• BIST 96.121
  • Altın 241,448
  • Dolar 6,2331
  • Euro 7,3231
  • İstanbul 26 °C
  • Adıyaman 33 °C
  • Ankara 27 °C

Postmodernizm ve Eğitim

Y.YAVUZYILMAZ

Postmodernizm,‘Modernizm sonrası.  Modernizm ötesi. Aynı paradigmal çerçeveyi ya da uygarlık düzlemini paylaşmakla beraber, modernliğe ve onun düşünce tarzı olan modernizme yapılan içsel eleştiri ve alternatif geliştirmeye yönelik çabaların tümü. Felsefe, bilim, sanat, mimari, şiir ve sosyal yaşamın değişik alanlarında modernizmi eleştiren, sorgulayan, reddeden anlayış, düşünce ve oluşumlar .’(1) olarak tanımlanabilir. “İyimser bir bakış açısıyla postmodernizm, ‘modernliğin sıkıntılarını’ aşma çabası olarak okunabilir. Modernliğin özellikle Aydınlanmacı bir retorikle sıkı sıkıya irtibatlandırılan özü, giderek total, özcü ve nihayet tek biçimci bir düstur içinde şekillenmiştir.’(2) İşte postmodernizm, modernitenin bu özcü anlayışına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Böylece sanattan edebiyata her alanda yeni ve farklı talepler ortaya çıkmaya başlamıştır. Tekilliğin yerini çoğulculuk, kesinliğin yerini görecelilik almıştır. Modernliğin baskı altına aldığı her değer serbestçe ortaya çıkmaya başlamıştır.

Klasik rasyonalist düşünce, Descartes örneğinde görüleceği gibi, aklı dış dünyayı algılama ve bilgi elde etme konusunda tek kaynak olarak görür. Bu anlayış Alman düşünür Hegel’de zirve noktasına varır. Zira Hegel’e göre aklın işleyiş ilkeleri ile varlığın oluş ilkeleri arasında tam bir uygunluk olduğundan, akıl gerçeği anlama konusunda başka hiçbir yardımcı kaynağa ihtiyaç duymadan gerçek bilgiyi oluşturabilir. Ancak gelişen süreçte postmodern düşüncenin önünü açan gelişmeler yaşantı. White, bu sürecin temellerini şu nedenlere dayandırmaktadır:

1)Büyük teori ve anlatılara duyulan kuşku

2) Toplumsal rasyonalizasyon sonucu oluşan yeni problemlerin giderek daha çok farkında olma.

3) Yeni haberleşme teknolojilerinde patlama.

4) Yeni sosyal hareketlerin doğuşu.( 3)

Postmodernizmin fikri öncüleri arasında R. Guenon’un, Feyerabend, Nietzshe ve Heidegger’i sayabiliriz.  

Guenon, metafiziği yok saydığı, dar bir doğacılığa yöneldiği, sezginin inkar edildiği, faydalı olanın doğrunun yerine geçtiği, niteliğin niceliğe feda edildiği, bilimin sanayinin emrine girdiği, insanın maddenin kilesi haline geldiği, uzmanlaşma ve işbölümünün her türlü entelektüel çabayı engellediği gerekçesiyle modernizme derin eleştiriler yöneltmektedir. Ancak tüm bu olumsuzluklara karşın gelenekle bağların tümüyle koparılamadığına dikkat çeken Guenon, modern dünyanın bunalımının aşılacağını savunmaktadır.

Modernitenin bilim anlayışına temeli oluşturan rasyonaliteye yönelik ikinci kapsamlı eleştiri bilim felsefecisi Paul Fyerabend tarafından yapılmıştır. Feyebend’e göre gelenekler iyi ve kötü diye tasnif edilemezler. Rasyonellikte geleneklerden sadece biridir ve diğer geleneklere karşı hiçbir üstünlüğü yoktur. Rasyonalizmde temelde bir gelenektir ancak neredeyse kendini dinin vazgeçilmez inançlarının yerine koymuştur. Bu haliyle bilim Hıristiyanlığın yerine geçmiştir. Bir zamanlar despotizme karşı özgürlük mücadelesi veren bilim bugün despot haline gelmiştir.

Modernizm eleştirilerinde öne çıkan bir diğer düşünürde F. Nietzsche’dir. Nietzsche, Hıristiyanlığa ve rasyonel akla önemli eleştiriler yöneltir. Demokrasinin temeli olan herkese eşit oy hakkına karşı çıkar ve onu aşağı insanların egemenliği olarak görür. Başta Hıristiyanlık olmak üzere geleneksel bütün ahlak teorilerini zayıfı koruduğu gerekçesiyle reddeder. Nietzesche, ‘üst insan’ anlayışı ile gücü ve güçlüyü öne çıkarır. Ona güre zayıflık affedilmez bir kusurdur. Kendine özgü fikirleriyle Batı düşüncesinde köklü bir kırılmaya kapı aralayan Nietzsche, nihilizmin en önemli temsilcisi sayılmaktadır.

Postmodernizmin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan bir diğer düşünürde Heidegger’dir. Bilindiği gibi Heidegger, varoluşçuluk akımının önde gelen temsilcilerinden biridir. Varoluşçular insanın belirlenmiş bir özü olmadığını, her bireyin kendi varoluşunu gerçekleştireceğini savunurlar. Heidegger, varlığı tarih içinde oluşan ve dil ile oluşturulan bir olgu olarak düşünür. Nesnelerin dilin belirlediği sınırların dışında bir özlerinin bulunmadığını savunur. Varoluş insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir. Anlama bilmekten öte yapabilmeyi de içerdiğinden özgürlük varoluşun gerçekleşmesinde önemli bir role sahiptir. Heidegger, kaygı, vicdan ve ölümün varlığın temelini ortaya çıkaran üç vazgeçilmez araç olduğunu savunur. İç daralmasıyla intiharın eşiğine gelen insan buradan varoluşa sıçramaktadır.

Özetle postmodernizm;

Rasyonalizmi temel alan bilin anlayışına,

İnsani duruşun kaybolmasa,

Aklın araçsal hale gelmesinden dolayı oluşan yıkımlara,

Modern ulus devletin otoriter yapısına,

Hakikatin çoğulcu yapıda değil tekil olarak tasarlanmasına,

6)Bilimin dışında hiçbir hakikat tanımayan pozitivist anlayışa,

7) Bireylerin üzerine uygulanan her türlü siyasal ve dinsel baskıya tepki olarak şekillenmiştir. Kısaca postmodernizm, modernizmin oluşturduğu varlık bilgi ve bilim anlayışına köklü eleştiriler getirmektedir.

Postmodernizm, her türlü otoriteye ve hiyerarşik düzene karşı çıkan, kültürel hakları, farklılıkları, çoğulculuğu öne çıkaran bir yapıya sahiptir. Bu yüzden özellikle devletin siyasal ve kültürel hayatı baskı altında tuttuğu ülkelerde postmodernizmin geniş etkileri olmuştur. Türkiye gibi devlet geleneğinin hakim olduğu ülkelerde postmodern açılımlar devletin sivilleşmesini ve demokratik bir dönüşüm için araç olarak kullanılmıştır. Bu anlamda postmodernizmin Türkiye’ye yansımalara da çok boyutlu olmuştur. İslamcılıktan Kürtçülüğe, Liberalizmden Çevreciliğe, Sosyalizmden Milliyetçiliğe kadar çok sayıda akımı etkilemiştir. Etkilenme kimi akımlarda kültürel, kimilerinde hukuki, kimilerinde ise siyasal boyutlarda olmuştur. Postmodernist eğilimlerin etkisiyle ortaya çıkan yeni sosyal talepler, devlet ile sivil toplum arasında yeni gerilimlerin oluşmasına yol açmıştır.

Milliyetçi kesime bakıldığında eski keskin söylemin önemli ölçüde terk edildiğini gözlemliyoruz. Etnik ayırımcılığı çağrıştıracak söylemler yerine kültürel tanımlar daha yüksek sesle dillendirilmektedir.

Çevrecilik ve feminizm gibi marjinal hareketler ortaya çıkmakta ve çeşitli etkinlikler düzenlemektedir.

Postmodernizm, dünyanın karşılaştığı sorunlara karşı yeni bir açılım sağlamayı hedefler. Ancak bu açılımı hangi araçlarla gerçekleştireceği hususu o kadar açık değildir. Ayrıca postmodernizm üzerinden yürütülen tartışmalar kavramın popülerliğini artırmaktadır. “ Ne var ki, bu tartışmalar popülerleştikçe postmodernlik, bir derinlik kaybıyla yüz yüze gelir. Gerçekten de kavramın günlük dildeki kullanımı oldukça sıradandır; moda bir kavram olarak öne çıkar ve tüketilir; kavramın zenginleştiği alanlara pek az vurgu ve gönderme yapılır. Yapısal olarak zaten fantastik ve simülatif olan gerçeklik, doğası gereği bu savruklukları da tolere eder. Bu kargaşa, postmodernliğin kavramsal çekiciliğini ve yaratıcılığını daraltır, köreltir ve aşındırır. Böylece onda içkin olan tahayyül ve derinlik hızla göz ardı edilir. Her karmaşık desen, alışılmışı bozan her tasarruf, postmodernlikle ilişkilendirilir. Kavramakta güçlük çekilen şeyler postmodern ilan edilir, ucube görüntülerin gerçek bir karşılığına ulaşabilmek bu aleladelik içinde kolayca yankı bulur. Nihayet geçmişte modernliğe gösterilen ilgi aynı eksen ve duyarlılık içinde postmodernliğe de aktarılmaya başlanır.”( 4) Bütün bunlara karşın postmodernizmin yeni durumlar ve yeni imkanlar ortaya çıkardığı da bir gerçektir.

Postmodern anlayışın kendine uygun bir eğitim sisteminin olduğu kuşkusuzdur. Hakikatin ve büyük anlatışların olmadığı postmodern anlayış deizm ve nihilizme varan bir anlayışı besler.

Modernizmin tekçi anlayışına karşı postmodernizmin çoğulcu evren tasarımı çekici görülebilir. Ancak görünen o ki, postmodernizm son tahlilde değersizliktir. Bütün büyük öğretilere muhalefet eden postmodernizm, doğası gereği dinlere ve dinlerin öğretilerine de tümüyle karşıdır.

Öyle görülüyor ki,postmodern eğitim merkezinde değerlerin olmadığı bir eğitim anlayışı olarak karşımıza çıkar. Eğitimdeki değerlerin olabildiğince çoğulculaşmasını savunurken bir tür nihilizme yol açmaktadır.

Postmodernizm, eğitim anlayışı olarak aşkın değerlere vurgu yapmaz. Dini değerler eğitim sürecinde yol gösterici ilkeler olarak alınamaz. Bu anlamda postmodernizm, modernizm ile birleşir.

Hayatın dini değerlerin dışında inşa edilmesi gerektiğini savunan laik ve seküler özellikleriyle modernizm ve postmodernizm aynı eksende birleşir. Bu anlamda ikisi de aklın hayatı anlamlandıracak ilkeleri bulabileceğine inanırlar. Modernizm, aklın ilkelerinin herkes için geçerli ilkeler ürettiğini savunurken, postmodernizm bu konuda çoğulculuğu öngörür.

Şurası açık ki, Türkiye’de yaşanan demokrasi deneyiminde ortaya çıkan sorunlar, özellikle 28 Şubat deneyiminin getirdiği kuşkular, İslami kesimler için çoğulculuğu öne çıkaran postmodernizme eğilimi artırdı. Belirli koşulların etkisiyle cazip gelse de postmodernizmin dünya görüşü, İslami değerlerle örtüşmeyen bir felsefeye yaslanır.

Sosyal Bilimler Sözlüğü, Ömer Demir- Mustafa Acar, Vadi y.

Yeni Başlayanlar İçin Postmodernlik, Yard. Doç. Dr. Necdet Subaşı, Zaman, 26 Eylül 2008

Siyasal Arayışlar, Aytekin Yılmaz, Vadi y.

Yar. Doç. Dr. Necdet Subaşı,agm

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr