• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

Özgür Çocukların Eğitimi

Bilal AKGÜL

                                            

           

Gazali  kendi döneminde İslam düşüncesinin halka berrak bir şekilde anlatılmasının önünde gördüğü engellerle ciddi bir mücadele içine giren bilginlerimizden biridir.  Zamanının medreselerinde önemli görevler alan Gazali’nin eğitimle ilgili yaptığı tanımlama dikkate değerdir. Ona göre eğitim,’yabani ısırgan otlarını ayıklayan bir bahçıvanın faaliyeti’ne benzer. Bahçe ne kadar ideal özelliklere sahip olarak alınırsa alınsın, yabani ısırgan otları ayıklanmayan bir bahçe asli özelliklerini kısa sürede kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır.

           

Çocukların zihinsel ve karakter gelişiminin önemli bir kısmının 0-6 yaş arasında tamamlandığı  okul öncesi eğitimin kişinin hayatındaki yeri inkar edilemez bir öneme sahiptir. Eğitim ile ilgili tartışmaların eksik olmadığı ülkemizde okul öncesi eğitim ile ilgili yapılacak değerlendirmelerin eğitimin kalitesine önemli katkılar sağlayacağı aşikardır.

           

Konuyla ilgili Maria Montessori’nin  geliştirdiği, çocuklara ceza ve mükafat prensipleri olmadan, onların kişilik ve karakterlerine özen gösterilerek uygulanan Montessori Eğitim Sistemi, akademik araştırmalarda dünyanın en başarılı eğitim sistemi olarak kabul görmüştür. Bu sistemin temelinde ‘çocuğun ritmini bozmadan eğitim alması’ yer almaktadır. Fıtri yeteneklere sahip olan çocuğa verilecek eğitimin potansiyeli keşfeden ve işleyen bir fonksiyona sahip olması bu sistemin olmazsa olmazı olarak görmek mümkün.

           

Montessori’nin Roma’da açtığı ‘Çocuklar Evi’yle eğitim hayatında bir devrime kapı aralar. Burada çocuklara günlük hayatla ilgili uygulamalar yaptırır ve çocukların bu işi büyük bir zevkle yaptığını gözlemler.

           

Amerika’da 1911 ‘de açılan ilk Montessori Okulu’nun felsefi temeli, insan doğasına müdahil olmadan, ‘normalleşme’sine imkan tanımayı hedef alıyor. Ailenin çocuğa boş bir levha gözüyle bakıp, kendi istekleri doğrultusunda doldurmaları ,çocuğun normal gelişimini olumsuz etkilemekte, bağımlı bir kişiliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Uygulanacak  sistemin merkezinde varolanın hasara uğramadan işlenmesinin ortamını yaratmak olmalıdır.

             

Çocuk,  yaparak ya da değişik uygulamalarla hayatı tecrübe ettiğinde öğrenme daha zevkli ve buna paralel olarak öğrendikleri daha kalıcı oluyor. Aslında normal bir çocuk, disiplinli bir çalışma düzenine sahip olan, iradesini kontrol edebilen kendisiyle barışık bir yapıdadır . Montessori Metodu ise ,çocuğun bu halini muhafaza ederek, kendi kendisine yapmasına olanak vererek karar almasında serbest bırakır  ve onun’kendim yapabilmem için bana yardım et’’ çağrısına kulak verir. Bir boyutuyla çocuğa işini kendisi  yapabilmesi  konusunda  rehberlik  yapılması...

           

Montessori Metodunun  özelliklerinden biri de çevre faktörüdür. Çevrenin çocuğun kendini ifade etmesine kolaylık sağlayacak özellikte olması elzemdir. Ortamın cansız bir eğitmen olduğunun gözönünde bulundurulması  bu anlamda önemlidir. Çevrenin çocuğun ilgisini çekebilecek tarzda hazırlanması, engellere takılmadan doğasına göre hareket etmesini kolaylaştıracak, bu da kişiliğinin oluşmasına  olumlu katkı sağlayacaktır.

Bu metotta öğretmenin rolü de mevcut  öğretmen algısından farklılık arzetmektedir. Montessori’ ye göre öğretmenin görevi sadece çocuğa nesne göstermekle sınırlıdır. Dolayısıyla her çocuk kendi gelişim planını özünde bulundurur.

           

Çocuk herhangi bir işi yapmaya başladığında, süreçle ilgili kendi kendine karar vermekte, dikkatini yoğunlaştırmakta ve bu şekilde problem çözme becerisi kazanmaktadır. Öğretmenin görevi problem çözmenin safhalarında öğrenciye rehberlik yapmaktır.

Montessori’nin sisteminde çocuk, bireysel bir  eğitim içinde, kendi öğrenme hızı, yetenekleri, kişisel gelişimi doğrultusunda  eğitim alır. Bunun sonucunda çocuklar özgüveni yüksek, kendi başına karar alabilen, yüksek motivasyon-dikkat düzeyine ulaşabilen, sosyal bireyler olurlar.

Kaynak: Montessori Metodu, Eylem Korkmaz, Alfa Yayıncılık
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr