• BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • İstanbul 26 °C
  • Adıyaman 19 °C
  • Ankara 15 °C

PARTİLERİN SORUNLARI

Y.YAVUZYILMAZ

Kuşkusuz siyasal partiler demokratik yaşamın olmazsa olmaz kuruluşlarıdır. 2019 yılında yapılacak olan Belediye ve Başkanlık seçiminde partilerin tutumları çok belirleyici olacaktır.

Ak Parti şu an itibarıyla Türkiye’nin en güçlü partisi olma özelliğini koruyor. Buna karşın, Erdoğan’ın da dediği gibi partinin önemli sorunları var. Ak Partinin en büyük sorunu, Erdoğan sempatisini kullanarak kendi kişisel çıkarlarının peşinden koşan partililerdir. Bu kişiler hem Erdoğan'ı kullanarak kendi çıkarlarını sağlıyor, hem de davranışlarıyla Erdoğan'ın altını oyuyor.
Bütün Anketler Erdoğan'ın desteğinin Ak Partinin önünde olduğunu gösteriyor. Erdoğan'ın geleceğini, partisinin içinde gizlenmiş parazitlerin temizleme azmi ve kararlılığı belirleyecektir. Kuşkusuz bu mücadele yüzde yüz başarılamaz. Ancak bu yöndeki çaba Erdoğan'a destek olarak dönecektir.

Bütün eksiklerine karşın ki, bu eksiklikler eleştirilmelidir, Ak Partinin bürokratik elitizmi yıkma konusundaki başarısı göz ardı edilmemelidir. Cumhuriyet buyunca sistematik olarak ötekileştirilen ve siyasi alan kendilerine kapatılmış toplum kesimlerini devletin merkezine taşıdı. Bu dönüşün tarihsel olarak çok önemli bir başlangıçtır. Ak parti başarılı mı? Siyasal olarak kuşkusuz başarılıdır. Ancak toplumsal dönüşüm ve kültürel iktidar konusunda çok eksikleri var. Asıl sorun da yerini alacak yeni bir hareketin olmaması. Kuşkusuz daha özgürlükçü, daha adil, toplumsal dinamikleri daha doğru okuyan bir hareket başarılı olma ihtimali her zaman vardır.

Ak Parti iktidarında karşılaştığı en büyük sorunlardan biri FETÖ darbesi ve arkasından süren yargılama sürecidir. Ak Partinin oyunun FETÖ yargılamalarından dolayı düştüğünü savunanlar gerçekleri manipüle ediyor. Sorun başka yerde ve bu açıklama biçimi gerçeklerden uzaklaşma sonucunu doğuruyor. Unutmayalım ki, Cemaat yargılamadan çok önce Ak Partiden kopmuştu. Ak Partideki oy kaybını Cemaate ve FETÖ yargılamalarına bağlamak, asıl yüzleşilmesi gereken gerçeği unutturuyor. Dahası FETÖ mücadelesi Ak Partideki kaybı önleyen bir sosyolojik olgudur.

FETÖ soruşturmaların Ak Partinin oyunu ne kadar etkilediği tartışmaya değer bir konu. Şu an elimizde veriler yok. Ancak, Cemaatle Ak Partinin arasının açıldığı andan itibaren, cemaat mensupları 2012 den beri Ak Partiyi desteklemedikleri gibi karşısındaki partileri desteklediler. ( Buna CHP ve HDP de dahildir.) Ak Parti oy kaybediyorsa nedenlerini başka yerlerde aramak gerekir.
Bana göre FETO yargılamaları Ak Partinin hala en güçlü yönü.

CHP, hiç kuşkusuz muhalefetin en güçlü partisidir. CHP'nin en büyük sorunu geçmişidir. CHP, mazisinden dolayı muhafazakar dindar seçmenin gözünde hala güvenilmez bir partidir. Çanakkale’de düzenlenen etkinlikte yapılan şehitlikte içki olayı, bir CHP milletvekilinin içki hakkındaki sözleri muhafazakar seçmeni ürkütüyor. CHP söylem değil, güvenilirlik sorunu yaşıyor. CHP Tek Parti Döneminde oluşan ve hala bazı milletvekillerinde devam eden söylemin handikabını aşmakta zorlanıyor.

HDP, bir yandan Türkiyelileşme, diğer yandan terörle arasına mesafe koyma konusunda sorun yaşamaktadır. Özellikle kazandıkları belediyelere kayyum atanması konusunda bekledikleri desteği bulamadılar. Yaptıkları adalet temalı eylemleri de devam ettiremediler. HDP'nin bir diğer büyük sorunu da Müslüman/Şafi/Nakşibendi bir gelenek üzerine Sol/aydınlanmacı ve Kürt milliyetçiliğine dönük bir siyasal dil kullanması.

MHP'nin sorunu seküler/ulusalcı/ Kemalist kıyı milliyetçiliği ile muhafazakar/ülkücü/ Orta Anadolu ve Karadeniz milliyetçiliği arasındaki gerilimdir. Bu gerilimin Akşener tarafı kıyı milliyetçiliğine aittir. Ona düşen iktidar olması değil elbette. Ak Parti ve MHP'den koparacağı oylar. Bakalım kendisinden beklenen performansı gösterebilecek mi?

Türk siyasal yaşamında Akşener etrafında tartışılan konulardan biri de yeni kurulacak bir partinin başarı şansının ne olacağı konusudur.

Yeni bir siyasal hareketin başarısı;

1-Sosyal guruplar ile onların temsilcisi olan partiler arasındaki temsil sorunu oluşmasına,
2-Toplumun önemli bir kısmının yeni siyasal hareketlilik içinde olmasına,
3-Yeni siyasal hareketin de toplumda ortaya çıkan bu isteğe cevap vermesine bağlıdır.
Akşener'in sosyolojik olarak neye karşılık geldiği belirleyicidir. Benim görüşüm Akşener'in toplumsal bir ihtiyaçtan değil, bir proje olarak ortaya çıkmasıdır. Bu projenin bir amacı MHP'nin bölünmesi, diğeri Erdoğan'ın zayıflatılmasıdır.
Kuşkusuz Erdoğan'ın geleceğini Akşener değil, kendi hamleleri belirleyecektir. Dahası bütün partilerin başarı ya da başarısızlığı öncelikle kendi yapacakları davranışlar belirleyecektir.

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr