• BIST 75.585
  • Altın 129,059
  • Dolar 3,4240
  • Euro 3,6701
  • Adıyaman 6 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 2 °C

Peygamberin İnsanlığa Getirdiği Mesajlar.

Peygamberin İnsanlığa Getirdiği Mesajlar.
Salona sığmayan Peygamber (s.a.v) sevgisi

  

            Kahta İkbal Kültür ve Yardım Derneği tarafından düzenlenen Kutlu Doğum Programına yoğun katılım oldu.
            Her yıl Nisan ayının ikinci haftasından itibaren Peygamber Efendimizin dünyaya gelişi münasebetiyle kutlanmaya başlanan Kutlu Doğum etkinlikleri Kahta’da da yüksek sayıda katılımla ve birçok programla devam ediyor. İlçe Müftülüğü ve diğer birçok sivil toplum kuruluşunun öncülük ettiği programlara vatandaşlar Peygamberi anlamak için akın etti.
            İlçemizde eğitim, kültür ve yardım üzerine faaliyet gösteren Kahta İkbal Kültür ve Yardım Derneği tarafından düzenlenen program, konuşmacı olarak Prof. Dr. Hasan Tanrıverdi'nin katılımı ile gerçekleşti.
            Konferansa, Kahta Belediye başkanı, İlçe Müftülüğü Yöneticileri, Sendika ve çeşitli sivil topum kuruluşları da katıldı. Kahta Kültür Merkezi Konferans Salonunda gerçekleştirilen program 20.45’te başladı. Yaklaşık olarak 1000 kişinin katıldığı programda 7’den 70’e tüm vatandaşları görmek mümkündü.
            Program İmam Hatip Lisesi Mescidi İmamı Hafız Bilal Demir’in Kur’an tilavetiyle başlandı. Etkili sesiyle Kur’an okuyan Demir, vatandaşlara okuduğu bir sayfalık tilavette duygulu anlar yaşattı.
            Salavatlar, Efendimizin Mesajlarını Yaşamak İçin Getirilmeli
            Daha sonra dernek başkanı Ebubekir Akbaş açılış ve selamlama konuşmasını yaptı. Konuşmasında “Efendimizin sevgisinin çağlar üstü olduğuna şehadet eden dünya kıyamete kadar kainatın efendisinin izinde yürüyecektir.  Ülkemizde kutlanan bu programların içeriğinin boşaltılabileceğini gösteren örnekler sergilendiğini görüyoruz. Adeta bir şölen havasında, hiçbir anlam ve ruhun verilmediği programlar eminim ki amaca hizmet etmeyecektir. Her fırsatta dile getiriyoruz ki Peygamberi sadece anmak değil anlamak için bira araya gelmemiz gerekir. Çünkü günümüzde hiçbir zaman olmadığı kadar Peygamber efendimize salavatlar getirilerek anılıyor. Salavatlar, efendimizin insanlığa getirdiği mesajları, hayat anlayışını, ahlakını yaşamak için getirilmeli. Allahumme salli ala muhammed derken “ya Rasulullah biz hayat pratiğimizle gösteriyoruz ki senin yolundayız” dediğimizi bilmeliyiz. Bizler bugün kalkıp Peygamber efendimizin yaşadığı asra gidemeyiz ancak onun sünnetlerini yaşayarak onu asrımıza taşıyabiliriz. ” İfadelerine yer verdi.
            Kardeşlik, Kitabımızda Var
            “Peygamber Efendimizin İnsanlığa Getirdiği Mesajlar” konulu konferansını vermek üzere kürsüye çıkan Prof. Dr. Hasan Tanrıverdi, dinleyicilere sıradışı bir sunum gerçekleştirdi. Konferans, bitimine kadar dikkatli bir şekilde takip edildi. Dinleyicileri selamlayarak konuşmasına başlayan Tanrıverdi şu konulara mealen değindi:
            “Peygamber efendimizin insanlığa getirdiği mesajlar birkaç saat içinde anlatılabilecek bir konu değildir. Ancak temel birkaç mesajına değinmek istiyorum. Öncelikle dinimiz kardeşlik üzerinde hiçbir düşünce ve ideolojinin ulaşamayacağı kadar yüksek ufuklara sahiptir. Bilhassa bu Kuran-ı Kerim’de belirtilen hususlardandır. Ayetlerde “hepiniz Adem’densiniz” buyrulur ki bu tüm insanların insanlık temelinde kardeş olduğunu göstermek için fazlasıyla yeter. Dolayısıyla hem ayetlerde hem de Peygamber efendimizin uygulamalarında üzerinde önemle durulduğu görülür. Tarihin hiçbir döneminde görülmediği kadar farklı görüş ve inanış sahibi insanlar adalet ve kültürüne bağlı olarak bir özgüvenle yaşamıştır. Bunu kardeşlik anlayışından başka bir anlayışla açıklayamayız. Evet, ne olursa olsun, hangi görüşten-ırktan-renkten-soyda-boydan olursa olsun fark etmez; insandır ve tümü kabul edilsin veya edilmesin insanlık noktasında kardeştir.”
            Kadın, Erkeğin Kaburgasından Yaratılmamıştır.
            “Bilgiyi öz kaynaklarımızdan, Kuran ve sahih sünnetten almak zorundayız. Bu kaynaklarımızdan vazgeçtiğimiz takdirde yalan yanlış bilgiler yayılacak ve inancımızı bozabilecektir. Size birkaç örnek vereyim. Diyorlar ki kadın erkeğin kaburgasından yaratılmıştır. Allah, Hz. Adem’i yaratmış sonra da onun kaburgasından Havva’yı yaratmıştır. Bu bilgi hangi öz kaynaklarımızda var. Kuran’ da mı sahih hadislerde mi? Hem de bazı tefsirlerimizde ciddi ciddi kabul görmektedir. Bu bilgi Kuran ve sahih hadislerin bize aktardığı bir bilgi değil İsrailiyatın bilgisidir. Ayette bahsedilen “ondan yarattık” demek “onun gibisini” anlamına gelir. Yani siz bir sanatkara gidiyorsunuz bir vazonun aynısından eşinden bir tanı daha yapılmasını istiyorsunuz. Bu böyle bir şeydir. Kadın erkekten farklıdır ancak aşağı veya aşağılık değildir. Bozulmuş Tevratta mevcut olan bu bilgi İslam geldikten sonra dinimize girmiştir. Bediuzzaman da özellikle İsrailiyata dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamış ve onlardan bilginin dikkatli alınmasına değinmiştir.
            Size bir örnek daha vereyim. Hz. Davut’un 99 karısı olduğunu ve komşusunun karısına da göz diktiğini yazar kaynaklar. Komşusunun karısını almak için eşini savaşa komutan olarak gönderip öldürttüğünü söyler. Şimdi Allah aşkına böyle bir şeyi Peygamber olan birisi yapabilir mi? Böyle bir meselede imam Gazali’nin söylediğini hatırlamak lazım. Ne diyor Gazali “eğer bir alimin söylediği aklınıza yatmıyorsa iki seçenek vardır: ya siz yanlı anlamışsınız ya da söyleyen yanlış söylemiştir. Akıl ile din hiçbir zaman çelişmez.” Hz. Davut’un böyle bir şeyi yapacağı bir Müslümanın aklına yatar mı? O zaman bir problem var demektir. Bu bilgi aynı şekilde bizim kaynaklarımız olan Kuran ve sahih hadislerde mevcut değildir. Hz. Ali demiştir ki: “Hz. Davut için böyle bir iftira atana 160 değnek atacağım.” Yanındakiler “ya Ali iftira meselesinde 80 değnek atılır anladık da 160 neyin nesi?” Hz. Ali: “Sıradan bir insana atılan iftiraya 80, bir peygambere atılan iftira ise 160 değnektir.” Bu konuda uyanık olmamız lazımdır. Bize gelen bilginin aslını mahiyetini araştırmamız lazım. Şeyhimiz, liderimiz diyor diye hemen kabullenmemiz gerekmez.  Neticede diğer dünyada bize verilen aklı kullanıp kullanmadığımız sorulacak ve ona göre muamele göreceğiz.
           Bir konu daha var ki önce Yahudi veya Hristiyan olan birisi Müslüman olup bir kitap veya eser çıkardığı zaman ona hayran bir şekilde sarılıyoruz. Ve dediklerini sorgulamıyoruz. Bilmek gerekir ki bir insanın zihninde olan düşünceler kolay kolay silinmez. Önceden Yahudi veya Hristiyan olan biri daha önceki bilgilerini de kendisiyle taşır. Dolayısıyla yazdığı veya söylediği şeyleri öz kaynaklarımızda aramak gerekir. Örneğin Yusuf İslam, güzel bir Müslümandır, önceden Hristiyan idi daha sonra Müslüman oldu. Ve peygamberimizin hayatını yazdı. O kitapta peygamberimizin okur yazar olduğunu iddia ediyor. Tam bir felaket. Hangi siyer kitabında veya Kuran’da böyle bir şey olduğunu gördünüz? Böyle bir şey kesinlikle doğru değildir.
            Niye Peygamberimiz “ben ilmin şehriyim Ali kapısıdır. Şehre girmek isteyen kapıdan girsin” buyurmuş. Çünkü çekirdekten yetişme sonradan yetişenlerden çok daha üstündür. Bu anlamda çekirdekten yetişenler, dirsek çürütenler ve öz kaynakları telif edenlere öncelik vermek lazımdır.
 
 
            İlk Uçuş Denemesi bir Müslüman Alime aittir.
             “Müslümanların bilgi ve bilim konusunda öncü olmasına rağmen dar kalıplar dışına çıkamayan kişiler yüzünden İslam dünyası bilgi ve bilimden mahrum oldu. Temel referanslarımızdan olan Kuran ve sünnetin her zaman ilimden yana olduğunu görmemiz gerekir. Kuran yedi kat gökten bahsediyor. Eğer insanlar birgün bu yedi kat semaya ulaşamazsa bu ayetin hiçbir anlamı olmayacaktır insanların dünyasında. Yedi kat gök ve yer insanlığın emrine verilmiş buyrulur. Madem öyle biz gerekli ilmi çalışmaları ve keşifleri yapmaya herkeste daha muhtacız. Nitekim ilk dönem islam alimleri ilme çok büyük önem vermişler ve bu uğurda canlarından dahi olmuşlardır. Bunlardan  alim  Abbas İbn Firnas ilk uçan insandır. Uçuş düşüncesini bir kartala bakarak gerçekleştirmiştir. Ölen bir kartalın kanatları ve vücut ağırlığını ölçerek kendine uygun kanatlar yaptırarak ilkin 10 metrelik bir yükseklikten uçmayı başarmış ve uzun bir müddet uçtuktan sonra başarılı bir şekilde yere inmiştir. Daha sonra halkı toplayarak belirli bir saatte daha yüksek bir yerden dağın zirvesinden uçacağını belirtmiştir. Bunun için kendine uygun daha büyük kanatlar yaptırmış ve uçuş için dağın zirvesine çıkmıştır. İnsanlar beklerken onlara rüzgarın esmesini beklediğini söylemiştir. Rüzgar esmeye başladıktan sonra kendini dağın zirvesinden aşağı bırakmış ve uçmaya başlamış. Rüzgarın etkisiyle hızla uçmuş ve gözlerden kaybolmuştur. Daha sonra uzaklarda bir yerde çakılıp vefat ettiğini öğrenmişler. Önde gelen bazı ilim adamları onun yanlış yaptığını ve diğer dünyada durumunun iyi olmadığını söylemişlerdir. Çünkü Allah’ın insan olarak yarattığı bir kişinin kuşa özenmesinin doğru olmadığı sonucuna varmışlar ve dosyayı kapatmışlardır. Şimdi şu duruma bir bakın, bir başarısızlık üzerine ilmi çalışmalardan ve icatlardan vazgeçiyorsunuz. Ancak batılılar bunun aksini yapıyorlar. Bilimsel çalışmalar için batıda kaç kişi öldü, ne kadar masraflar yapılıyor herkesin malumudur. Peki 2010’da yanlış hatırlamıyorsam Amerika’nın bir uzay aracı yere çakıldı ve 16 astronot öldü. Buna tepki olarak eğer vazgeçmiş olsalar hiçbir zaman dünyayı sarıp sarmalayan iletişim ağına sahip olamayacaklardır.   
            Dinde aşırıya kaçmamak esastır.
            Dinimiz bizim vasat bir ümmet olduğumuzu söyler. Daha fazla eziyet çekerek daha fazla sevap kazanacağımızı söylemez. Her şeyde denge esastır. Bu dengenin dışına çıktık mı saparız. Bir örnek vereyim : bir gün Peygamber efendimiz namaza giderken bir adam görür ve güneşin altında beklemektedir. Namaza gider gelir ve uzun müddet adamın orda durduğunu görür ve sorar “kimdir o?” diye. Derler ki falandır. “çağırın” der. Adam gelir efendimiz sorar “ne yapıyorsun? Diye. Adam “güneşin altında oruç tutmaya nezrettim” der. Peygamberimiz bunun üzerine böyle yapma der.
            Kendimize daha fazla eziyet çektirerek daha fazla sevap kazanamayız. Her işimizde itidal, denge gereklidir.
            Konferans okunan ilahilerle sonlandırıldı.
 
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr