hiçbir örgüt elindeki silahı bırakma özgürlüğüne dahi sahip değildir. Birbirlerine karşı savaşan örgütler, kendilerini kullanan devletlerin emriyle el sıkışabiliyor. Kim kime karşı savaşıyor, belli değil. Tek bildiğimiz bir şey var, o da bu örgütleri kullanan bütün ülkelerin var güçleriyle Türkiye’nin aleyhine çalışıyor olmalarıdır. Sözde Türkiye’nin müttefiki olan ülkeler bugün gizli düşman olmuşlar. Türkiye’nin bağlı olduğu ittifaklar bugün Türkiye’nin yabancısı olmuş. 1979’dan bu yana her platformda,  özellikle Ak Parti iktidarı döneminde Türkiye’nin kendisine yardım ettiği İran; Suriye ve Rusya’dan daha sinsi davranabiliyor. 

ABD’nin, PYD’ ye vermiş olduğu silahlar bugün Güneydoğuda PKK tarafından Türk askerine karşı kullanılıyor. IŞİD saldırdığı zaman, kendisine en çok sosyal yardımda bulunan Güneydoğulu Kürtler, bugün en çok PYD tarafından mağdur edilmişlerdir. PKK’nın bir türevi olan PYD, IŞİD ile olan çatışmasında tünel kazma, evlerin kullanma biçimi, kendilerine destek vermeyen Kürtlerin öldürülmesi ve sürgün edilmesi gibi taktikler aynen PKK tarafından Güneydoğuda uygulanıyor.

Bugüne kadar Kürtlere en çok zülüm eden devlet şimdiki Suriye rejimi olmasına rağmen, PKK ve onun türevi olan PYD bu rejime tek kurşun bile sıkmış değildir. İç savaşın başlangıcında karşıymış gibi davrandı fakat bu son zamanlarda Esed rejiminin en iyi müttefikleri durumuna gelmişlerdir. Suriye rejimi daha önce de Kürtlere çok ayak oyunu yapmış bir rejimdir. Bugüne kadar Suriye’deki Kürtlerin bir kimliklerinin dahi olmaması, bu rejime hiçbir kere güvenilemeyeceğinin bir belgesidir.

PYD-IŞİD çatışması, Amerikan’ın öncülüğünde en son yapılan anlaşmalardan sonra göstermelik bir hal almıştır. Sembolik olarak, savaşıyor gibi gözüküyorlar. Suriye gizli servisi, Türkiye’de, IŞİD ve PYD eliyle bombalama eylemlerini gerçekleştiriyor. PKK, birçok eylemini, kendilerine IŞİD militanı süsü verilmiş eylemciler tarafından yaptırıyor. PKK’lıların elinde sahte IŞİD kimlikleri bulunabildiği gibi IŞİD militanları denilen eylemcilerin kimlikleri de HDP yöneticilerinden çıkabiliyor.

ABD ve Rusya’nın IŞİD’e karşı olduğu artık bir yalandan ibarettir.  İran ve onun güdümünde olan Lübnan Hizbullah’ı de yine aynı şekilde Suriye rejiminin bekası için savaşmaktadır. Bugün İran, Suriye’de IŞİD’e karşı savaşmıyor, Amerikan tanklarıyla mazlum insanlara karşı savaşmaktadır.

Amerika, Suriye savaşının bir an önce bitmesini istemiyor. Bunun sebebi de rejim muhaliflerine güvenmemesinden değil, PKK ve PYD’nin bölgede güçlenmesini ve PYD eliyle Suriye’de göstermelik bir Kürt devletini kurma planını yapmaktadır. Amerika, Suriye meselesinde her zaman Türkiye’ye karşı gizli planlarını yürütmeye çalışmıştır. Bir türlü dost olamamıştır. Bir Müslüman olarak da zaten bunu beklemiyoruz. Amerika’nın Suriye’de Türkiye’ye karşı oynadığı ikiyüzlü politikası günbegün deşifre olmaktadır. En son PYD’yi Ankara’da gerçekleştirdiği terör eylemlerinden dolayı kınamaması, “Biz PKK’yı terör örgütü olarak kabul ediyoruz ama PYD’yi terör örgütü olarak görmüyoruz.” gibi sözleri, bu ülkenin Türkiye ile olan dostluğunda ne kadar derin bir çelişki içerisinde olduğunu göstermektedir. ABD, AB ülkeleri, Rusya ve İran; adalet, doğruluk ve insanlık sıfatlarını kaybetmişlerdir. Hele İran ve onun güdümünde olan Hizbullah İslamî olma sıfatlarını de kaybetmişlerdir.

Bütün bu olanlar, ülke olarak Türkiye’nin kuşatılmış olduğunu göstermektedir. Suriye ve Irak’taki iç savaşı sınırlarımızın içine çekmek isteyen güçler PKK, PYD, HDP ve Türkiye’deki bütün sol örgütleri kullanarak hedeflerine ulaşmaya çalışmaktadırlar. Gezi olaylarında olduğu gibi bugün de Türkiye’yi yöneten iradeye karşı topyekûn bir savaş söz konusudur. Kuşatılan bir Türkiye vardır. Yönetenlerin yanlışlarına karşı her birimizin mutlaka itirazları vardır, fakat itirazlarımız var diye gidip düşman saflarına katılıp kendi ülkemize karşı savaşmamız gerekmiyor.

Turgut Özal döneminden bu yana bütün siyasi liderler terörü bitirmek için PKK ile samimi bir şekilde irtibata geçti. Ak Parti’nin başlattığı çözüm sürecine kadar bütün girişimler başlamadan bitti. İktidardaki gücünü kullanarak çözüm masasına oturan Ak Parti de maalesef oyuna getirildi. Ülke menfaati için siyasî hayatlarını dahi riske eden Ak Partililer domuzla beraber yatmanın, insanı ne kadar kirleteceğini hesaplayamadılar. Yaptıkları yanlış mıydı? Elbette ki hayır, o yolun da denenmesi gerekliydi. Çözüm süreci ve sürecin bitirilmesinde hükümeti suçlayanlar, ülkenin sorunlarını çözmek için hiçbir çözümleri olmayan kimselerdi. Hükümet çözüm süreci ile uğraşırken PKK ve PYD,  Amerika’nın kendilerine sağladığı imkânlarla Güneydoğuda gizliden gizliye isyan hazırlıklarıyla uğraşmışlardı. Her zaman karşıdakinin sözüne güvenmek iyi bir şey değil fakat çözüm sürecinde hükümetin PKK’ya bir nebze inanması suç değil, iyi niyet kabul edilmelidir. Burada sözüne güvenilmeyen sözde Kürtler adına hareket eden PKK çıkmıştır.

Emperyalist güçler hiçbir zaman bu bölgede huzuru istemez. Bundan yüz sene önce bölgeyi nasıl karıştırıp bozmaya çalıştılarsa bugün de aynısını yapmaktadırlar. Bizim dışımızdakiler her türlü oyuna başvurabilirler. Fakat bu bölgede yaşayan, bu ülkenin havasını teneffüs eden, suyunu içen herkes aklını başına almaz ve oynanan her oyuna kanarsa hep beraber kaybederiz. Yarın birbirimizin yüzüne bakma cesaretini dahi kendimizde bulamayacağız. Özgürlükler açısında geldiğimiz nokta birçok batı ülkesine göre daha iyi bir yerdeyiz. PKK ve sol örgütlerin kendilerine savaş açmış oldukları İslamcı kadroların gerçekleştirdikleri yenilikler sayesinde yetmişli ve seksenli yıllara göre çok daha iyi yerdeyiz.

Başımızdaki terör belasından kurtulmak dileğiyle selamette kalın.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr