• BIST 108.645
  • Altın 154,531
  • Dolar 3,8286
  • Euro 4,5258
  • İstanbul 14 °C
  • Adıyaman 10 °C
  • Ankara 1 °C

Özel Anların Tanıkları

Ahmet İNAN

 Bazı dönemlerde hayatımıza girip kalıcı iz bırakan ve ömrümüz boyunca unutamadığımız kişiler veya anlar olur. Hayatımıza tanıklık eden bu kişiler sadece bir an için hayatımıza girer, duygu veya fikir dünyamızda bizi adeta büyüleyen, etki uyandırıp bir daha karşımıza çıkmazlar. Aslında onları daha önce görmüşlüğümüz yoktur. Ömrümüz boyunca onları bir daha da görmeyiz belki.  Bu insanlar tümüyle yabancıdırlar. Ne dillerini ne ülkelerini ne yaşadıkları şehirleri ne de inançlarını biliriz aslında. 

Hâlbuki zaman zaman dostluk kurduğumuz kişileri, en yakın arkadaşlarımızı akrabalarımızı dahi unutabilir ya da çok nadir hatırlarız ama söz konusu insanları hayatımız boyunca unutmayız. Ne zaman onlarla benzer bir durum ortaya çıksa hemen o kişiler gözlerimizin önüne gelir. Bir an bizi farklı dünyalara götürür. Bu kişiler bizim için özel anların kahramanlarıdır. Bizim duygu veya fikir dünyamızın perdesine hoş bir izlenim bırakan bir gölge gibidirler. Onlar bunun farkında olur mu bilmem ama bizi çok etkilediklerinden eminim.

Bununla ilgili olarak Nazan Bekiroğlu Mısır’la ilgili bir anısında şöyle diyor;  “Mısır’da şu an ismini, unvanını, saltanatını hatırlamadığım, kim bilir kaçıncı sülâleden kaçıncı firavunun mezar odasında, taş lahit kapağı üzerindeki kabartma elin bumbuzluğuna elimin sıcaklığını bıraktığım anın tanığı olan turist.”  Bu şekilde hayatımıza bir an için tanıklık eden çok az sayıda insan vardır. Sözlerinin devamında şöyle diyor Nazan Bekiroğlu:

“Sadece bir ana tanıklık etmek midir onların önemi?

Bir yerlerde söylemiş olmalıyım. İki tren. Karşılıklı. Son hızla. Geçişirken. İki pencere. Birinde siz. Diğerinde o.

Kimdir? Bilmezsiniz. Bir an. Sadece bir an.

Bir görüntü. Sizden ona. Ondan size. Çok değersiz gibi.  Ama. Kimin bilincinde görüntü, kimin perdesinde gölge, kimin rüyasında hayalsiniz? Bunu düşününce.”

Bir düşünün, sizin de hayatınızda çok önemli bir ana tanıklık eden çok az sayıda insan olduğunu görüsünüz. Yıllar öne bir soğuk kış günüydü. Küçücük bir dilenci çingene kızı. Saçları dağılmış, üstü başı perişan, yazın dahi giyilmeyecek incecik kıyafetler içinde soğuktan büzülmüş, ayağında yırtık bir çift terlik. Soğuktan yanakları morarmış. Belli ki dilenmeye zorlanmıştı. İncecik parmaklarıyla soğuktan morarmış elini uzatıp ‘abi bir ekmek parası’ diyerek dünya yükü altında ezilmiş, hüzün dolu bakışlarıyla gözümün içine bakmıştı. Bense bir an için dalıp gitmiştim. Onun hayatına bir anlam bulamamanın çıkmazı içindeydim. Bir taraftan da ona merhamet ediyordum. O küçücük çingene kızı hayatımın sadece bir anına tanıklık etti ve onu bir daha göremedim. Ama ne zaman bir kış günü bir dilenci görsem hep o küçücük dilenci çingene kızını hatırlarım. Kader onu bir an için karşıma çıkarmıştı. O benim bir anıma tanıklık etti. Bense onun bir anına tanıklık ettim.

Hayatının anlamını kavramak için yaşama samimiyetle bakmak ve her ne olursa olsun hayatı ikiyüzlü görmemek lazım. Varsın aldanan biz olalım. 
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr