• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 13 °C
  • Adıyaman 6 °C
  • Ankara -1 °C

Pkk Bir Halk Hareketi Olabilir Mi?

Abdullah YEKTA

Tarihte halka mal olmuş, halkın liderleriyle beraber hareket ettiği devrimler ve halk hareketleri olmuştur. Gandi ve onun arkasında hareket eden halklar, İmam Humeyni ve onun inkılâbı, Küba’nın halk devrimi gibi hareketler. Bu devrimlere baktığımızda liderlerle halklar bir bütün olmuşlardır. Baskı, zulüm ve sindirmek suretiyle değil, halk gönül rızasıyla önderlerini takip etmişler ve her an onların sözlerini bir emir telakki etmişlerdir. Bu lider ve halk kaynaşması sayesinde hareketler başarıya ulaşmışlardır.     

Halka rağmen kurulan oluşumlar ve örgütler, baskı, zulüm ve sindirme ile halkı sürüklemeye çalışmışlar ve halka sürü gözüyle bakmışlardır. Fiillerini, düşüncelerini ve ideolojilerini halka zorla benimsetmeye çalışmışlardır. Halka bir an bir şey kabul ettirebilirsin ama bu sürekli devam etmez. Cumhuriyet döneminde Kürt, Türk, Çerkez, Laz vesaire herkesimin elbirliğiyle oluşturduğu devlet, daha sonra laik ve dikta rejimine dönüşünce, nimetlerinden istifade edenler hariç, her kesimin nefretini kazanmıştı.  Halk hayat kitabını okur, bünyeye uymayan düşünce ve sistem çok kısa sürede alaşağı olur.  Halka zorbalıkla tek renk bir elbiseyi sürekli giydiremesiniz.   

PKK, bugün halka rağmen halkçılık yapıyor. Toplumu zorla kendisi gibi düşünmeye, kendisine inanmaya ve kendisi gibi siyaset yapmaya zorluyor. Halk adına halkın evini, işyerini, devletin yaptığı köprü ve barajları yıkıyor, bombalıyor. Halkın işyerini, ekmek kapısını yok ediyor. Yine halkın geçim kaynaklarını yok ediyor ve kullanılamaz hale getiriyor. Belediyelerin görevi halka hizmet götürmektir. Halkın yollarını yapmak ve şehirde oluşan çıkmazlara siyasi açıdan çözümler üretmektir. Ama her nedense PKK’nın ön bahçesi olan HDP belediyeleri, güvenlik güçlerinin şehre girişini engellemek için kendi belediyelerinin iş makineleriyle teröristlere patlayıcı taşımakta ve hendekleri kazıp patlayıcı yerleştirmektedirler. Böyle bir örneği dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız.

Halkı zorla bir partiye oy vermeye zorlamak, farklı eğilimleri tehdit, şantaj, adam kaçırma ve adam öldürmelerle sindirmek. Bütün bunlar halk adına halka yapılanlardır. Biz bunları 70 yıl boyunca Atatürkçülük ve laiklik adına, bu ülke insanına nasıl yapıldığını gördük. Kimse bunları tekrar bize yutturmaya çalışmasın. Denenmiş siyasetleri tekrar denemeye gerek yok,  yoksa zaman kaybı olur.

      

Halka rağmen sürdürülen bu politikalar, halkın faydasına olan şeyler değildir. Örgüt, ne zamana kadar bu politikasını sürdürür bilemem ama bu kafa ile halkın gönlünü fethedemez. Eminim ki şu an halk bir baskı olmadan seçime gitse, HDP yine baraj altında kalır. Oysaki baskı ile de olsa almış olduğu oyların hakkını verseydi, yeni bir seçimde oylarını artırırdı. Kısa sürede olmasa da halk, PKK’nın halka rağmen uyguladığı bu politikaların hesabını soracaktır. Hiç kimsenin yaptığı, yanına kar kalmayacak. Halk, PKK’nın yaptığı bu baskıcı ve zalimane eylemlerini unutmayacaktır. Zulümle, zorbalıkla insanları uzun süre idare edemezsiniz. Zulümle abad olunmaz.

PKK,  35 yıldır Türkiye’nin içinde ve dışında faaliyet göstermektedir. Bu süre içinde halkın yararına yaptığı bir şey göremezsiniz. 35 yılda beş okul yapsaydı, halkın kendisine bakışı daha müspet olurdu. Halkın derdiyle dertlenseydi, halka baskı ve zulüm uygulamasaydı, bugün halkın PKK’ya bakışı farklı olurdu. Bir ‘barış süreci’ vardı. Bu süreç devam ediyordu. Bu süreç gündelik politikaların dışında tutuluyordu. Dış odakların devreye girmesiyle 6-7 Ekim olayları, 7 Haziran sonrasından gelişen olayların ardından PKK’nın barış sürecini bitirdiğini açıklaması örgütün kendi kendini yönetmediğini, başka odaklar tarafından kullanıldığı izlenimini güçlendirdi.

  

Bugünlerde, PKK’nın özerklikle ilgili söylemi, barış sürecinde samimi olmadığını ve Öcalan’la örgüt arasında ciddi görüş ayrılıklarının olduğunu; örgütün, Öcalan’a özgürlük söyleminden samimi olmadığını da ortaya koymaktadır.

Biz Müslüman olarak, var olan sınırları kaldırmakla uğraşıyoruz. Birinci hedefimiz insanlar arasında, ülkeler arasında oluşturulan yapay sınır ve barikatları kaldırmaktır. Mevcut devletin müesses yapısı dünya görüşümüzü taşımaktan yoksundur. Bu çağda PKK’nın Türkiye’yi özerklik formülleriyle bölmeye kalkışması akla ziyandır. Kürt halkına bir 80 yıl daha kaybettirmekten başka bir şey değildir.

Halk hareketi olduğunu iddia eden bir örgütün dünya görüşünün de çağdaş olması gerekir. Marksist-Leninist söylemlerle değil bir ülkeyi, bir köyü dahi yönetmezsiniz.

    Selam ve dua ile

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr