• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

Potansiyel Güc: İslam

Abdullah YEKTA
               

           

İslam dünyası Miladi XI. asra kadar bilim, kültür ve siyasi alanda kazandıklarını bu tarihten itibaren günümüze kadar tükete gelmiştir.  Müslümanlar XI. asırdan günümüze kadar bilim, felsefe ve kültürde yeni paradigmalar üretememişlerdir. Kendi dönemlerinde ve sonrasında dünyaya sunabilecekleri bir değerler dizesini üretememişlerdir.

           

İslam dünyasının bu donuk yapısı karşısında Batı, Rönesans ve reformla beraber kazandıklarını aydınlanma sonrasında sosyalist ve kapitalist paradigmalar haline dönüştürebildi. Bu paradigmalar biz Müslümanlar nazarında ne kadar eksikse ve insani değilse de, batı insanı için yeni ve denenebilecek olan paradigmalardı.

           

On dokuzuncu asırdan bu güne kadar Batı, helvadan yapmış olduğu bu putu tekrar tekrar insanlara sunmaya çalıştı. Kimi yerde liberalizm, kimi yerde özgürlük ve insan hakları, eşitlik ve kimi yerde sosyalizm denendi. Olmadı modernizm büyüsü ile insanlar oyalandı. Modernizm eskimeye yüz tutunca sözde modernizm sonrası bir evre olan post-modernizm gündeme getirildi.  Bunlar yapılırken gelenek bütünüyle göz ardı edildi. Bu paradigmalar sunulurken ahlak, namus, din ve gelenek yok sayıldı, cinsellik ve çıplaklık bir promosyon olarak sunuldu.  Geçmişe dair ne varsa hepsi silindi. Modern insan, geçmişe ait hiçbir şey hatırlamıyor. Geçmiş yok artık. Batının insanlığa en büyük hediyesi herhalde budur. Başka bir şey vermesi de düşünülemez.

            

Bu gün Hrıstiyanlık, Yahudilik, Hint ve uzak doğu dinleri, insanlığa sunulmak üzere yapılan bütün düzeltme ve süslemelere rağmen insanlığın beğenisini kazanamamaktadır. Bu saydığımız dinlere artık insan eli değmiş. Bu dinler, asli yapılarından uzaklaştırılmışlardır. İnsanlığı yeniden diriltecek güçleri kalmamıştır.

           

Bugün insanlığa yeniden bir ruh verebilecek olan İslam dinidir. Geçmişte inşa ettiği insan tipiyle, insana verdiği huzur ve güvenle insanlığın cazibe merkezi haline gelebilir. Geçmişte yaptıklarının referansıyla bu gün yapabilecekleri dikkat çekmektedir. İslami açıdan birçok yönden eleştirmemize rağmen, geçmişe dair yaşadığı tecrübeyle İslam,  günümüzde bir umut kaynağı olmuştur. Gelecekte de başka bir alternatif gözükmemektedir.

           

Kur’an-ı Kerim, bir nüve olarak geleceğin insanı kâmilini içinde barındırmaktadır.  Çekirdek misali; devasa ağacı dallarıyla, yapraklarıyla içinde barındırır. Allah’ın Kitabı etüt edildiğinde, peygamber asrında olduğu gibi yine altın nesiller doğabilir. Her zaman ve her çağ buna gebedir. Yeter ki doğru bir şekilde tohum atılsın.  Hz. Ali’nin dediği gibi yeter ki “ Bu Kur’an’ı konuşturabilecek âlim bunsun.”

           

Batı İslam’ın ve Kur’an’ın bu potansiyel gücünün farkında ve bu gücü yok etmenin peşindedir.  Bugün Osmanlı hinterlandında akıtılan kan ve gözyaşının yegâne sebebi budur. Ortadoğu insanının başını kaşımasına bir türlü imkân verilmemesinin sebebi budur.

           

Gelecek vadeden, bir medeniyet projesi üretebilecek olan İslam’ın muharrik bir güce ihtiyacı vardır. Bu güç kim olacak? Amerikan’ın ve İsrail’in istediği, kendilerini İslam dünyasından uzak tutan,( Seyyid Kutub’un ifadesiyle ) “Amerikancı Müslümanlığı” savunan cemaatler mi olacak, yoksa mezheplerini dinin yerine geçiren taassupkar cemaatler ve devletler mi olacak?

           

Elbette ki bunlar olmayacak. Peygamber (sav)in dediği gibi “Dini Süreyya yıldızından alıp, getirecek” Âlim ve muhlis Müslümanlara ihtiyaç vardır

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr