• BIST 108.518
  • Altın 153,390
  • Dolar 3,8429
  • Euro 4,5142
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 7 °C

Paylaşmak Daha da Haz Veriyor İnsana

Ayhan ŞİMŞEK

Yaşadığımız Anı Yaşamaktan Çok Paylaşmak Daha Da Haz Veriyor İnsana

Dünyada yedi milyar insan olduğu söylenir. Dini ve tarihi kaynaklar ölmüş insanların şuan yaşayan insanlardan fazla olduğunu bizlere hatırlatır. Ölmüş her insanın bir hikâyesi olduğu gibi yaşayan her insanın da bir hikâyesi vardır muhakkak. İnsanoğlu kendi hikâyesinin peşine düşmektense başka hikâyelerin peşine düşmeyi daha kolay ve eğlenceli bulmuştur. Hepimizin bir hikâyesi var ama biz başka hikâyelerin peşine düşmüş bulunmaktayız. Bunun böyle olmasının sebebi ise insanın kendi kendisine yetememesi durumu ve hikâyesinden memnun olamamasıdır. Uzağa gitmeye gerek yok! Yaşadığımız çevreye hatta kendi hayatımıza baktığımızda sürekli bir şey anlattığımızı ya da dinlediğimizi fark ederiz. Pekiyi de bu anlattıklarımızın ne kadarı bizimle ilgili? Ya da dinlediklerimizin ne kadar anlatan kişiyle ilgili?

Bu anlattıklarımız ya da dinlediklerimiz aslında kendi hikâyemizden memnun olmadığımızı göstermektedir. Eğer kendi hikâyemizden memnun olsaydık bu kadar kendimizi gösterme ya da paylaşma ihtiyacını taşımazdık. Söz konusu kendimiz olduğunda kendimizi o kadar da iyi anlatamıyoruz. Çünkü kendimizi bilmiyor ve tanımıyoruz! İnsanın sürekli bir arayışta olması yaratılıştan gelen bir niteliktir aslında. Günümüzde bunu gerçekleştirmek ise eskiye kıyasla çok daha zordur. Aslında buna eski demek de abestir çünkü bize ait olmayan birçok şeyi kullanıp atma ve eskitme durumuyla karşı karşıyayız. Bugün yaşadığımız anı yaşamaktan çok paylaşmak daha da haz veriyor insana. Bu durum da sosyal medyanın insanın genlerine işlediğinin ya da işliyor oluşunun bir kanıtıdır bana göre.

Sosyal medyayı kullanan ve akıllı telefon sahibi olan arkadaş gruplarıyla bir toplantı ya da “öylesine” bir yerde olduğumuzda kendimiz dâhil şöyle bir arkadaşlarımıza baktığımızda; telefona biraz önce baktığı halde tekrar bakma ihtiyacı olduğunu görürüz kendimizde ve arkadaşlarımızda. Çünkü bedenen orda olsak da kafamız paylaştığımız bir fotoğraf ya da sözün geri bildirimindedir. Yaşadığımız o anı değil, kaç beğeni ya da yorum alma olayını yaşıyoruz. Karşımızda somurtkan bir şekilde oturan arkadaşımız, o anda paylaştığı fotoğrafa sosyal medyada baktığımızda ise daha da şaşırırız çünkü güleç yüzlü ve hayatından gayet memnun bir görüntü sergilemektedir. Dahası ise paylaştığı fotoğrafı hazır efektlerle düzelttikten sonra daha da bir mutlu olduğuna şahitlik ederiz. Bu sadece diğer insanlarla ilgili bir sorun değil, diğerlerinin gözünden baktığımızda aynı durum bizim için de geçerli.

Pekiyi bu durumu düzeltmenin bir yolu yok mu? Bana göre var; çözüm sosyal medyaya ya da akıllı telefonlara veda etmek değil, bu araçların bir araç olduğunun farkında olarak verimli kullanmaktan geçiyor. Mesela bir fotoğraf paylaşırken kendimize ait sözlerle bir hikâye ya da bilgi de yazarsak hem bir şeyler öğreniriz hem de o paylaşıma bakanlar daha keyif alır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr